Bir kimse ilmi, dünya için öğrenirse ilim, o kimsenin kalbinde kuvvetle yer etmez ve hiç kimse o ilimden yararlanamaz, o ilmin hiç bere-keti de olmaz. Kim ilmi âhiret için öğrenirse o ilimde bereket olur, kalbde muhkem olur ve ondan herkes istifâde eder faydalanır
Bir gün bir kimse Hazret-i İmâm’a gelip: “Borçluyum. Alacaklının beş yüz akçesini benden almaması için aracı olur musun?” dedi. İmâm, alacaklıyı alacağı paranın tamâmından vazgeçirince borçlu: “Maksadım hepsinden temize çıkmak değildir ancak istenilen miktarın beş yüzünü temize çıkarmaktır” de-diğinde İmâm: “Borç, senin değildir, benimdir, o ödendi” dedi.
“İmâm’ın arkasında namaz kıldım. Namazını bitirince mihraba oturdu. Bir kimse gelip: “Bu kadar süs olan bir mihrabda namaz kılmak câiz mi?” dedi. İmâm: “Bu mihrabda kırk beş yıldır namaz kılarım daha burada süs olduğunu hiç görmedim” dedi. Sonra süsü kaldırmala-rını emretti.” Yine rivâyet edilir ki: “Bir kimse “Mes-cidin tavanı ne güzelmiş!” dedi. İmâm: “Kırk yıldan daha fazla zamandır namaz kıldığım bu mescidin daha tavanını görmedim” dedi.