Robert Louis Stevenson

Robert Louis Stevenson

8.1/10
759 Kişi
·
2.399
Okunma
·
90
Beğeni
·
4.336
Gösterim
Adı:
Robert Louis Stevenson
Unvan:
Roman Yazarı, Şair
Doğum:
Edinburgh, İskoçya,, 13 Kasım 1850
Ölüm:
Vailima, Samoa, 3 Aralık 1894
Çocukluğu
Robert Louis Stevenson, 13 Kasım 1850 günü Edinburgh'da Thomas ve Margaret Stevenson'ın tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda onu hayatı boyunca bırakmayacak olan bir hastalık geçirmiştir (tüberküloz olduğu düşünülmektedir.) Sağlık durumundan dolayı okula devam edememiş, evde özel öğretmenler tarafından eğitilmişti.
Öğrenim yılları
Babası Thomas'ın 17 yaşındaki oğlunu Edinburgh Üniversitesi'ne kaydettirdikten sonra ailesiyle arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Üniversite hayatına başlamasıyla Stevenson 1870lerden çok 1970lere yaraşan bohem bir hayat tarzı benimsedi. Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu. Stevenson üniversite de hastalıklı ve romantik bir genç olarak hocalarının dikkatini çekse de derslerine pek önem vermiyordu. Zamanını Edinburgh sosyetesinin içinde geçirdi, Montaigne, William Hazlitt ve Daniel Defoe'yu taklit etmeye çalıştı.
Babası oğlunun nesillerden beri Stevenson ailesinin mesleği olan mühendisliği sürdürmesini istiyordu, ancak Louis Stevenson hukuk okumayı tercih etti. 1875'de sınavını geçerek diplomasını alsa da mesleğini yapmadı. Diplomasını aldıktan sonra Avrupa'yı gezmeye karar verdi. Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı. Bu arada yazmaya devam etti...
İlk eserleri ve evliliği
Fransa'dayken Oise nehrinde yaptığı bir gezi ona "Bir İç Gezi" (An Inland Voyage) (1870) adlı eserini yazması için ilham vermişti. Aynı zamanda burada kendisinden on yaş büyük Fanny Van de Grift Osbourne adlı evli ve iki çocuk annesi Amerikalı bir kadınla aşk yaşar. Fanny Kaliforniya'ya döndüğünde arkasında depresyonda ve yıkılmış bir Stevenson bırakmıştı.
Stevenson, Fransa'nın dağlık ve kırsal kesiminde bir seyahate çıktı ve burada yaşadıklarını hikâyeleyerek "Bir Eşekle Seyahat" (Travels with a Donkey in the Cévennes) adlı kitabında anlattı (1878). Ailesi, onun bu yaptıklarını bir zaman kaybı olarak değerlendirse de aslında yazı stilini geliştirmek ve yaşam bilgisini arttırmak için uğraş vermekteydi.
1879 Ağustos'unda Kaliforniya'ya Fanny Osbourne'u görmeye gitti. New York'tan Kaliforniya'ya trenle seyahat etmesi onu çok yıpratmıştı, akciğerindeki bir enfeksiyon onu ölümün eşiğine getirdi, kendisine yardımcı olan çiftlik sahipleri tarafından iyileştirildi ve Fanny'nin yaşadığı San Fransisco şehrine devam etti. San Fransisco'da çok zor şartlar altında parasız günler geçirdikten sonra tekrar sağlığı bozulduğunda eşinden boşanmış olan Fanny onunla ilgilendi ve iyileştirdi. Çift 1880'de evlendi ve bilikte Edinburgh'a döndüler. Bundan sonraki dört yılda Stevenson'un sağlığı el verdiğince Güney Fransa ve İsviçre'de gezdi. Bu dönemde en bilinen eserlerini yazdı.
Define Adası
Stevenson üvey oğlu Llyod Osbourne ile yaptığı bir haritadan aldığı ilhamla ünlü eseri Define Adası (Treasure Island)'nı yazdı. Oğlunun "bir harita, bir define ve terkedilmi bir gemiyle ilgili olsun, içinde kadın olmasın" şeklinde kitabı kendisine ısmarladığı için kitapta kadınlara yer verilmediği söylenir. Eser 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde dizi olarak yayımlanmış, 1883 yılında kitap olarak basılmıştır. Tropikal adalarda "x" işaretli hazine haritalarıyla hazine arayan eli kancalı-omzu papağanlı olarak canlandırlan korsan kavramının yaygınlaşmasında bu kitabın çok rolü olmuştur.
Bournemouth
Güney Fransa'da gezerlerken Stevenson'ın tekrar hastalanması üzerine eşi ve üvey oğlu ile birlikte tekrar İngiltere'ye döndüler ve İngiltere'nin güneyinde Bournemouth'a yerleştiler (1884). Yaşadıkları yere, Skerryvore adını vermişlerdi. Skerryvıre, Stevonson'un amcası Alan Stevenson'un büyük güçlerle inşa ettiği İskoçya'nın en uzun deniz feneri olan yapının adıydı.
Stevenson dönemimin bir çok ünlü edebiyatçısıyla yakın arkadaştı. Leslie Stephen, W. E. Henley, Edmund Gosse ve Henry James gibi isimlerle Bournemouth'da oldukça fazla vakit geçirdiği bilinmektedir. Stevenson bu dönemde ünlü tarihi romanı "Kaçırılan Çocuk" (Kidnapped) ve "Dr Jekyll ve Mr Hyde" (The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde) adlı eserlerini (1886) yayınladı.
Seyahatler
1887 Mayıs'ında babasının ölümünden sonra doktorunun tamamen değişik bir iklime gitmesi tavsiyesi üzerine annesi, eşi ve üvey oğlunu alarak Amerika'ya gitti. New York'da ünlü bir yazar olarak karşılandı ancak yönünü Batı'ya çevirerek yolculuğuna devam etti. "Anılar ve Portreler" (Memories and Portraits) adlı eserini bu dönemde kaleme aldı.
1888'de Stevenson bir yat satın aldı ve San Fransisco'dan Güney Kıyılara doğru yola çıktı. Samoa'ya gelmeden önce Markiz Adaları, Tahiti, Honolulu, Gilbert Adaları duraklarından birkaçıdır.Aynı yılKara Ok isimli tarihi macera romanında Güller Savaşı'nı anlattı. Bu arada The Master of Ballantrae 1889'da yayımlandı. Aynı yıl Ekvator'da ikinci bir yolculuk yaptı ve üvey oğlu Lloyd da kendisine eşlik etti.
Samoa'da mücadele ve son yılları
Stevenson cüzzamlı hastaların karantina altında yaşadığı Molokai'de(Hawai Adaları'ndan birisi), Peder Damien'in misyonerlik ettiği bir koloniyi incelemek için ziyaret etti. Bir akciğer kanaması onu Samoa'da durmaya zorlayana kadar Doğu Pasifik'te dolandı. "Güney Kıyılarında" (In the South Seas) ve "Peder Damien" (Father Damien) adlı eserleri 1890'da yayımlandı. Seyahat edemez olunca Samoda'da bir arazi aldı ve yerleşti. Yerli dilme Masalcı anlamına gelen Tusitala ismini benimsedi ve yerel siyasete bulaştı.
1892'de güçlü Batı devletlerine karşı Samoa haklarını korumak için bir kampanya başlattı ve "A Footnote to History: Eight Years of Trouble in Samoa" adlı eserini yayımladı. 1893'te Samoalı bir kabile şefini destekleyince isyancı ilan edilmiş ve Samoa'dan atılmanın eşiğine gelmiştir.
Sağlığının bir daha İskoçya'ya dönmesine olanak vermeyeceğini bildiği için bu dönemde ülkesini oldukça özler. Aynı yıl, "Kaçırılmış Çocuk" (Kidnapped) adlı eserine bir devam kitabı olan "Catriona"yı yazar. 1894'te Samoa'ya barış gelir, Stevenson bir kahraman ilan edilir, "The Ebb-Tide" yayımlanır ve "Weir of Hermiston" adlı eseri üzerinde çalışırken 3 Aralık 1894 günü 44 yaşında beyin kanamasından hayatını kaybeder. Samoa'daki Vaea Tepesine gömülmüştür.
"En büyük hükümdarın giysilerinin altında bile sıradan insandan başka bir şey var mıdır?"
Ve hâlâ bitkin bir şekilde genç adamın koluna dayanmış olsa da, gülüşü adamın kulaklarına alçak bir tonda ve hoş bir şekilde çalınıyordu. "Ah!" diye iç çekti, bir açıklama mahiyetinde , "benimki gibi bir hayatta , bulabildiğim her mutluluğa sıkıca tutulmalıyim."
Robert Louis Stevenson
Sayfa 35 - Labirent Basın Yayın
''Gözlerimin bağlanmasını ve kulaklarımın tıkanmasını istiyorum. Ama bu dünyada kulaklarımı tıkayacak kadar kalın bir pamuk yok.''
Robert Louis Stevenson
Sayfa 17 - İthaki Yayınları
Tanrı eliyle bağlanmış bağları çözmemeli insan;
Çalıların ve rüzgarın çocukları olalım her zaman.
Bu kitaba neden bu kadar az ilgi gösterilmiş, anlamadım. Şaşırdım. Oysa, 1886'da ilk yayımlandığında yazarını büyük bir üne kavuşturan bir novella bu. Hem de dünyayı kasıp kavuran ünlü Rus yazarlarının büyük eserler verdikleri bir dönemde.

Stevenson, favori yazarlarımdan. Bu kitabı ise, bir başyapıt. Seksen sayfalık bir kitap, ama öyle sarsıcı, öyle yeni, öyle tuhaf bir atmosferi var ki.. İnsan ruhunun en derinlerine, psikolojinin gizemlerine, şuurumuzun en diplerine doğrudan eğilen; henüz bilinçaltı teriminin bulunmadığı bir dönemde, zihnimizin derinliklerine cüretkar bir girişimdir bu kitap..

Burası spoiler içerir. Okuyacaklar dikkat etmeli..

Bir rüyadan doğmuştur bu kitap. Yazarının gördüğü bir rüyadan...
Bir doktorun, Dr. Jekyll'in izindeyiz kitap boyunca. Avukatı Utterson'a, kendisine bir şey olması halinde tüm mal varlığını koşulsuz olarak Bay Hyde'a bırakmasını vasiyet eder. Fakat, böylesi saygın, sağduyulu ve akıllı bir doktorun, kimsenin tanımadığı birine tüm çalışmalarını, tüm mal varlığını miras bırakması kafaları karıştırır. Çok az insan görmüştür Bay Hyde'ı. Görünüşü dahi insanlarda tiksintiye sebep olan, tekinsiz ve şeytani bir çehreye sahip bu adam neyin nesidir? Nereden gelmiştir, kimdir, bilen yok.

Ardından bir cinayet işlenir. Cinayetin tanığı olan kadın, Hyde'ın eşkalini polise verir. Ancak Hyde bulunamaz. Bu gizemli kişilik sırra kadem basadursun, avukat ve bazı doktor dostları, Jekyll'in hayatından endişe etmektedir. Evden çıkmamakla kalmayıp, odasından dışarı adımını bile atmamaktadır. Solgun çehresi, bitkin haliyle adeta bir zombiden farksız olan Jekyll, bu haliyle Hyde'ı andırmaktadır.. Yoksa ...? Acaba ... ? Evdeki bunca deney tüplerinin, bunca dağınık laboratuvar malzemesinin anlamı nedir? Bu kısmı da okuyucuya bırakalım.

Okuduğum en tuhaf, en gotik, en karanlık, en müthiş, en en en iz bırakan kitaplardandır. Stevenson'ı hayatıma sokan, favori yazarlarımdan kılan da bu eseridir.

Şiddetle tavsiye edilir..
O kadar çok psikolojik gerilim okudum ancak Stevenson harikalar yaratmış. Dr. Jekyll ve Bay Hyde içimizdeki iyi ve kötüyü temsil ediyor. Kitapta heyecan hiç bitmiyor, hatta her an daha da yükseliyor. Olayların nasıl sonlanacağını merak ederek okuyup finalde ise çok şaşırdım.. 1886 yılında yazılan roman bugün hala birçok filme konu olmayı, listelerde hala üst sıralarda kalmayı hak ediyor. İyilik ve kötülüğün birbiri ile çatışmasını okurken hem çok meraklandım hem de yazara birçok cümlesinde hak verdim.. Zamanınız bolsa, kitabın bir günde okunması taraftarıyım. Konu bütünlüğünü kaybetmemek açısından bunun gerekli olduğunu düşünüyorum.
~NAÇİZANE BİR YAZI~

Herkese Selam :)

Aslında dün böyle bir yazı yazmak kafamın ucundan bile geçmezdi belki de moralim çok bozuk olduğundan olsa gerek. Ama kitabı bugün boş vaktim vardı ve yeniden tam anlayarak okudum ve yaklaşık kırk beş dakika gibi kısa bir süre aldı .
••••••••••••••••••••••••••••

Şimdi çoğu kişinin kafasında su düşünce oluşabilir ;
"Ya bu kitap 126 sayfa peki bu bu kadar kısa sürede nasıl bitiyor."
Bu aklınızda ki şüpheyi sanırım şöyle giderebilirim. (eğer ki varsa tabi :)

https://i.hizliresim.com/8YOYzr.jpg
https://i.hizliresim.com/A1V1D7.jpg

Gördüğünüz gibi kitap çizgi roman şeklinde ilerliyor almadan önce bunu belirtmedikleri için biraz şaskınım ama sorun değil.
••••••••••••••••••••••••••

Bu arada kitabın konusuna geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki kitap boyut olarak biraz büyük şöyle kıyaslıyabiliriz :


http://www.directupload.net/...036/y9fktths_png.htm

http://www.directupload.net/...036/x2pzfrj9_png.htm

Umarım bahsettiğimi doğru şekilde anlamışsınızdır.
Neyse artık bu kadar laf yeter biraz da kitabın konusuna gelelim.
•••••••••••••••••••••••

Kitap 19. y.y.'da yazılmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor o zaman ki çoğu kitaba konu olarak benzemiyormuş yani bu türün ( korku, polisiye gibi gibi) ilk örneklerin'den birisi olarak kabul edilebilir kanaatimce, ama yine de bunu araştıracağım.

Kitabın konusu ise bir doktorun bir iksir veya karışım (ne olduğu tam olarak belirtilmemiş bence ) bularak kendi bedenini iki şahıs olarak kullanmayı başarıyor. Bunlardan birisi kendisi yani DR. Jekyll diğeri ise kitap'ta kötü karekter olarak bize gösterilen Bay Hyde en başlarda bu durum Dr. Jeykyll'ın hoşuna gider ama daha sonraları Bay Hyde'ın yediği naneler bir değil iki değil Bay Hyde'ı bedenin'den atmak ister ama bu kadar basit olacak mıdır ? Nasıl olsa ruhun'dan büyük bir şeytanı atmak istemektedir.

Şunu da belirtmeliyim ki kitabın sonu gerçekten aklınızda ki gibi bitmeyebilir bende böyle oldu sizlerde de olabilir.
••••••••••••••••••••••••
Biliyorum gerçekten uzun bir yazı oldu ama şunu da belirtmek de fayda var kitabı okurken kitap hasar gördü üstelik gerçekten yumuşak davranmama rağmen :

http://www.directupload.net/...036/isx24sse_jpg.htm


http://www.directupload.net/...036/6ekvsf9r_jpg.htm

Gördüğünüz gibi

Kitab'ı genel olarak beğendim çizimleri olsun gerekse kurgusu olsun okuyun derim .

Ben NTV YAYINLARI/ 1. Baskı okudum sizlere bunu önermiyorum çünkü muhtemelen sizde de kitap hasar görücektir. Yine de en iyisini sizler bilirsiniz 1K ahalisi

Bu kadar uzun yazıyı okuyan insanlara gerçekten teşekkür ediyorum :)

Sağlıcakla, esenlikle kalın :))
Bir solukta okunabilecek bir kitap, insanın içindeki başka bir insandan bahsediyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen anlattığı öykü hepimizin bir birey olarak sık sık düşündüğümüz bir konuya değiniyor. Ben neyim? Iyi mi kötü mü?

Zaman zaman kendimle konuşurum, acaba hayatımın hangi dönemindeki hatice beni daha mutlu etti ya da hangi dönemde yaşadığım hatice aslında bendi? Insanoğlu bir olay karşısında hiç o zamana kadar vermediği bir tepkiyi verdiğinde "kendimi tanıyamadım, nasıl böyle davranabildim " der zaman zaman ya da çoğu zaman, belki de aslında gerçekte o tepkiyi veren kişiyiz ve kendimiz bile bunu bilmiyoruz. Belki de bugüne kadarki söylediklerimizin ya da yaptıklarımızın tam tersini yapmaya meyilli bir insandık, biz kendimizi bu kalıba soktuk.

Karakterimizin gerçekte ne olduğundan asla emin olamayacağımizi, içimizdeki hangi yönün ya da hangi benin baskın olacağına asla karar veremedigimizi çarpıcı bir öyküyle anlatmış yazar, kısacık bir kitap ama üzerine saatlerce konuşulsa bitmeyecek sorular bırakan. Tavsiye ederim, keyifli okumalar diliyorum:)
Biliyorsunuz ki 1K Kayseri Okuma Grubu olarak geçtiğimiz günlerde ilk toplantımızı gerçekleştirmiştik. ( #32584409 )
Oylarla belirlediğimiz iki kitaptan biri de buydu. 
1886 yılında yayımlanan Dr. Jekyll ile Bye Hyde, büyük ilgi görmüş, tiyatro ve sinemalara konu olmuştur. Hatta o kadar sevilmiş ki, ahlak ve ruh tutarsızlıkları gösteren kişilere "Jekyll ve Hyde" deyimi kullanılmaya başlanmış.

Bu kadar çok kişiyi etkisi altına alan kitap daha ilk sayfalarda beni de içine çekti ve gerilim, heyecan, merak dolu anlar geçirerek bir çırpıda bitirdim. Eski dostlar olan bir avukat ve iki doktorun bulunduğu, Dr Jekyll' nin diğer dostlarını da etkileyecek işlere bulaşmasıyla oluşan bir hikaye.

Bir insan içinde, hem akıl almaz derecede kötü, vahşi, çirkin hem de yüzünden bile iyilik akan, herkes tarafından sevilen sayılan, birbirine tamamen zıt iki farklı kişilik taşıyabilir mi ? Düşünün, sizde böyle bir duruma düştünüz ve tercih hakkınız var. Herkesle dost olan, saygın ve sevilen ama bir o kadar da kısıtlanmış, belirlenmiş yaşam şartları dışına çıkamayan biri mi olmayı mı seçerdiniz yoksa her istediğini yapmakta tamamen özgür olan,  hiçbir vicdan, ahlak, sorumluluk gibi kısıtlamaları içinde taşımayan, içinin kötülüğü dışına yansımış ve yaptığı kötülüklerin sorumluluklarını çekmeyecek kadar hür biri mi ?

Dr Jekyll de bunu sorguluyor kitap boyunca. Dr. Jekyll'nin kararı sizinkiyle uyuşuyor mu merak ettiyseniz bir an önce kitabı okumaya başlamalısınız. Her anı heyecan dolu dakikalara hazır olun, iyi okumalar dilerim.
İskoçlu yazar Robert Louis Stevenson tarafından 1878 yılında yazılmış bir kitap olan İntihar Kulübü, hayattan sıkılmışlara adanmıştır.

Viktorya dönemini (Sanayi devriminin yükselişi) İngiltere'sinde Filorizel, sıra dışı bir yolcluğa katılır. İsmini, amacını, işlevini bilmediği bir kulübe üye olur. Eski püskü ve yıkıntıların baş köşesi olan bir malikanede hayattan sıkılmış, bir beklentisi olmayan, bıkkın, toplumdan soyutlanan, yaşamın vermiş olduğu ağırlık altında, psikolojik baskı altında yaşayan kişiler kalmaktadır. Bu kişiler hayattan bıktığı ve intihar kulübünü kurdukları gibi hayatına son veremeyecek kadar korku duymaktadırlar.

Filorize, kulüp ile geçirdiği süre boyunca birçok korkunç şeyler görmüş, işitmiş ve yaşamıştır. Günler geçtikçe İntihar Kulübü'nün iç yüzünü berrak bir şekilde gözlemleyen Florize, işin korkunç boyutunu dehşetle izlemektedir.

Yine bir gün toplanan kulüb üyeleri, her akşam yapmış oldukları gibi bir kumar masası etrafında toplanıp, bir katil ve bir kurban seçerler. Yukarıda da belirttiğim gibi, İntihar Kulübü üyeleri hayatlarına son veremeyecek kadar 'cesaretten yoksun' kişilerdir. Bu süreç boyunca her geçen gün korkunun vermiş olduğu ürperti ile Florize, en sadık dostu olan Albay Geraldine ile konuşur. Albay Geraldine, çok zekice planlar hazırlayan ve bu ölümlere 'intihar' süsü veren kulüp başkanını cezalandırmak ister. Ama bunun için büyük bir kumar oynaması gerekmektedir...

Yazar Stevenson, İntihar Kulübü eserinde yapmış olduğu düşündürücü söylemleri güzeldi. Ne aşırıya kaçmış, ne de aşırılıktan uzak durmuştu. Bazı kitaplar vardır bilrisiniz, çok fazla aşırıya kaçar ve bu aşırılık ile okuyucuyu çekeceğini düşünür. Halbuki okuyucu bir süre sonra sıkılır, değişik bir şeyler tatmak ister, sürekli aynı şeyi yaşamaktan bıkkınlık duyar ve yazarın düşündüğü gibi gerçekleşmez ve bir hüsranla son bulur. İşte Stevenson bu eserinde bu yöntemi uygulamamış, doğal, yalın ve açık bir anlatım ile okuyucularını 'kandırmaktan' kaçınmıştır. Teşekkürümü iletmek istiyorum. Üstelik yer yer betimlemelere, yeni tanıştığınız kişilerin özelliklerine, sosyo ve psikolojik yapısına, toplum içinde etkinliği ve saygınlığı gibi...




Kitap ortalarına kadar çok iyi ilerliyor. Bir gizem sunuyor, sonra söyleyişler çıkıyor, söyleyişlerden bir şeyler çıkartmanıza olanak sağlıyor, sonra konu değişerek bir insanın psikolojik durumuna geçiyor. Kişilik bozukluğu olan birinin paranoyak davranışları ile yüzleştiriyor. Kitap sonlara doğru ilerledikçe bir kumar etrafında bulunuyorsunuz, karanlık, dar bir sokakta bir cinayet, zeki ve temkinli asker, habersiz bir şekilde üye olan saygın Filorize, hayattan sıkılmış ve hayatlarına son veremeyecek kadar bıkkın insanların ağıtları, farklı tiplerin sergiledikleri tuhaf hareketler, kumar masaasının etrafında dejavu yaşatan üyeler. Öğrenmek mi istiyorsun? O halde aramalısın...

Kitap ismi olağanüstü. Okurken şunu söyleyebilirsiniz,'' Bu kitabı ben yazmış olsaydım yani böyle bir isme, farklı söyleyişler ve benzetmeler, daha fazla kafa karıştırıcı birtakım eklemeler yapabilirdim.''


Fazla bir şey yazmak istemiyorum. Sadece alıp okuyun.

Yayınevi ile ilgili diyebileceğim bir şey varsa, o da İthaki Yayınları'nın çeviri konusunda, imla ve yazım hatalarında eşsiz olduğu. Eğer yayınevi ile ilgili bir sorun yaşıyorsanız, İthaki Yayınlarını hiç düşünmeden tercih edebilirsiniz.


Kitabı okurken dikkat çekici birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum.


''Gençlik korkaklıktır.İnsan sorunları olduğundan daha kara görünür.''

Güzel tespit değil mi? :)



Hayatta kaderden başka hiçbir şey gerçek değildir ve sonuç ne olursa olsun, sonuna kadar size yardım edecek biri var.

Keyifli okumalar.
Komşunuza bakıyorsunuz,zenginin teki,tekrar bakıyorsunuz,çalışmıyor,tekrar bakıyorsunuz,paraları oraya buraya dağıtıyor,sonra diyorsunuz ki,bu herif paraları nereden buluyor?

Zengin denince aklıma gökdelenler gelir,Bill Gates gelir,otel gelir,yüzünü görmediğim akrabam gelir.Paraları nasıl buluyorlar diye düşünürüm.

Para denince aklıma emek gelir,zaman gelir,yetenek gelir ama öyle kazanıldığını
düşünmem.

Nasıl kazanılır ki bu para?Elimize cebimize koyduğumuz zaman para mı fışkırıyor?Otları yaktığımızda mı çıkıyor?Ağaçtan mı toplanıyor?Yastığımızın altına mı düşüyor?Dile benden ne dilersen diyen cin mi gönderiyor?Gökten zembille mi iniyor?

Öykülerinde bu dediklerimi anlatmış yazarımız,ve bu paranın açtığı sıkıntıları.

Parayı hayatınızdan çıkarırsanız mutlu olursunuz diyenlere itimat etmeyin sakın,parasız zaman mı geçer,parasız hayalinizdeki evi yapabilir misiniz,kitap alabilir misiniz,gezebilir misiniz,yok yok,hiçbirini yapamazsınız.Hepsi yalan.

Bir bakmışsınız elinizde bir şişe,ucuza almışsınız hatta şöyle rivayetler var,Napolyon bu şişeyi kullanmış dünyayı fethetmiş,yalıları,jetleri,fillaları olan insanlar bu şişeyle sahip olmuş.Tek sıkıntı eğer ölürseniz,şişeyle cehenneme yollanacaksınız.Şişeyi alan herkes inançlıymış demek ki,sürekli el değiştirip durmuş,kimse tam olarak keyfini çıkaramamış,satamayanlar delirmiş,satanlar derin bir oh çekmiş.

Ağaçtan para toplanıyormuş,bunu bilen büyücüler insanları kandırmış,emeğiyle kazandığını söylemiş,çil çil paraları nasıl geliyormuş diye sorgulamamış insanlar,sorgulayamamışlar,büyücüler para uğruna insanları katletmiş,sonunda kendileri de paralarıyla yok olmuş.

Para lanettir,diye söyler amcam,kimin eline geçerse bela eksik olmazmış.Elinize 5 lira alın bakın kaç elden geçmiş,kaç kişinin ekmeğiymiş,bazıları eli gitmeyerek verir paraları.Ve o parayı alan kişi çarçur eder,size kadar gelir.
Parayla bir şey almıştır,artık onun değildir,ancak lanetlemeyi de unutmamıştır.Lanet gerçektir,bir taş bile ne belalara yol açar,çünkü taşında bir ruhu vardır,insanlar taşın içine ruhunu katmıştır.

Geçmişe dönüp baktığımızda kimsenin hiçbir şeyle yetinmediğini görürüz,hep fazlası,hep fazlası diye çırpınmışlar,ellerine ise kocaman sıfır geçmiş.

Piyango parası birine tutsa,61 Milyon TL,kim iyi düşünür ki,dünyanın elinde olduğunu düşünür,yani ben düşünürüm.60 Milyon,50 Milyon derken dibi gözükür artık paranın,değeri bilinmez çünkü.

Siz ne kadar para kazanırsanız kazanın 5 kuruşun bile değerini bilin,cimri olun demiyorum,ne kadar emek verdiğinizi düşünün yeter.Hırsa kapılmaya gerek yok,her halükarda elinize baktığınızda aynı şeyleri göreceksiniz.
Paranız her zaman olsun,ama parayı nasıl kullandığınız önemli,huzur için mi harcıyorsunuz,yoksa daha fazlası için mi?

3 tane hikaye var kitapta,okunması kolay,masal tadında,fantastik ögelerin bulunduğu bir kitap.
Unutmadan söyleyeyim,olaylar Hawaii'de geçiyor,oraların havasını tatmak istiyorsanız,mutlaka okuyun,hem genel kültür kasmış olursunuz.

Keyifle kalın :)
İçimizdeki iyi ve kötünün vücut bulmuş halini temsil eden 2 ayrı karakter.Bir tarafta Dr.Jekyll bir tarafta Bay Hyde. Aynı bedende farklı karakterler.Biri iyiliği temsil ederken biri kötülük abidesi. Dr.Jekyll içimizde barındırdığımız ve birbirlerine engel teşkil ettiğini düşünen iyi ve kötü karakterleri, birbirinden bağımsız hale getirip özgürleştirmek için deneyler yapar ve kendisi iyilik temsilcisi Dr.Jekyll olarak kalırken ortaya tamamen kötülüğü temsil eden Bay Hyde oluşuverir. Başlarda bunu baskılayabilen Dr.Jekyll, zamanla kötü tarafın etkisinde sürekli kalır ve en sonunda kendini ona teslim ederek, kendi sonunu kendi hazırlar.

Kitap, gizemli ve merak uyandıran bir içeriğe sahip ve ayrıca sıkılmadan okunacak sürükleyicilikte.Yazar insanın ruhundaki çatışmayı,iyilik kötülük arasındaki o gelgitleri ustaca gözler önüne seriyor.

İnsanların mayasında bir miktar iyilik ve bir miktar da kötülük bulunmaktaydı. Oysa tüm insanlık içinde bir tek Edward Hyde yalnızca kötülükten yoğurulmuştu.”
Tavsiye edilir.
Yolculuk esnasında okumak için yanıma aldığım kısacık ama derin bir içeriğe sahip güzel bir kitaptı. Bir kez kötülük hastalığına kapılırsak içimizdeki iyilik ne kadar büyük olursa olsun o minicik kötülük bizi esir eder ve iyiliği nasıl öldürür bu eserde ustaca anlatılmış.
Stevenson'un soluk soluğa okuyabileceğiniz en iyi kitaplarından biridir. Ritm hiç düşmez. Kitabın sonuna kadar aynı seviyede sizi gerilim/dram dolu bir macera bekliyor. Gündüzleri Dr. Jekyll geceleri ise cani bir canavara dönüşen Bay Hyde'in gizemli hikayesi sizi sarıp sarmalayacaktır. Stevenson'un hayal gücündeki muazzam derinlikleri bu kitapta çok fazla göreceğinize eminim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert Louis Stevenson
Unvan:
Roman Yazarı, Şair
Doğum:
Edinburgh, İskoçya,, 13 Kasım 1850
Ölüm:
Vailima, Samoa, 3 Aralık 1894
Çocukluğu
Robert Louis Stevenson, 13 Kasım 1850 günü Edinburgh'da Thomas ve Margaret Stevenson'ın tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda onu hayatı boyunca bırakmayacak olan bir hastalık geçirmiştir (tüberküloz olduğu düşünülmektedir.) Sağlık durumundan dolayı okula devam edememiş, evde özel öğretmenler tarafından eğitilmişti.
Öğrenim yılları
Babası Thomas'ın 17 yaşındaki oğlunu Edinburgh Üniversitesi'ne kaydettirdikten sonra ailesiyle arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Üniversite hayatına başlamasıyla Stevenson 1870lerden çok 1970lere yaraşan bohem bir hayat tarzı benimsedi. Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu. Stevenson üniversite de hastalıklı ve romantik bir genç olarak hocalarının dikkatini çekse de derslerine pek önem vermiyordu. Zamanını Edinburgh sosyetesinin içinde geçirdi, Montaigne, William Hazlitt ve Daniel Defoe'yu taklit etmeye çalıştı.
Babası oğlunun nesillerden beri Stevenson ailesinin mesleği olan mühendisliği sürdürmesini istiyordu, ancak Louis Stevenson hukuk okumayı tercih etti. 1875'de sınavını geçerek diplomasını alsa da mesleğini yapmadı. Diplomasını aldıktan sonra Avrupa'yı gezmeye karar verdi. Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı. Bu arada yazmaya devam etti...
İlk eserleri ve evliliği
Fransa'dayken Oise nehrinde yaptığı bir gezi ona "Bir İç Gezi" (An Inland Voyage) (1870) adlı eserini yazması için ilham vermişti. Aynı zamanda burada kendisinden on yaş büyük Fanny Van de Grift Osbourne adlı evli ve iki çocuk annesi Amerikalı bir kadınla aşk yaşar. Fanny Kaliforniya'ya döndüğünde arkasında depresyonda ve yıkılmış bir Stevenson bırakmıştı.
Stevenson, Fransa'nın dağlık ve kırsal kesiminde bir seyahate çıktı ve burada yaşadıklarını hikâyeleyerek "Bir Eşekle Seyahat" (Travels with a Donkey in the Cévennes) adlı kitabında anlattı (1878). Ailesi, onun bu yaptıklarını bir zaman kaybı olarak değerlendirse de aslında yazı stilini geliştirmek ve yaşam bilgisini arttırmak için uğraş vermekteydi.
1879 Ağustos'unda Kaliforniya'ya Fanny Osbourne'u görmeye gitti. New York'tan Kaliforniya'ya trenle seyahat etmesi onu çok yıpratmıştı, akciğerindeki bir enfeksiyon onu ölümün eşiğine getirdi, kendisine yardımcı olan çiftlik sahipleri tarafından iyileştirildi ve Fanny'nin yaşadığı San Fransisco şehrine devam etti. San Fransisco'da çok zor şartlar altında parasız günler geçirdikten sonra tekrar sağlığı bozulduğunda eşinden boşanmış olan Fanny onunla ilgilendi ve iyileştirdi. Çift 1880'de evlendi ve bilikte Edinburgh'a döndüler. Bundan sonraki dört yılda Stevenson'un sağlığı el verdiğince Güney Fransa ve İsviçre'de gezdi. Bu dönemde en bilinen eserlerini yazdı.
Define Adası
Stevenson üvey oğlu Llyod Osbourne ile yaptığı bir haritadan aldığı ilhamla ünlü eseri Define Adası (Treasure Island)'nı yazdı. Oğlunun "bir harita, bir define ve terkedilmi bir gemiyle ilgili olsun, içinde kadın olmasın" şeklinde kitabı kendisine ısmarladığı için kitapta kadınlara yer verilmediği söylenir. Eser 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde dizi olarak yayımlanmış, 1883 yılında kitap olarak basılmıştır. Tropikal adalarda "x" işaretli hazine haritalarıyla hazine arayan eli kancalı-omzu papağanlı olarak canlandırlan korsan kavramının yaygınlaşmasında bu kitabın çok rolü olmuştur.
Bournemouth
Güney Fransa'da gezerlerken Stevenson'ın tekrar hastalanması üzerine eşi ve üvey oğlu ile birlikte tekrar İngiltere'ye döndüler ve İngiltere'nin güneyinde Bournemouth'a yerleştiler (1884). Yaşadıkları yere, Skerryvore adını vermişlerdi. Skerryvıre, Stevonson'un amcası Alan Stevenson'un büyük güçlerle inşa ettiği İskoçya'nın en uzun deniz feneri olan yapının adıydı.
Stevenson dönemimin bir çok ünlü edebiyatçısıyla yakın arkadaştı. Leslie Stephen, W. E. Henley, Edmund Gosse ve Henry James gibi isimlerle Bournemouth'da oldukça fazla vakit geçirdiği bilinmektedir. Stevenson bu dönemde ünlü tarihi romanı "Kaçırılan Çocuk" (Kidnapped) ve "Dr Jekyll ve Mr Hyde" (The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde) adlı eserlerini (1886) yayınladı.
Seyahatler
1887 Mayıs'ında babasının ölümünden sonra doktorunun tamamen değişik bir iklime gitmesi tavsiyesi üzerine annesi, eşi ve üvey oğlunu alarak Amerika'ya gitti. New York'da ünlü bir yazar olarak karşılandı ancak yönünü Batı'ya çevirerek yolculuğuna devam etti. "Anılar ve Portreler" (Memories and Portraits) adlı eserini bu dönemde kaleme aldı.
1888'de Stevenson bir yat satın aldı ve San Fransisco'dan Güney Kıyılara doğru yola çıktı. Samoa'ya gelmeden önce Markiz Adaları, Tahiti, Honolulu, Gilbert Adaları duraklarından birkaçıdır.Aynı yılKara Ok isimli tarihi macera romanında Güller Savaşı'nı anlattı. Bu arada The Master of Ballantrae 1889'da yayımlandı. Aynı yıl Ekvator'da ikinci bir yolculuk yaptı ve üvey oğlu Lloyd da kendisine eşlik etti.
Samoa'da mücadele ve son yılları
Stevenson cüzzamlı hastaların karantina altında yaşadığı Molokai'de(Hawai Adaları'ndan birisi), Peder Damien'in misyonerlik ettiği bir koloniyi incelemek için ziyaret etti. Bir akciğer kanaması onu Samoa'da durmaya zorlayana kadar Doğu Pasifik'te dolandı. "Güney Kıyılarında" (In the South Seas) ve "Peder Damien" (Father Damien) adlı eserleri 1890'da yayımlandı. Seyahat edemez olunca Samoda'da bir arazi aldı ve yerleşti. Yerli dilme Masalcı anlamına gelen Tusitala ismini benimsedi ve yerel siyasete bulaştı.
1892'de güçlü Batı devletlerine karşı Samoa haklarını korumak için bir kampanya başlattı ve "A Footnote to History: Eight Years of Trouble in Samoa" adlı eserini yayımladı. 1893'te Samoalı bir kabile şefini destekleyince isyancı ilan edilmiş ve Samoa'dan atılmanın eşiğine gelmiştir.
Sağlığının bir daha İskoçya'ya dönmesine olanak vermeyeceğini bildiği için bu dönemde ülkesini oldukça özler. Aynı yıl, "Kaçırılmış Çocuk" (Kidnapped) adlı eserine bir devam kitabı olan "Catriona"yı yazar. 1894'te Samoa'ya barış gelir, Stevenson bir kahraman ilan edilir, "The Ebb-Tide" yayımlanır ve "Weir of Hermiston" adlı eseri üzerinde çalışırken 3 Aralık 1894 günü 44 yaşında beyin kanamasından hayatını kaybeder. Samoa'daki Vaea Tepesine gömülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 90 okur beğendi.
  • 2.399 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 916 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları