Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.598
Gösterim
Adı:
Dr. Jekyll ile Bay Hyde
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
104
ISBN:
9786053325543
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde
Çeviri:
Celâl Üster
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Stevenson yinelenen kâbuslarında çifte yaşam sürüyor; gündüzleri saygın bir doktor olarak çalışırken geceleri sokaklarda geziniyordu. Dr. Jekyll ile Bay Hyde işte bu kâbuslardan doğdu. 1886’da yayımlandığında İngiltere ve Amerika’yı kasıp kavuran yapıt, çok sayıda tiyatro ve sinema uyarlamasıyla bir popüler kültür efsanesine dönüşerek günümüze kadar geldi. Victoria döneminin değerlerine uygun olsa da, olay örgüsü günümüzün toplumsal ve psikolojik kaygılarına denk düşecek biçimde yeniden işlenebilmesine elveriyordu. Bir yandan da, bunca şan şöhretin gölgesinde kalan edebi derinliği ve çok katmanlılığıyla farklı düzeylerde okunabilecek bir metin olarak varlığını sürdürdü. Ruhla bedenin arzuları arasındaki ezeli çatışmadan söz ederken Victoria toplumunun ikiyüzlülüğünü yeren ve psikoloji alanında Freud’un kuramlarını haberleyen gelişmelerle kan bağı bulunan, çağının ötesinde bir başyapıt olarak…

ROBERT LOUIS STEVENSON (1850-1894): Edinburg’da dünyaya gelen yazar, hukuk öğrenimi gördü. Üniversite yıllarında yaz tatillerini Fransa’da geçiren Stevenson’ın An Inland Voyage (1878; İç Kesimlere Yolculuk) ve Travels with a Donkey in the Cévennes (1879; Eşek Sırtında Cévennes Yolculuğu) adlı kitapları bu gezilerinin ürünüydü. Yazar 1879’da, aşık olduğu Amerikalı Fanny Vandegrift Osborne’un ardından ABD’ye gitti. Bu yolculuğu daha sonra The Amateur Emigrant (1895; Amatör Göçmen) ve Across the Plains (1892; Düzlükleri Geçerken) adlı yapıtlarında anlattı. 1880’de Fanny ile evlendi. ABD’de terk edilmiş bir gümüş madeni yakınlarında geçirdikleri balayı yazarın The Silverado Squatters (1883; Gümüş Avcıları) adlı yapıtının konusunu oluşturur. Yazarın en bilinen yapıtları arasında Treasure Island (1881; Define Adası) ve Kidnapped (1886; Kaçırılan Çocuk) sayılabilir.
Bu kitaba neden bu kadar az ilgi gösterilmiş, anlamadım. Şaşırdım. Oysa, 1886'da ilk yayımlandığında yazarını büyük bir üne kavuşturan bir novella bu. Hem de dünyayı kasıp kavuran ünlü Rus yazarlarının büyük eserler verdikleri bir dönemde.

Stevenson, favori yazarlarımdan. Bu kitabı ise, bir başyapıt. Seksen sayfalık bir kitap, ama öyle sarsıcı, öyle yeni, öyle tuhaf bir atmosferi var ki.. İnsan ruhunun en derinlerine, psikolojinin gizemlerine, şuurumuzun en diplerine doğrudan eğilen; henüz bilinçaltı teriminin bulunmadığı bir dönemde, zihnimizin derinliklerine cüretkar bir girişimdir bu kitap..

Burası spoiler içerir. Okuyacaklar dikkat etmeli..

Bir rüyadan doğmuştur bu kitap. Yazarının gördüğü bir rüyadan...
Bir doktorun, Dr. Jekyll'in izindeyiz kitap boyunca. Avukatı Utterson'a, kendisine bir şey olması halinde tüm mal varlığını koşulsuz olarak Bay Hyde'a bırakmasını vasiyet eder. Fakat, böylesi saygın, sağduyulu ve akıllı bir doktorun, kimsenin tanımadığı birine tüm çalışmalarını, tüm mal varlığını miras bırakması kafaları karıştırır. Çok az insan görmüştür Bay Hyde'ı. Görünüşü dahi insanlarda tiksintiye sebep olan, tekinsiz ve şeytani bir çehreye sahip bu adam neyin nesidir? Nereden gelmiştir, kimdir, bilen yok.

Ardından bir cinayet işlenir. Cinayetin tanığı olan kadın, Hyde'ın eşkalini polise verir. Ancak Hyde bulunamaz. Bu gizemli kişilik sırra kadem basadursun, avukat ve bazı doktor dostları, Jekyll'in hayatından endişe etmektedir. Evden çıkmamakla kalmayıp, odasından dışarı adımını bile atmamaktadır. Solgun çehresi, bitkin haliyle adeta bir zombiden farksız olan Jekyll, bu haliyle Hyde'ı andırmaktadır.. Yoksa ...? Acaba ... ? Evdeki bunca deney tüplerinin, bunca dağınık laboratuvar malzemesinin anlamı nedir? Bu kısmı da okuyucuya bırakalım.

Okuduğum en tuhaf, en gotik, en karanlık, en müthiş, en en en iz bırakan kitaplardandır. Stevenson'ı hayatıma sokan, favori yazarlarımdan kılan da bu eseridir.

Şiddetle tavsiye edilir..
O kadar çok psikolojik gerilim okudum ancak Stevenson harikalar yaratmış. Dr. Jekyll ve Bay Hyde içimizdeki iyi ve kötüyü temsil ediyor. Kitapta heyecan hiç bitmiyor, hatta her an daha da yükseliyor. Olayların nasıl sonlanacağını merak ederek okuyup finalde ise çok şaşırdım.. 1886 yılında yazılan roman bugün hala birçok filme konu olmayı, listelerde hala üst sıralarda kalmayı hak ediyor. İyilik ve kötülüğün birbiri ile çatışmasını okurken hem çok meraklandım hem de yazara birçok cümlesinde hak verdim.. Zamanınız bolsa, kitabın bir günde okunması taraftarıyım. Konu bütünlüğünü kaybetmemek açısından bunun gerekli olduğunu düşünüyorum.

Benzer kitaplar

Bir solukta okunabilecek bir kitap, insanın içindeki başka bir insandan bahsediyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen anlattığı öykü hepimizin bir birey olarak sık sık düşündüğümüz bir konuya değiniyor. Ben neyim? Iyi mi kötü mü?

Zaman zaman kendimle konuşurum, acaba hayatımın hangi dönemindeki hatice beni daha mutlu etti ya da hangi dönemde yaşadığım hatice aslında bendi? Insanoğlu bir olay karşısında hiç o zamana kadar vermediği bir tepkiyi verdiğinde "kendimi tanıyamadım, nasıl böyle davranabildim " der zaman zaman ya da çoğu zaman, belki de aslında gerçekte o tepkiyi veren kişiyiz ve kendimiz bile bunu bilmiyoruz. Belki de bugüne kadarki söylediklerimizin ya da yaptıklarımızın tam tersini yapmaya meyilli bir insandık, biz kendimizi bu kalıba soktuk.

Karakterimizin gerçekte ne olduğundan asla emin olamayacağımizi, içimizdeki hangi yönün ya da hangi benin baskın olacağına asla karar veremedigimizi çarpıcı bir öyküyle anlatmış yazar, kısacık bir kitap ama üzerine saatlerce konuşulsa bitmeyecek sorular bırakan. Tavsiye ederim, keyifli okumalar diliyorum:)
İçimizdeki iyi ve kötünün vücut bulmuş halini temsil eden 2 ayrı karakter.Bir tarafta Dr.Jekyll bir tarafta Bay Hyde. Aynı bedende farklı karakterler.Biri iyiliği temsil ederken biri kötülük abidesi. Dr.Jekyll içimizde barındırdığımız ve birbirlerine engel teşkil ettiğini düşünen iyi ve kötü karakterleri, birbirinden bağımsız hale getirip özgürleştirmek için deneyler yapar ve kendisi iyilik temsilcisi Dr.Jekyll olarak kalırken ortaya tamamen kötülüğü temsil eden Bay Hyde oluşuverir. Başlarda bunu baskılayabilen Dr.Jekyll, zamanla kötü tarafın etkisinde sürekli kalır ve en sonunda kendini ona teslim ederek, kendi sonunu kendi hazırlar.

Kitap, gizemli ve merak uyandıran bir içeriğe sahip ve ayrıca sıkılmadan okunacak sürükleyicilikte.Yazar insanın ruhundaki çatışmayı,iyilik kötülük arasındaki o gelgitleri ustaca gözler önüne seriyor.

İnsanların mayasında bir miktar iyilik ve bir miktar da kötülük bulunmaktaydı. Oysa tüm insanlık içinde bir tek Edward Hyde yalnızca kötülükten yoğurulmuştu.”
Tavsiye edilir.
Stevenson'un soluk soluğa okuyabileceğiniz en iyi kitaplarından biridir. Ritm hiç düşmez. Kitabın sonuna kadar aynı seviyede sizi gerilim/dram dolu bir macera bekliyor. Gündüzleri Dr. Jekyll geceleri ise cani bir canavara dönüşen Bay Hyde'in gizemli hikayesi sizi sarıp sarmalayacaktır. Stevenson'un hayal gücündeki muazzam derinlikleri bu kitapta çok fazla göreceğinize eminim.
İngiliz yazar Robert Louis Stevenson'dan okuduğum ikinci kitap (ilki ilkokuldayken okuduğum Define Adası) olan Dr. Jekyll ile Bay Hyde, oldukça kısa olmasına karşın etkili bir kitaptı benim için. Uzun zaman geçtikten sonra okuyunca tarzını biraz unuttuğum yazarın bu kitabı başlarda biraz zorlasa da ilerledikçe kendine alıştırdı ve hikayeye girebildim. 19. yüzyıl İngiliz yazarlarında sıkça gördüğümüz detaycılık Stevenson'da mevcut, fakat çok sıkıcı olmadığını ve ortamlarla kişileri anlamada yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Çok sade bir dil yok kitapta ancak okumakla uzun zaman geçirince kendine alıştıran bir yapısı var. Aslında kısa bir hikayeyi biraz detaylandırıp hafif süsleyerek anlatmak istemiş gibi geldi yazar. Hikayesine gelirsek oldukça hoş ve ilginç olmasının yanında merak uyandıran bir yanı da var. Olaylar 1800'lerin Londra'sında geçiyor. Utterson adında bir noter bir gün Hyde adında iğrenç görünüşlü kötü bir adamın cinayet işlediğini öğrenir ve şehrin saygın isimlerinde Dr. Jekyll vasiyetinde mirasının o adama bırakılmasını yazmıştır. Bu ilginç vasiyete bir türlü anlam veremeyen Utterson, aynı zamanda arkadaşı olan Jekyll'a Hyde'ın kim ve nasıl biri olduğunu sorsa da Jekyll buna kaçamak cevap verir. İşlediği cinayetler yüzünden toplumun nefretini kazanan ve polislerce aranan Hyde bir türlü ortaya çıkmaz. Dr. Jekyll ise evinden çıkmamak ve ziyaretçi kabul etmemek gibi çok garip davranışlar sergiler. İkisinin arasındaki ilişki bir sırdır. Belli bir aşamadan sonra olayın gizemini çözmek mümkün oluyor aslında. Mektupların sıkça yer aldığı kitap bizlere olayların iç yüzü hakkında yardımcı oluyor. Mekan ve kişi betimlemelerinin iyi olduğunu söylemekle birlikte ara sıra hafiften sıkıyor gibi oluşu da mevcut. Fantastik ve psikolojik unsurlar barındıran kitap zevkli bir kurguya sahip diyebilirim. Filmleri de çekilen eserin o dönemin İngiltere'sini görmek adına okunmasında fayda var diye düşünüyorum.
BİLİNÇALTI SORUNUMUZA DİKKAT ÇEKEN GARİP BİR ÖYKÜ
SPOILER UYARISI !!!

Sosyal hayatımızda hani erdemli insan olarak yaşamaya çalışırız, örnek birey profili çizeriz ya aynı zamanda da içimizdeki kötü yanı bastırmaya çalışırız. Uygar bir toplumun bireyi olmak bunu gerektirir.

Aslında hepimizin içerisinde (amiyane tabirle) hayvansı duygular, şiddet yanlısı, acımasız, ahlaksız, sapkın bir taraf vardır. Bu duygulara zaman zaman teslim oluruz ve yapma isteğine karşı koyamayız. Ya da istemeye istemeye vazgeçeriz. Çünkü bu tür duygular içinde bulunduğumuz toplum tarafından kabul edilmez, hor görülür ve dışlanma yaptırımına sebep olur.

Hikayede Dr.Jekyll de bizim gibi ahlaklı, çaba sarfeden, erdemli olmaya çalışan, hayatı boyunca çabalayıp iyi yerlere gelmiş saygın bir doktordur. Aynı zamanda da içindeki kötü yanımız diye tabir ettiğimiz ikinci kişiliğe sahiptir. Bir farkla, o bu durumdan oldukça rahatsızdır.
Bu sanırım insanoğlunun doğasında var. Halk arasında 'İnsanoğlu çiğ süt emmiştir' sözü tam da bu durumu açıklar niteliktedir.

Dr.Jekyll, duyduğu vicdan azabı neticesinde ruhsal anlamda düştüğü bu ikilemden kurtulmak, iyi kişiliği olan haliyle kötü olan kişiliğini birbirinden ayırmak için (fantastik olan öykünün ana kaynağı bu olaydır) bir ilaç icat eder ama işler sandığı gibi gitmeyecektir.

İçtiğinde kötü yanını temsil eden kişiye Mr.Hyde'e dönüşür. Hyde, Dr.Jekyll (uzun boylu, yapılı, gösterişli) den daha zayıf, kısa ve çelimsiz aynı zamanda çirkin, korkunç suratlı biçimsiz bir bedene sahiptir. Doktor bu bedendeyken bilinçaltında bastırdığı kötü olan ve aşırı istek duyduğu bütün kötü davranışları yapmaya başlar.
Bir süre sonra olaylar yaptıklarından ötürü işin içinden çıkılmaz bir hal alır ve pişman olur eski haline dönmek ister. Bunun için tekrar ilaç almak zorundadır. Bu şekilde istediği zaman Hyde veya Jekyll olabiliyor. Bir süre sonra bu durumdan haz almaya başlayınca başına umulmadık olaylar açar. Artık Dr.Jekyll isteklerindeki ikiliğin pençesinde kurtulamaz.

" Birinin alnında iyilik ne denli parlıyorsa, ötekinin yüzünde de kötülük o denli açık okunuyordu. Ruhtaki kötülük - hâlâ insanın tehlikeli ve öldürücü yanı olduğunu kabul etmekte direttiğim-bedene de çirkinlik ve kötülük damgasını vurmuştu; ama yine de, o çirkinlik simgesini aynada görünce, hiçbir nefret duymadım; çünkü bu da bendim. "

Kitabın birçok çeşidi ve çevirisi var. Size önerim 112 sayfalık (Zarife Laçinler çevirisi, 1998) versiyonunu okumanızdır. Zira 79 sayfalık basit bir versiyonu da var buna dikkat ediniz
Ahlak üzerine zekice kurgulanmış bu simgesel anlatımı bana göre herkesin okuması gerekir. Tüm insanların kendi benliğinde yaşadığı bu ahlak ikilemi bundan daha güzel anlatılamazdı.
Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi, hayatını toplumun tabu saydığı kurallara bağlı olarak yaşamaya adamış bir doktorun zamanla kendi içinde bulunan iyi kötü savaşını anlatan kitap, herkesin kendi içinde bulunduğu savaşı hatırlatıyor. Mr. Utterson kuzeni Mr.Enfield ile herzaman ki yürüyüşlerini yaparken, Mr.Enfield’in bir kapıyı göstermesi ve yaşadığı tuhaf olayı anlatması ile ilginç bir hal alıyor. Mr. Utterson bir avukattır ve elinde bir vasiyet vardır. Bu vasiyet kuzeninin gösterdiği kapının ardında ki kişi ile ilgilidir lakin avukatın tanıdığı kişi kuzeninin bahsettiği kişiden çok farklıdır. Olayın üzerine giden avukat hiç ummadığı bir durumla karşılaşacak insanın içinde bulunduğu iyi kötü savaşının tanığı olacaktır. Franz Kafka ( özellikle Dönüşüm ) okumayı severlerin çok seveceği bir kitap. Tavsiye ediyorum. 46 Yok Olan dizisinin de bu kitaptan uyarlandığını hatırlatmakta fayda var.
İnsanın iki yönlü doğası, iyilik ve kötülüğün başa çıkılamaz tezatlığı arasında mekik dokuyan çaresiz DR. Jekyll'in çifte yaşamı anlatılmakta. Aslında günümüzde topluma aykırı olmamak adına bireyin kendisini gizlemek için oluşturduğu maskeler bu anlatıma en büyük örnek bence. İnsanlığın derinlerinde yatan yabanıl, saldırgan karanlık tarafı herkesin sakladığı, saklamak isteyeceği şeydir. Hangimiz kendisini olduğu gibi yansıtıyor ki...
Vaktiniz varsa kitabı aynı günde bitirmenizi tavsiye ederim, detayların kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Ki kısacık, 82 sayfalık kitap. Çok vaktinizi almayan okunması gereken kitaplardan.
İyilik ve kötülüğün mücadelesiyle alakalı bir hikâye vardır ve şöyledir o hikâye:
<< Kızılderili Reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı, iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli görünürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

"Onlar," dedi, "benim için iki simgedir evlat."

"Neyin simgesi?" diye sordu çocuk.

"İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onlari."

Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

"Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem! >>.

Şimdi bu hikayeyi aklınızda bulundurarak incelemenin devamını okuyun lütfen.


Bu kitabı Otomatik Portakal kitabından hemen sonra okudum ve aralarındaki benzerliğe biraz değinmek istiyorum. Otomatik portakal kitabında ana karakterin içindeki kötülük bastırıldıktan sonra sadece iyiliğin kalması çerçevesinde gelişiyordu olaylar. Bu kitapta da iyiliğin ve kötülüğün ayrı bedenlere sahip olması ve kötülüğün daha fazla beslenmesi sonucunda gelişen olaylar yer alıyor.

Şimdi kitapların birinde içimizdeki iyilik, diğerinde de içimizdeki kötülük ön plana çıkarılıyor. Ancak iki kitabın da mutlu sonla değil de çok çarpıcı ve gerçekleri göz önüne seren bir sonla bittiğini söylemeliyim. Peki bu gerçekler neler? İnsanın içinde her zaman ortaya çıkmayı bekleyen, pusuya yatmış bir kötü taraf var her iki kitaba göre. Aynı zamanda bahsettiğim hikayeye göre de. Peki bunu tamamen yok mu etmeliyiz yoksa arada sırada ortaya çıkmasına izin mi vermeliyiz?

Bana göre şöyle ki, insanın içindeki kötülüğü yok etmeye çalışmak olanaksız. E tamamen ortaya çıkmasına da izin verilmemeli tabi ki. Geriye tek bir şey kalıyor; her daim iyiliği seçmeye yöneltmek, yönelmeyi öğretmek.

Kitapta geçenler biraz Freud'un süperego-id çatışmasına benzetilebilir. Burada iyiliği süperego ile, kötülüğü ise id ile bağdaştırabiliriz. Tamamen ilkel isteklerimize göre davranmak ya da tamamen vicdana ve etik yasaklamalara göre davranmak yanlış olur. Ki bu yüzden arabulucumuz ego var. Bu id-ego-süperego dengelenmesi her ne kadar bilinçdışında gerçekleşse de bunun bilinç düzeyinde gerçekleşen bir yansıması da var. Kötülüğü (id) geri plana itip iyiliği (süperego) ön planda tutmak, yine bahsettiğim gibi iyiliği seçmeye yöneltmek veya yönelmeyi öğretmekle mümkün.

Kitaba geri dönecek olursam ben İş Bankası Kültür Yayınlarının 4. baskısını okudum. Kitabın çevirmeni Celâl Üster idi. Çevirmenin yazdığı ön söz, şu ana kadar gördüğüm en bilgilendirici ön sözlerden biriydi. Ön sözde yazarın önceki kitabı olan Define Adası'na, Oblomov ve Don Kişot gibi kitaplarda geçen karakterlerin edebiyat dünyasına kazandırdıklarına değiniyor. "Oblomovluk", "Donkişotluk" ya da "Jekyll ve Hyde" gibi kavramların dilimize nasıl yerleştiğinden de bahsediyor.

En önemlisi de kitabın sonuna koyduğu Çevirmenin Notu bölümüydü benim için. Yazar, kitabın bazı kısımlarında içinde bulunduğu kültüre özgü kalıplara yer vermiş. Ben de çoğuna okurken anlam veremiyorum aşına olmadığım için ve bu da beni o anlık kitaptan koparıyor. Ama Celal Üster o kültüre özgü olan kalıpları ve söz dizilerini bu notlarında açıklayarak yazarın ne demek istediğini daha iyi anlamamı sağladı.

Kitap kısa olmasına rağmen sizi içine çeken çok garip bir havası var. Kitabın tam 123 kez sinemaya uyarlandığını da şuraya bırakayım :) Özellikle bu çevirmenden okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar diliyorum.
-Çevre ve aile baskısının dayattıklarıyla hayatı mahvolan bir genç daha-
Evet, tam olarak baş karakterimizin bu hale gelmesinin sebebi budur eserde. Bu konuya daha sonra değineceğim. Gelelim incelememize. Robert Louis Stevenson’ı tanımaya başladığım ilk eseri diyebilirim. Çünkü en ünlü eseri olan Define Adası’nı -yıllar öncesinin verdiği unutkanlığa dayanarak- çocukluğumda okuyup okumadığımı hatırlamıyorum. Ama tekrar okunması şart. Define Adası’ndan 5 yıl sonra, Victoria döneminde; Fransız, Rus ve İngiliz edebiyatının büyük romanlarının damga vurduğu bir zamanda Dr. Jekyll ve Bay Hyde bir novella olarak beklenilenden daha büyük etki yaratmış ve biraz şaşkınlık yaratmış. Kurgusunun ve konusunun çekiciliği itibariyle bir çok makale ve incelemelerde bahsedilmiş. Yazarımız kendi hayatında da küçüklüğünde rahatsızlık geçirmiş, aile denetimi altında büyümüş ve ilerleyen zamanlarda baş kaldırıp kendince bir hayat benimsemiş; belki bu nedenle de yaşadıklarını bu eserin karakteriyle bir kurgu dahilinde bize aktarmış. Buradan anladığımız gibi aslında bir çok yazar bilerek ya da bilmeyerek, az ya da çok yaşadığı hayatın verdiği etkileri karakterlerine yansıtıyor.
-----Eserimizin ana karakteri aslen Dr. Jekyll’dir. Bir gün yaptığı bir deney ile fiziken ve ruhen farklı bir karaktere bürünür. Hyde adını koyduğu bu karaktere daha çok geceleri bürünerek arka planda kalan duygularını onda yaşatmaya çalışır. Bu iki karakter aslında tek kişidir ve birbirine zıttır. Birisi iyiliğin diğeri kötülüğün temsilidir. Spoiler vermemek adına içerikten daha fazla bahsetmeyeceğim.
-----Kesinlikle herkesin okuması gereken, insana kendisini ve hayatını sorgulatan bunu yaparken de bilgilendiren bir eser. Araştırma yapmasanız bile en arkada bulunan çevirmen notlarıyla özette olsa içinde geçen konular hakkında bilgi ediniyorsunuz. İnceliğine aldanmayın. Kurgu olarak gerçekten çok hoş ve akıcı. Belki de başucu kitabınız olmaya adaydır, kim bilir.
----Kitap Victoria döneminde yazılmış ve o dönemden etkiler taşıyor. Ayrıca Kitab-ı Mukaddes diğer adıyla Kutsal Kitap’tan alıntılara da yer veriyor. Habil ve Kabil olayından tutun da Damon ve Phintias arasındaki ilişkiden, Dr. Fell ve öğrencisinin yaşadıklarından ve daha bir çok konudan bize enstantaneler vermekte. İnsan doğasının iyiyi de kötüyü de barındırdığını o kadar güzel anlatmış ki, kendi karakterinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Kimisinde iyi, kimisinde kötü daha baskındır. Toplumun dayattığı bir çok standart karakterimizdeki bazı şeyleri arka plana atmamızı ve gizli bir şekilde yapmamıza bu da kötü yönümüzün daha çok ortaya çıkmasına sebep olur. Psikiyatride çoklu kişilik bozukluğu- bölünmüş kişilik olarak adlandırılan bu durum, çift kişiliğimizn olmasına ve iki yüzlü davranmamıza sebep olur. Ayrıca bu eser edebiyatımızda benimsenen bazı baş karakterler üzerinden oluşturulan deyimlere bir yenisini daha katmış. ‘Jekyll ile Hyde’ deyimi, ahlaki ve ruhsal olarak büyük değişkenlikler gösteren kişiler için kullanılıyormuş. Freud’un yapısal kişilik kuramıyla da büyük oranda uyuşan eser; id, ego ve süper egonun birbiriyle çatışması, birbiriyle etkileşerek kişinin davranışlarını belirlemesini anlatır. Birisi tamamen hazzı ve istekleri tatmin etmek isterken diğerleri de gerçeği ve ahlaki yapıyı işin içine katarak bir şekil vermeye çalışır.
---Kısacası psikolojik bir gerilim olan bu eser okuduğunuzda fazlasıyla bir şeyler katan ve sizi tatmin edecek türde. Almak istediğiniz ne ise onu veriyor. Akıcılık, iyi kurgu, bilgilendirme, psikolojik tahliller vb her şey. Kitaptan birkaç alıntı ile yorumlamaya doyamayacağım bu eserin incelemesine son veriyorum.
“…yükümlülüklerin bağları çözülmüş, ruhumu bilinmedik ama hiç de masum olmayan bir özgürlük sarmıştı sanki. Bu yeni hayatın daha ilk anında, daha kötücül, on kat daha kötücül olduğumu, özümde yatan kötülüğümün kölesi olup çıktığımı anlamıştım ve bu düşünce, o anda, şarap gibi neşe ve haz verdi bana.”
“İnsanlar eskiden hem kendilerine hem de saygınlıklarına leke sürülmesin diye kirli işlerini gözü kara haydutlara yaptırırlarmış. Oysa ben bunu zevk için yapan ilk kişiydim. Halkın gözündeki saygınlığının yüküyle gönülsüzce yaşayıp giderken, bir anda toy bir delikanlı gibi üstündekileri çıkarıp atarak özgürlük denizine balıklama dalan ilk kişiydim.”
“Asıl ve iyi yanım yavaş yavaş elimden gidiyor, yavaş yavaş ikinci ve kötü yanımla bütünleşiyordum.”
Kişilik bölünmesi üzerine yazılmış bir romandır. Dr. Jekyll'ın Mr. Hyde ismindeki kendinden tamamen farklı, uç noktalar da bulunan kişiliğiyle iyilik ve kötülük çatışması yaşamasını anlatmaktadır. Gayet güzel, okunası, kitaplığınızda olması gereken bir eserdir kanımca.
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözmemeli insan;
Çalıların ve rüzgarın çocukları olalım her zaman.
"Bazen, insanların yaptıkları kötülüklerin ardında yatan güçlü dürtüleri neredeyse imrenerek merak eder ve en nihayetinde onları kınamaktansa onlara el uzatmayı yeğlerdi."
Robert Louis Stevenson
Sayfa 1 - Iş Bankası Kültür Yayınları 5. Basım Çeviren: Celal Üster

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dr. Jekyll ile Bay Hyde
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
104
ISBN:
9786053325543
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde
Çeviri:
Celâl Üster
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Stevenson yinelenen kâbuslarında çifte yaşam sürüyor; gündüzleri saygın bir doktor olarak çalışırken geceleri sokaklarda geziniyordu. Dr. Jekyll ile Bay Hyde işte bu kâbuslardan doğdu. 1886’da yayımlandığında İngiltere ve Amerika’yı kasıp kavuran yapıt, çok sayıda tiyatro ve sinema uyarlamasıyla bir popüler kültür efsanesine dönüşerek günümüze kadar geldi. Victoria döneminin değerlerine uygun olsa da, olay örgüsü günümüzün toplumsal ve psikolojik kaygılarına denk düşecek biçimde yeniden işlenebilmesine elveriyordu. Bir yandan da, bunca şan şöhretin gölgesinde kalan edebi derinliği ve çok katmanlılığıyla farklı düzeylerde okunabilecek bir metin olarak varlığını sürdürdü. Ruhla bedenin arzuları arasındaki ezeli çatışmadan söz ederken Victoria toplumunun ikiyüzlülüğünü yeren ve psikoloji alanında Freud’un kuramlarını haberleyen gelişmelerle kan bağı bulunan, çağının ötesinde bir başyapıt olarak…

ROBERT LOUIS STEVENSON (1850-1894): Edinburg’da dünyaya gelen yazar, hukuk öğrenimi gördü. Üniversite yıllarında yaz tatillerini Fransa’da geçiren Stevenson’ın An Inland Voyage (1878; İç Kesimlere Yolculuk) ve Travels with a Donkey in the Cévennes (1879; Eşek Sırtında Cévennes Yolculuğu) adlı kitapları bu gezilerinin ürünüydü. Yazar 1879’da, aşık olduğu Amerikalı Fanny Vandegrift Osborne’un ardından ABD’ye gitti. Bu yolculuğu daha sonra The Amateur Emigrant (1895; Amatör Göçmen) ve Across the Plains (1892; Düzlükleri Geçerken) adlı yapıtlarında anlattı. 1880’de Fanny ile evlendi. ABD’de terk edilmiş bir gümüş madeni yakınlarında geçirdikleri balayı yazarın The Silverado Squatters (1883; Gümüş Avcıları) adlı yapıtının konusunu oluşturur. Yazarın en bilinen yapıtları arasında Treasure Island (1881; Define Adası) ve Kidnapped (1886; Kaçırılan Çocuk) sayılabilir.

Kitabı okuyanlar 979 okur

  • Sena Duman
  • Burcu Torun
  • Batuhan
  • Gökçe
  • Kitap Odası
  • Öcü Radley
  • Kadir Tepe
  • ulu tahıl
  • Murat AYMAN
  • Asiye Köse

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%6.9
18-24 Yaş
%30.5
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%14.8
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62
Erkek
%37.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.3 (84)
9
%25.1 (104)
8
%30.2 (125)
7
%17.1 (71)
6
%4.6 (19)
5
%1.7 (7)
4
%0.7 (3)
3
%0
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları