Sema Ö.

Sema Ö.
There is a remedy for everything except death.
ELT
Philosophy Student
486 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Genel olarak stratejik benlik sunumunda iki genel stratejiden söz edilmektedir: Yağ çekme ve kendini yükseltme. Yağ çekme genellikle yüksek statülü kişilerde kullanılan bir stratejidir. Kişi kendisini beğendirmek için karşısındaki pohpohlar ve över. İkinci strateji kendini yükseltme adı verilen davranış biçimidir. Kişinin başkalarına kendi yeterliliğini gösterme ya da onları bu konuda ikna etme girişimidir.
Kitap Alıntısı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kant’ın çok alıntılanan deyişiyle söylenecekse “Duyusallık olmadan bize hiçbir nesne verilemez ve anlama yetisi olmadan hiçbir şey düşünülemez. İçeriksiz düşünceler boş, kavramsız görüler kördür” (Kant, 1960: B75).
Kitap Alıntısı
Kantçı anlayışa göre insan zihninin ilk öğesi, dünyayla ilişkiye geçebilmemizi sağlayan uzam ve zaman, görme biçimlerinin (görülerinin) sahibi olan duyusallıktır. Ancak, duyusallıktan gelen veriler, kendi başlarına yargı vermek anlamına gelmezler. İnsan yalnızca dünyayı algılayan bir varlık değildir, insan zihni dünya hakkında yargı da verir. Zihnin dünya hakkında yargı vermesi, düşünme etkinliği, anlama yetisinin saf kavramları ile gerçekleşir. Kant, saf doğa biliminin olanağını, bu kavramlara borçlu olduğunu savunur. Kant’a göre anlama yetisinin saf kavramları, görüden ya da duyusallıktan gelmez, düşünmeye ve anlama yetisine aittirler (Kant, 1960: B89).
Kitap Alıntısı
Aklın deneye hiçbir şekilde başvurmadan işlemesine dayanan bilimler, eğer gerçekten bir bilim olacaklarsa kavramların çözümlenmesinden öte, bilgimize yeni bazı eklemeler de yapmalı, bilgimizi genişletmelidirler. Kant’ın ifadesiyle söylenirse, “sentetik” olmalı (Kant 1995: 15) ve “deneyden ve hatta bütün duyu uyaranlarından bağımsız” (a priori) yargılar vermelidirler. Kant, bu türden yargılara, “sentetik (a priori)” yargılar adını veriyor. Eğer metafizik, bir bilim olacaksa bu türden “sentetik a priori” yargılar üretebilen bilimleri örnek almalıdır. Saf doğa bilimi ve saf matematik, bu tür yargılar kullanır. Böylece, aklın ve anlama yetisinin, deneyimden bağımsız olarak, neyi ne ölçüde bilebileceklerine ilişkin soru “saf aklın ödevi” olarak şu biçimi alır: “sentetik (a priori) yargılar nasıl olanaklıdır?” (Kant, 1960: B20).
Kitap Alıntısı
Locke’un yalın ideler görüşü
Gül idesini incelediğimizde birçok yalın ide ve bu idelerin deneysel kaynağını buluruz: Görme duyumundan gelen kırmızı idesi, dokunma duyumundan gelen yumuşaklık idesi (gülün taç yaprakları), sivrilik idesi (gülün dikenleri), koklama duyumundan gelen koku idesi vb. Bu yalın idelerin her biri zihne, birbirinden ayrı algılar olarak girer ve zihinde bir araya getirilerek gül bileşik idesini oluştururlar. Locke’un yalın ideler görüşü, insan anlayışının ya da zihninin sınırlarını belirler; biz dış dünyayı, yalnızca beş duyu organımızın müsaade ettiği ölçüde biliriz.
Kitap Alıntısı