Robert Louis Stevenson

Robert Louis Stevenson

8.0/10
728 Kişi
·
7.906
Okunma
·
79
Beğeni
·
4.050
Gösterim
Adı:
Robert Louis Stevenson
Unvan:
Roman Yazarı, Şair
Doğum:
Edinburgh, İskoçya,, 13 Kasım 1850
Ölüm:
Vailima, Samoa, 3 Aralık 1894
Çocukluğu
Robert Louis Stevenson, 13 Kasım 1850 günü Edinburgh'da Thomas ve Margaret Stevenson'ın tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda onu hayatı boyunca bırakmayacak olan bir hastalık geçirmiştir (tüberküloz olduğu düşünülmektedir.) Sağlık durumundan dolayı okula devam edememiş, evde özel öğretmenler tarafından eğitilmişti.
Öğrenim yılları
Babası Thomas'ın 17 yaşındaki oğlunu Edinburgh Üniversitesi'ne kaydettirdikten sonra ailesiyle arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Üniversite hayatına başlamasıyla Stevenson 1870lerden çok 1970lere yaraşan bohem bir hayat tarzı benimsedi. Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu. Stevenson üniversite de hastalıklı ve romantik bir genç olarak hocalarının dikkatini çekse de derslerine pek önem vermiyordu. Zamanını Edinburgh sosyetesinin içinde geçirdi, Montaigne, William Hazlitt ve Daniel Defoe'yu taklit etmeye çalıştı.
Babası oğlunun nesillerden beri Stevenson ailesinin mesleği olan mühendisliği sürdürmesini istiyordu, ancak Louis Stevenson hukuk okumayı tercih etti. 1875'de sınavını geçerek diplomasını alsa da mesleğini yapmadı. Diplomasını aldıktan sonra Avrupa'yı gezmeye karar verdi. Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı. Bu arada yazmaya devam etti...
İlk eserleri ve evliliği
Fransa'dayken Oise nehrinde yaptığı bir gezi ona "Bir İç Gezi" (An Inland Voyage) (1870) adlı eserini yazması için ilham vermişti. Aynı zamanda burada kendisinden on yaş büyük Fanny Van de Grift Osbourne adlı evli ve iki çocuk annesi Amerikalı bir kadınla aşk yaşar. Fanny Kaliforniya'ya döndüğünde arkasında depresyonda ve yıkılmış bir Stevenson bırakmıştı.
Stevenson, Fransa'nın dağlık ve kırsal kesiminde bir seyahate çıktı ve burada yaşadıklarını hikâyeleyerek "Bir Eşekle Seyahat" (Travels with a Donkey in the Cévennes) adlı kitabında anlattı (1878). Ailesi, onun bu yaptıklarını bir zaman kaybı olarak değerlendirse de aslında yazı stilini geliştirmek ve yaşam bilgisini arttırmak için uğraş vermekteydi.
1879 Ağustos'unda Kaliforniya'ya Fanny Osbourne'u görmeye gitti. New York'tan Kaliforniya'ya trenle seyahat etmesi onu çok yıpratmıştı, akciğerindeki bir enfeksiyon onu ölümün eşiğine getirdi, kendisine yardımcı olan çiftlik sahipleri tarafından iyileştirildi ve Fanny'nin yaşadığı San Fransisco şehrine devam etti. San Fransisco'da çok zor şartlar altında parasız günler geçirdikten sonra tekrar sağlığı bozulduğunda eşinden boşanmış olan Fanny onunla ilgilendi ve iyileştirdi. Çift 1880'de evlendi ve bilikte Edinburgh'a döndüler. Bundan sonraki dört yılda Stevenson'un sağlığı el verdiğince Güney Fransa ve İsviçre'de gezdi. Bu dönemde en bilinen eserlerini yazdı.
Define Adası
Stevenson üvey oğlu Llyod Osbourne ile yaptığı bir haritadan aldığı ilhamla ünlü eseri Define Adası (Treasure Island)'nı yazdı. Oğlunun "bir harita, bir define ve terkedilmi bir gemiyle ilgili olsun, içinde kadın olmasın" şeklinde kitabı kendisine ısmarladığı için kitapta kadınlara yer verilmediği söylenir. Eser 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde dizi olarak yayımlanmış, 1883 yılında kitap olarak basılmıştır. Tropikal adalarda "x" işaretli hazine haritalarıyla hazine arayan eli kancalı-omzu papağanlı olarak canlandırlan korsan kavramının yaygınlaşmasında bu kitabın çok rolü olmuştur.
Bournemouth
Güney Fransa'da gezerlerken Stevenson'ın tekrar hastalanması üzerine eşi ve üvey oğlu ile birlikte tekrar İngiltere'ye döndüler ve İngiltere'nin güneyinde Bournemouth'a yerleştiler (1884). Yaşadıkları yere, Skerryvore adını vermişlerdi. Skerryvıre, Stevonson'un amcası Alan Stevenson'un büyük güçlerle inşa ettiği İskoçya'nın en uzun deniz feneri olan yapının adıydı.
Stevenson dönemimin bir çok ünlü edebiyatçısıyla yakın arkadaştı. Leslie Stephen, W. E. Henley, Edmund Gosse ve Henry James gibi isimlerle Bournemouth'da oldukça fazla vakit geçirdiği bilinmektedir. Stevenson bu dönemde ünlü tarihi romanı "Kaçırılan Çocuk" (Kidnapped) ve "Dr Jekyll ve Mr Hyde" (The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde) adlı eserlerini (1886) yayınladı.
Seyahatler
1887 Mayıs'ında babasının ölümünden sonra doktorunun tamamen değişik bir iklime gitmesi tavsiyesi üzerine annesi, eşi ve üvey oğlunu alarak Amerika'ya gitti. New York'da ünlü bir yazar olarak karşılandı ancak yönünü Batı'ya çevirerek yolculuğuna devam etti. "Anılar ve Portreler" (Memories and Portraits) adlı eserini bu dönemde kaleme aldı.
1888'de Stevenson bir yat satın aldı ve San Fransisco'dan Güney Kıyılara doğru yola çıktı. Samoa'ya gelmeden önce Markiz Adaları, Tahiti, Honolulu, Gilbert Adaları duraklarından birkaçıdır.Aynı yılKara Ok isimli tarihi macera romanında Güller Savaşı'nı anlattı. Bu arada The Master of Ballantrae 1889'da yayımlandı. Aynı yıl Ekvator'da ikinci bir yolculuk yaptı ve üvey oğlu Lloyd da kendisine eşlik etti.
Samoa'da mücadele ve son yılları
Stevenson cüzzamlı hastaların karantina altında yaşadığı Molokai'de(Hawai Adaları'ndan birisi), Peder Damien'in misyonerlik ettiği bir koloniyi incelemek için ziyaret etti. Bir akciğer kanaması onu Samoa'da durmaya zorlayana kadar Doğu Pasifik'te dolandı. "Güney Kıyılarında" (In the South Seas) ve "Peder Damien" (Father Damien) adlı eserleri 1890'da yayımlandı. Seyahat edemez olunca Samoda'da bir arazi aldı ve yerleşti. Yerli dilme Masalcı anlamına gelen Tusitala ismini benimsedi ve yerel siyasete bulaştı.
1892'de güçlü Batı devletlerine karşı Samoa haklarını korumak için bir kampanya başlattı ve "A Footnote to History: Eight Years of Trouble in Samoa" adlı eserini yayımladı. 1893'te Samoalı bir kabile şefini destekleyince isyancı ilan edilmiş ve Samoa'dan atılmanın eşiğine gelmiştir.
Sağlığının bir daha İskoçya'ya dönmesine olanak vermeyeceğini bildiği için bu dönemde ülkesini oldukça özler. Aynı yıl, "Kaçırılmış Çocuk" (Kidnapped) adlı eserine bir devam kitabı olan "Catriona"yı yazar. 1894'te Samoa'ya barış gelir, Stevenson bir kahraman ilan edilir, "The Ebb-Tide" yayımlanır ve "Weir of Hermiston" adlı eseri üzerinde çalışırken 3 Aralık 1894 günü 44 yaşında beyin kanamasından hayatını kaybeder. Samoa'daki Vaea Tepesine gömülmüştür.
"En büyük hükümdarın giysilerinin altında bile sıradan insandan başka bir şey var mıdır?"
"Bazen, insanların yaptıkları kötülüklerin ardında yatan güçlü dürtüleri neredeyse imrenerek merak eder ve en nihayetinde onları kınamaktansa onlara el uzatmayı yeğlerdi."
Robert Louis Stevenson
Sayfa 1 - Iş Bankası Kültür Yayınları 5. Basım Çeviren: Celal Üster
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözmemeli insan;
Çalıların ve rüzgarın çocukları olalım her zaman.
Şu dünyanın, insanı böylesine perişan eden ıstırap ve dehşetleri barındırabileceğini hiç bilmezdim.
Bu kitaba neden bu kadar az ilgi gösterilmiş, anlamadım. Şaşırdım. Oysa, 1886'da ilk yayımlandığında yazarını büyük bir üne kavuşturan bir novella bu. Hem de dünyayı kasıp kavuran ünlü Rus yazarlarının büyük eserler verdikleri bir dönemde.

Stevenson, favori yazarlarımdan. Bu kitabı ise, bir başyapıt. Seksen sayfalık bir kitap, ama öyle sarsıcı, öyle yeni, öyle tuhaf bir atmosferi var ki.. İnsan ruhunun en derinlerine, psikolojinin gizemlerine, şuurumuzun en diplerine doğrudan eğilen; henüz bilinçaltı teriminin bulunmadığı bir dönemde, zihnimizin derinliklerine cüretkar bir girişimdir bu kitap..

Burası spoiler içerir. Okuyacaklar dikkat etmeli..

Bir rüyadan doğmuştur bu kitap. Yazarının gördüğü bir rüyadan...
Bir doktorun, Dr. Jekyll'in izindeyiz kitap boyunca. Avukatı Utterson'a, kendisine bir şey olması halinde tüm mal varlığını koşulsuz olarak Bay Hyde'a bırakmasını vasiyet eder. Fakat, böylesi saygın, sağduyulu ve akıllı bir doktorun, kimsenin tanımadığı birine tüm çalışmalarını, tüm mal varlığını miras bırakması kafaları karıştırır. Çok az insan görmüştür Bay Hyde'ı. Görünüşü dahi insanlarda tiksintiye sebep olan, tekinsiz ve şeytani bir çehreye sahip bu adam neyin nesidir? Nereden gelmiştir, kimdir, bilen yok.

Ardından bir cinayet işlenir. Cinayetin tanığı olan kadın, Hyde'ın eşkalini polise verir. Ancak Hyde bulunamaz. Bu gizemli kişilik sırra kadem basadursun, avukat ve bazı doktor dostları, Jekyll'in hayatından endişe etmektedir. Evden çıkmamakla kalmayıp, odasından dışarı adımını bile atmamaktadır. Solgun çehresi, bitkin haliyle adeta bir zombiden farksız olan Jekyll, bu haliyle Hyde'ı andırmaktadır.. Yoksa ...? Acaba ... ? Evdeki bunca deney tüplerinin, bunca dağınık laboratuvar malzemesinin anlamı nedir? Bu kısmı da okuyucuya bırakalım.

Okuduğum en tuhaf, en gotik, en karanlık, en müthiş, en en en iz bırakan kitaplardandır. Stevenson'ı hayatıma sokan, favori yazarlarımdan kılan da bu eseridir.

Şiddetle tavsiye edilir..
O kadar çok psikolojik gerilim okudum ancak Stevenson harikalar yaratmış. Dr. Jekyll ve Bay Hyde içimizdeki iyi ve kötüyü temsil ediyor. Kitapta heyecan hiç bitmiyor, hatta her an daha da yükseliyor. Olayların nasıl sonlanacağını merak ederek okuyup finalde ise çok şaşırdım.. 1886 yılında yazılan roman bugün hala birçok filme konu olmayı, listelerde hala üst sıralarda kalmayı hak ediyor. İyilik ve kötülüğün birbiri ile çatışmasını okurken hem çok meraklandım hem de yazara birçok cümlesinde hak verdim.. Zamanınız bolsa, kitabın bir günde okunması taraftarıyım. Konu bütünlüğünü kaybetmemek açısından bunun gerekli olduğunu düşünüyorum.
~NAÇİZANE BİR YAZI~

Herkese Selam :)

Aslında dün böyle bir yazı yazmak kafamın ucundan bile geçmezdi belki de moralim çok bozuk olduğundan olsa gerek. Ama kitabı bugün boş vaktim vardı ve yeniden tam anlayarak okudum ve yaklaşık kırk beş dakika gibi kısa bir süre aldı .
••••••••••••••••••••••••••••

Şimdi çoğu kişinin kafasında su düşünce oluşabilir ;
"Ya bu kitap 126 sayfa peki bu bu kadar kısa sürede nasıl bitiyor."
Bu aklınızda ki şüpheyi sanırım şöyle giderebilirim. (eğer ki varsa tabi :)

https://i.hizliresim.com/8YOYzr.jpg
https://i.hizliresim.com/A1V1D7.jpg

Gördüğünüz gibi kitap çizgi roman şeklinde ilerliyor almadan önce bunu belirtmedikleri için biraz şaskınım ama sorun değil.
••••••••••••••••••••••••••

Bu arada kitabın konusuna geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki kitap boyut olarak biraz büyük şöyle kıyaslıyabiliriz :


http://www.directupload.net/...036/y9fktths_png.htm

http://www.directupload.net/...036/x2pzfrj9_png.htm

Umarım bahsettiğimi doğru şekilde anlamışsınızdır.
Neyse artık bu kadar laf yeter biraz da kitabın konusuna gelelim.
•••••••••••••••••••••••

Kitap 19. y.y.'da yazılmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor o zaman ki çoğu kitaba konu olarak benzemiyormuş yani bu türün ( korku, polisiye gibi gibi) ilk örneklerin'den birisi olarak kabul edilebilir kanaatimce, ama yine de bunu araştıracağım.

Kitabın konusu ise bir doktorun bir iksir veya karışım (ne olduğu tam olarak belirtilmemiş bence ) bularak kendi bedenini iki şahıs olarak kullanmayı başarıyor. Bunlardan birisi kendisi yani DR. Jekyll diğeri ise kitap'ta kötü karekter olarak bize gösterilen Bay Hyde en başlarda bu durum Dr. Jeykyll'ın hoşuna gider ama daha sonraları Bay Hyde'ın yediği naneler bir değil iki değil Bay Hyde'ı bedenin'den atmak ister ama bu kadar basit olacak mıdır ? Nasıl olsa ruhun'dan büyük bir şeytanı atmak istemektedir.

Şunu da belirtmeliyim ki kitabın sonu gerçekten aklınızda ki gibi bitmeyebilir bende böyle oldu sizlerde de olabilir.
••••••••••••••••••••••••
Biliyorum gerçekten uzun bir yazı oldu ama şunu da belirtmek de fayda var kitabı okurken kitap hasar gördü üstelik gerçekten yumuşak davranmama rağmen :

http://www.directupload.net/...036/isx24sse_jpg.htm


http://www.directupload.net/...036/6ekvsf9r_jpg.htm

Gördüğünüz gibi

Kitab'ı genel olarak beğendim çizimleri olsun gerekse kurgusu olsun okuyun derim .

Ben NTV YAYINLARI/ 1. Baskı okudum sizlere bunu önermiyorum çünkü muhtemelen sizde de kitap hasar görücektir. Yine de en iyisini sizler bilirsiniz 1K ahalisi

Bu kadar uzun yazıyı okuyan insanlara gerçekten teşekkür ediyorum :)

Sağlıcakla, esenlikle kalın :))
Komşunuza bakıyorsunuz,zenginin teki,tekrar bakıyorsunuz,çalışmıyor,tekrar bakıyorsunuz,paraları oraya buraya dağıtıyor,sonra diyorsunuz ki,bu herif paraları nereden buluyor?

Zengin denince aklıma gökdelenler gelir,Bill Gates gelir,otel gelir,yüzünü görmediğim akrabam gelir.Paraları nasıl buluyorlar diye düşünürüm.

Para denince aklıma emek gelir,zaman gelir,yetenek gelir ama öyle kazanıldığını
düşünmem.

Nasıl kazanılır ki bu para?Elimize cebimize koyduğumuz zaman para mı fışkırıyor?Otları yaktığımızda mı çıkıyor?Ağaçtan mı toplanıyor?Yastığımızın altına mı düşüyor?Dile benden ne dilersen diyen cin mi gönderiyor?Gökten zembille mi iniyor?

Öykülerinde bu dediklerimi anlatmış yazarımız,ve bu paranın açtığı sıkıntıları.

Parayı hayatınızdan çıkarırsanız mutlu olursunuz diyenlere itimat etmeyin sakın,parasız zaman mı geçer,parasız hayalinizdeki evi yapabilir misiniz,kitap alabilir misiniz,gezebilir misiniz,yok yok,hiçbirini yapamazsınız.Hepsi yalan.

Bir bakmışsınız elinizde bir şişe,ucuza almışsınız hatta şöyle rivayetler var,Napolyon bu şişeyi kullanmış dünyayı fethetmiş,yalıları,jetleri,fillaları olan insanlar bu şişeyle sahip olmuş.Tek sıkıntı eğer ölürseniz,şişeyle cehenneme yollanacaksınız.Şişeyi alan herkes inançlıymış demek ki,sürekli el değiştirip durmuş,kimse tam olarak keyfini çıkaramamış,satamayanlar delirmiş,satanlar derin bir oh çekmiş.

Ağaçtan para toplanıyormuş,bunu bilen büyücüler insanları kandırmış,emeğiyle kazandığını söylemiş,çil çil paraları nasıl geliyormuş diye sorgulamamış insanlar,sorgulayamamışlar,büyücüler para uğruna insanları katletmiş,sonunda kendileri de paralarıyla yok olmuş.

Para lanettir,diye söyler amcam,kimin eline geçerse bela eksik olmazmış.Elinize 5 lira alın bakın kaç elden geçmiş,kaç kişinin ekmeğiymiş,bazıları eli gitmeyerek verir paraları.Ve o parayı alan kişi çarçur eder,size kadar gelir.
Parayla bir şey almıştır,artık onun değildir,ancak lanetlemeyi de unutmamıştır.Lanet gerçektir,bir taş bile ne belalara yol açar,çünkü taşında bir ruhu vardır,insanlar taşın içine ruhunu katmıştır.

Geçmişe dönüp baktığımızda kimsenin hiçbir şeyle yetinmediğini görürüz,hep fazlası,hep fazlası diye çırpınmışlar,ellerine ise kocaman sıfır geçmiş.

Piyango parası birine tutsa,61 Milyon TL,kim iyi düşünür ki,dünyanın elinde olduğunu düşünür,yani ben düşünürüm.60 Milyon,50 Milyon derken dibi gözükür artık paranın,değeri bilinmez çünkü.

Siz ne kadar para kazanırsanız kazanın 5 kuruşun bile değerini bilin,cimri olun demiyorum,ne kadar emek verdiğinizi düşünün yeter.Hırsa kapılmaya gerek yok,her halükarda elinize baktığınızda aynı şeyleri göreceksiniz.
Paranız her zaman olsun,ama parayı nasıl kullandığınız önemli,huzur için mi harcıyorsunuz,yoksa daha fazlası için mi?

3 tane hikaye var kitapta,okunması kolay,masal tadında,fantastik ögelerin bulunduğu bir kitap.
Unutmadan söyleyeyim,olaylar Hawaii'de geçiyor,oraların havasını tatmak istiyorsanız,mutlaka okuyun,hem genel kültür kasmış olursunuz.

Keyifle kalın :)
Bir solukta okunabilecek bir kitap, insanın içindeki başka bir insandan bahsediyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen anlattığı öykü hepimizin bir birey olarak sık sık düşündüğümüz bir konuya değiniyor. Ben neyim? Iyi mi kötü mü?

Zaman zaman kendimle konuşurum, acaba hayatımın hangi dönemindeki hatice beni daha mutlu etti ya da hangi dönemde yaşadığım hatice aslında bendi? Insanoğlu bir olay karşısında hiç o zamana kadar vermediği bir tepkiyi verdiğinde "kendimi tanıyamadım, nasıl böyle davranabildim " der zaman zaman ya da çoğu zaman, belki de aslında gerçekte o tepkiyi veren kişiyiz ve kendimiz bile bunu bilmiyoruz. Belki de bugüne kadarki söylediklerimizin ya da yaptıklarımızın tam tersini yapmaya meyilli bir insandık, biz kendimizi bu kalıba soktuk.

Karakterimizin gerçekte ne olduğundan asla emin olamayacağımizi, içimizdeki hangi yönün ya da hangi benin baskın olacağına asla karar veremedigimizi çarpıcı bir öyküyle anlatmış yazar, kısacık bir kitap ama üzerine saatlerce konuşulsa bitmeyecek sorular bırakan. Tavsiye ederim, keyifli okumalar diliyorum:)
İçimizdeki iyi ve kötünün vücut bulmuş halini temsil eden 2 ayrı karakter.Bir tarafta Dr.Jekyll bir tarafta Bay Hyde. Aynı bedende farklı karakterler.Biri iyiliği temsil ederken biri kötülük abidesi. Dr.Jekyll içimizde barındırdığımız ve birbirlerine engel teşkil ettiğini düşünen iyi ve kötü karakterleri, birbirinden bağımsız hale getirip özgürleştirmek için deneyler yapar ve kendisi iyilik temsilcisi Dr.Jekyll olarak kalırken ortaya tamamen kötülüğü temsil eden Bay Hyde oluşuverir. Başlarda bunu baskılayabilen Dr.Jekyll, zamanla kötü tarafın etkisinde sürekli kalır ve en sonunda kendini ona teslim ederek, kendi sonunu kendi hazırlar.

Kitap, gizemli ve merak uyandıran bir içeriğe sahip ve ayrıca sıkılmadan okunacak sürükleyicilikte.Yazar insanın ruhundaki çatışmayı,iyilik kötülük arasındaki o gelgitleri ustaca gözler önüne seriyor.

İnsanların mayasında bir miktar iyilik ve bir miktar da kötülük bulunmaktaydı. Oysa tüm insanlık içinde bir tek Edward Hyde yalnızca kötülükten yoğurulmuştu.”
Tavsiye edilir.
İngiliz yazar Robert Louis Stevenson'dan okuduğum ikinci kitap (ilki ilkokuldayken okuduğum Define Adası) olan Dr. Jekyll ile Bay Hyde, oldukça kısa olmasına karşın etkili bir kitaptı benim için. Uzun zaman geçtikten sonra okuyunca tarzını biraz unuttuğum yazarın bu kitabı başlarda biraz zorlasa da ilerledikçe kendine alıştırdı ve hikayeye girebildim. 19. yüzyıl İngiliz yazarlarında sıkça gördüğümüz detaycılık Stevenson'da mevcut, fakat çok sıkıcı olmadığını ve ortamlarla kişileri anlamada yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Çok sade bir dil yok kitapta ancak okumakla uzun zaman geçirince kendine alıştıran bir yapısı var. Aslında kısa bir hikayeyi biraz detaylandırıp hafif süsleyerek anlatmak istemiş gibi geldi yazar. Hikayesine gelirsek oldukça hoş ve ilginç olmasının yanında merak uyandıran bir yanı da var. Olaylar 1800'lerin Londra'sında geçiyor. Utterson adında bir noter bir gün Hyde adında iğrenç görünüşlü kötü bir adamın cinayet işlediğini öğrenir ve şehrin saygın isimlerinde Dr. Jekyll vasiyetinde mirasının o adama bırakılmasını yazmıştır. Bu ilginç vasiyete bir türlü anlam veremeyen Utterson, aynı zamanda arkadaşı olan Jekyll'a Hyde'ın kim ve nasıl biri olduğunu sorsa da Jekyll buna kaçamak cevap verir. İşlediği cinayetler yüzünden toplumun nefretini kazanan ve polislerce aranan Hyde bir türlü ortaya çıkmaz. Dr. Jekyll ise evinden çıkmamak ve ziyaretçi kabul etmemek gibi çok garip davranışlar sergiler. İkisinin arasındaki ilişki bir sırdır. Belli bir aşamadan sonra olayın gizemini çözmek mümkün oluyor aslında. Mektupların sıkça yer aldığı kitap bizlere olayların iç yüzü hakkında yardımcı oluyor. Mekan ve kişi betimlemelerinin iyi olduğunu söylemekle birlikte ara sıra hafiften sıkıyor gibi oluşu da mevcut. Fantastik ve psikolojik unsurlar barındıran kitap zevkli bir kurguya sahip diyebilirim. Filmleri de çekilen eserin o dönemin İngiltere'sini görmek adına okunmasında fayda var diye düşünüyorum.
Stevenson'un soluk soluğa okuyabileceğiniz en iyi kitaplarından biridir. Ritm hiç düşmez. Kitabın sonuna kadar aynı seviyede sizi gerilim/dram dolu bir macera bekliyor. Gündüzleri Dr. Jekyll geceleri ise cani bir canavara dönüşen Bay Hyde'in gizemli hikayesi sizi sarıp sarmalayacaktır. Stevenson'un hayal gücündeki muazzam derinlikleri bu kitapta çok fazla göreceğinize eminim.
Üstad Borges'in hazırlayıp sunduğu her kitap gerçekten çok güzeldir. Babil Kitaplığı serisinden olan Sesler Adacığı fantastik edebiyatın öncülerinden Stevenson'un hikayelerinden oluşuyor. Hepsi birbirinden güzel sürekleyici ve şaşırtıcı. Yine hikayelerinde şeytanlar, cadılar, büyücüler cirit atıyor . Stevenson'un hikayelerindeki müthiş derinlik insanı alıp başka yerlere götürüyor. Dr. Jekyll ile Bay Hyde'daki müthiş yaratıcı zekasını yine bu kitapta görüyoruz. Hastalığından dolayı yumuşak iklime ihtiyaç duyduğu için pasifik adalarında (Miami ve Thaiti) yaşamış olan yazar burada baş yapıtı olan Define Adası ve diğer öykülerini kaleme almıştır. İskoçya Edinburg doğumlu Stevenson 44 yaşında Vailima'da hayata veda etmiştir. Markhiem öyküsündeki Raskolnikov'u andıran cümleleri okumak insanı heyecanlandırıyor gerçekten. Stevenson okuyorsanız her şeye hazırlıklı olun derim.
BİLİNÇALTI SORUNUMUZA DİKKAT ÇEKEN GARİP BİR ÖYKÜ
SPOILER UYARISI !!!

Sosyal hayatımızda hani erdemli insan olarak yaşamaya çalışırız, örnek birey profili çizeriz ya aynı zamanda da içimizdeki kötü yanı bastırmaya çalışırız. Uygar bir toplumun bireyi olmak bunu gerektirir.

Aslında hepimizin içerisinde (amiyane tabirle) hayvansı duygular, şiddet yanlısı, acımasız, ahlaksız, sapkın bir taraf vardır. Bu duygulara zaman zaman teslim oluruz ve yapma isteğine karşı koyamayız. Ya da istemeye istemeye vazgeçeriz. Çünkü bu tür duygular içinde bulunduğumuz toplum tarafından kabul edilmez, hor görülür ve dışlanma yaptırımına sebep olur.

Hikayede Dr.Jekyll de bizim gibi ahlaklı, çaba sarfeden, erdemli olmaya çalışan, hayatı boyunca çabalayıp iyi yerlere gelmiş saygın bir doktordur. Aynı zamanda da içindeki kötü yanımız diye tabir ettiğimiz ikinci kişiliğe sahiptir. Bir farkla, o bu durumdan oldukça rahatsızdır.
Bu sanırım insanoğlunun doğasında var. Halk arasında 'İnsanoğlu çiğ süt emmiştir' sözü tam da bu durumu açıklar niteliktedir.

Dr.Jekyll, duyduğu vicdan azabı neticesinde ruhsal anlamda düştüğü bu ikilemden kurtulmak, iyi kişiliği olan haliyle kötü olan kişiliğini birbirinden ayırmak için (fantastik olan öykünün ana kaynağı bu olaydır) bir ilaç icat eder ama işler sandığı gibi gitmeyecektir.

İçtiğinde kötü yanını temsil eden kişiye Mr.Hyde'e dönüşür. Hyde, Dr.Jekyll (uzun boylu, yapılı, gösterişli) den daha zayıf, kısa ve çelimsiz aynı zamanda çirkin, korkunç suratlı biçimsiz bir bedene sahiptir. Doktor bu bedendeyken bilinçaltında bastırdığı kötü olan ve aşırı istek duyduğu bütün kötü davranışları yapmaya başlar.
Bir süre sonra olaylar yaptıklarından ötürü işin içinden çıkılmaz bir hal alır ve pişman olur eski haline dönmek ister. Bunun için tekrar ilaç almak zorundadır. Bu şekilde istediği zaman Hyde veya Jekyll olabiliyor. Bir süre sonra bu durumdan haz almaya başlayınca başına umulmadık olaylar açar. Artık Dr.Jekyll isteklerindeki ikiliğin pençesinde kurtulamaz.

" Birinin alnında iyilik ne denli parlıyorsa, ötekinin yüzünde de kötülük o denli açık okunuyordu. Ruhtaki kötülük - hâlâ insanın tehlikeli ve öldürücü yanı olduğunu kabul etmekte direttiğim-bedene de çirkinlik ve kötülük damgasını vurmuştu; ama yine de, o çirkinlik simgesini aynada görünce, hiçbir nefret duymadım; çünkü bu da bendim. "

Kitabın birçok çeşidi ve çevirisi var. Size önerim 112 sayfalık (Zarife Laçinler çevirisi, 1998) versiyonunu okumanızdır. Zira 79 sayfalık basit bir versiyonu da var buna dikkat ediniz
Ahlak üzerine zekice kurgulanmış bu simgesel anlatımı bana göre herkesin okuması gerekir. Tüm insanların kendi benliğinde yaşadığı bu ahlak ikilemi bundan daha güzel anlatılamazdı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert Louis Stevenson
Unvan:
Roman Yazarı, Şair
Doğum:
Edinburgh, İskoçya,, 13 Kasım 1850
Ölüm:
Vailima, Samoa, 3 Aralık 1894
Çocukluğu
Robert Louis Stevenson, 13 Kasım 1850 günü Edinburgh'da Thomas ve Margaret Stevenson'ın tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda onu hayatı boyunca bırakmayacak olan bir hastalık geçirmiştir (tüberküloz olduğu düşünülmektedir.) Sağlık durumundan dolayı okula devam edememiş, evde özel öğretmenler tarafından eğitilmişti.
Öğrenim yılları
Babası Thomas'ın 17 yaşındaki oğlunu Edinburgh Üniversitesi'ne kaydettirdikten sonra ailesiyle arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Üniversite hayatına başlamasıyla Stevenson 1870lerden çok 1970lere yaraşan bohem bir hayat tarzı benimsedi. Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu. Stevenson üniversite de hastalıklı ve romantik bir genç olarak hocalarının dikkatini çekse de derslerine pek önem vermiyordu. Zamanını Edinburgh sosyetesinin içinde geçirdi, Montaigne, William Hazlitt ve Daniel Defoe'yu taklit etmeye çalıştı.
Babası oğlunun nesillerden beri Stevenson ailesinin mesleği olan mühendisliği sürdürmesini istiyordu, ancak Louis Stevenson hukuk okumayı tercih etti. 1875'de sınavını geçerek diplomasını alsa da mesleğini yapmadı. Diplomasını aldıktan sonra Avrupa'yı gezmeye karar verdi. Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı. Bu arada yazmaya devam etti...
İlk eserleri ve evliliği
Fransa'dayken Oise nehrinde yaptığı bir gezi ona "Bir İç Gezi" (An Inland Voyage) (1870) adlı eserini yazması için ilham vermişti. Aynı zamanda burada kendisinden on yaş büyük Fanny Van de Grift Osbourne adlı evli ve iki çocuk annesi Amerikalı bir kadınla aşk yaşar. Fanny Kaliforniya'ya döndüğünde arkasında depresyonda ve yıkılmış bir Stevenson bırakmıştı.
Stevenson, Fransa'nın dağlık ve kırsal kesiminde bir seyahate çıktı ve burada yaşadıklarını hikâyeleyerek "Bir Eşekle Seyahat" (Travels with a Donkey in the Cévennes) adlı kitabında anlattı (1878). Ailesi, onun bu yaptıklarını bir zaman kaybı olarak değerlendirse de aslında yazı stilini geliştirmek ve yaşam bilgisini arttırmak için uğraş vermekteydi.
1879 Ağustos'unda Kaliforniya'ya Fanny Osbourne'u görmeye gitti. New York'tan Kaliforniya'ya trenle seyahat etmesi onu çok yıpratmıştı, akciğerindeki bir enfeksiyon onu ölümün eşiğine getirdi, kendisine yardımcı olan çiftlik sahipleri tarafından iyileştirildi ve Fanny'nin yaşadığı San Fransisco şehrine devam etti. San Fransisco'da çok zor şartlar altında parasız günler geçirdikten sonra tekrar sağlığı bozulduğunda eşinden boşanmış olan Fanny onunla ilgilendi ve iyileştirdi. Çift 1880'de evlendi ve bilikte Edinburgh'a döndüler. Bundan sonraki dört yılda Stevenson'un sağlığı el verdiğince Güney Fransa ve İsviçre'de gezdi. Bu dönemde en bilinen eserlerini yazdı.
Define Adası
Stevenson üvey oğlu Llyod Osbourne ile yaptığı bir haritadan aldığı ilhamla ünlü eseri Define Adası (Treasure Island)'nı yazdı. Oğlunun "bir harita, bir define ve terkedilmi bir gemiyle ilgili olsun, içinde kadın olmasın" şeklinde kitabı kendisine ısmarladığı için kitapta kadınlara yer verilmediği söylenir. Eser 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde dizi olarak yayımlanmış, 1883 yılında kitap olarak basılmıştır. Tropikal adalarda "x" işaretli hazine haritalarıyla hazine arayan eli kancalı-omzu papağanlı olarak canlandırlan korsan kavramının yaygınlaşmasında bu kitabın çok rolü olmuştur.
Bournemouth
Güney Fransa'da gezerlerken Stevenson'ın tekrar hastalanması üzerine eşi ve üvey oğlu ile birlikte tekrar İngiltere'ye döndüler ve İngiltere'nin güneyinde Bournemouth'a yerleştiler (1884). Yaşadıkları yere, Skerryvore adını vermişlerdi. Skerryvıre, Stevonson'un amcası Alan Stevenson'un büyük güçlerle inşa ettiği İskoçya'nın en uzun deniz feneri olan yapının adıydı.
Stevenson dönemimin bir çok ünlü edebiyatçısıyla yakın arkadaştı. Leslie Stephen, W. E. Henley, Edmund Gosse ve Henry James gibi isimlerle Bournemouth'da oldukça fazla vakit geçirdiği bilinmektedir. Stevenson bu dönemde ünlü tarihi romanı "Kaçırılan Çocuk" (Kidnapped) ve "Dr Jekyll ve Mr Hyde" (The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde) adlı eserlerini (1886) yayınladı.
Seyahatler
1887 Mayıs'ında babasının ölümünden sonra doktorunun tamamen değişik bir iklime gitmesi tavsiyesi üzerine annesi, eşi ve üvey oğlunu alarak Amerika'ya gitti. New York'da ünlü bir yazar olarak karşılandı ancak yönünü Batı'ya çevirerek yolculuğuna devam etti. "Anılar ve Portreler" (Memories and Portraits) adlı eserini bu dönemde kaleme aldı.
1888'de Stevenson bir yat satın aldı ve San Fransisco'dan Güney Kıyılara doğru yola çıktı. Samoa'ya gelmeden önce Markiz Adaları, Tahiti, Honolulu, Gilbert Adaları duraklarından birkaçıdır.Aynı yılKara Ok isimli tarihi macera romanında Güller Savaşı'nı anlattı. Bu arada The Master of Ballantrae 1889'da yayımlandı. Aynı yıl Ekvator'da ikinci bir yolculuk yaptı ve üvey oğlu Lloyd da kendisine eşlik etti.
Samoa'da mücadele ve son yılları
Stevenson cüzzamlı hastaların karantina altında yaşadığı Molokai'de(Hawai Adaları'ndan birisi), Peder Damien'in misyonerlik ettiği bir koloniyi incelemek için ziyaret etti. Bir akciğer kanaması onu Samoa'da durmaya zorlayana kadar Doğu Pasifik'te dolandı. "Güney Kıyılarında" (In the South Seas) ve "Peder Damien" (Father Damien) adlı eserleri 1890'da yayımlandı. Seyahat edemez olunca Samoda'da bir arazi aldı ve yerleşti. Yerli dilme Masalcı anlamına gelen Tusitala ismini benimsedi ve yerel siyasete bulaştı.
1892'de güçlü Batı devletlerine karşı Samoa haklarını korumak için bir kampanya başlattı ve "A Footnote to History: Eight Years of Trouble in Samoa" adlı eserini yayımladı. 1893'te Samoalı bir kabile şefini destekleyince isyancı ilan edilmiş ve Samoa'dan atılmanın eşiğine gelmiştir.
Sağlığının bir daha İskoçya'ya dönmesine olanak vermeyeceğini bildiği için bu dönemde ülkesini oldukça özler. Aynı yıl, "Kaçırılmış Çocuk" (Kidnapped) adlı eserine bir devam kitabı olan "Catriona"yı yazar. 1894'te Samoa'ya barış gelir, Stevenson bir kahraman ilan edilir, "The Ebb-Tide" yayımlanır ve "Weir of Hermiston" adlı eseri üzerinde çalışırken 3 Aralık 1894 günü 44 yaşında beyin kanamasından hayatını kaybeder. Samoa'daki Vaea Tepesine gömülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 79 okur beğendi.
  • 7.906 okur okudu.
  • 88 okur okuyor.
  • 2.796 okur okuyacak.
  • 42 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları