Tanrı yasasında zamanaşımı diye bir şey yok ki. Evet, öyle olmalı; eski bir günahın hayaleti, gizlenmiş bir yüz karasının kötücül uru: Bellekte yitip gittikten ve kendine duyduğu Sevgi kabahati örtbas ettikten yıllar sonra ceza ağır aksak da olsa peşinden geliyor.
Soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir; çok geçmeden,taşlardan biri evinin arka bahçesinde oturan kendi halinde bir adamcağızın tepesine iniverir, birinin canı burnuna gelmişse ona fazla soru sormayacaksın.
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözememeli insan;
Çalıların ve rüzgarın çocukları olalım her zaman.
Evden uzak,ah,ikimiz için çiçeğe durur hâlâ
O güzelim katırtırnakları kuzey diyarında.