Secdemi ediyor dağılıyorum yeryüzüne.Bu dağılış fiziki de değil üstelik.Sahi toprağın altı toplar mı her zerremi ? Hiç tanımadığım terzinin ellerinden geçen kefenim sarar mı annem gibi bedenimi ? Yeni çiçek açan gözlerime gökyüzü damlar mı yeniden ? Her soru bin ah biçiyor kesin bir tavırla gönlümün luğatında.
Kafka'nın okuduğum birçok eserinden sonra anlatım dili daha sade ve anlaşılır geldi.Kafka'nın toplu bir ortam da hayatının baharını yaşadığı Milena'ya itafen yazdığı mektupların bir araya getirilip sayfalara dökülmüş hali.Herkesin hayatında bir Milena'sı bir Kafka'sı olmuştur ama değer bilmiş midir bilinmez.Böyle sade ve içten sevgi besleyenlerin kalple anlayacağı kendine özgü üst dil barındırıyor.Her sevda bir gün bitmeye mahkumdur malesef.Ya ölümle ya ölüm gibi ayrılıkla...
Yazar'ın sanırım okuduğum ilk kitabı ama onunla bu bir başlangıçtı sadece.Adındanda anlaşıldığı gibi ölüm fermanı verilmiş bir mahkumun ruhsal derinlikerini yaşadığımız etkileyici bir kitap.Yazarın idam'a karşı takındığı tavır üzerine yazılmış.Çokça duygusal anlarla birlikte düşündüren cümleler akılda kalıyor.Bir yandan idam durumuna hak verdirirken bir yandan karşı bir tavır takınabiliyor arafta kalıyoruz.