"Hayatta 1'i, 2 veya 3 yapmak kolaydır. Asıl zor olan 0'ı 1 yapmaktır.."
Duygu ve Düşünce
Ayna 1
Bazı insanlar, onlara kırıldığınızı bilmeyi bile hak etmezler. Bazen en iyi cevap, duygularınızı onlara göstermemektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1. Şey, istediği an istediği etkinlik, gezi , plan maddi manevi uyabilen insan. Düşünsene basit bir şey yapacaksın evde bi hobi edineceksin para abi para , gidip alabiliyor, gezeceksin para var şak planı da yapıyor çık gez . ( Şehir içinde adım atsan para) Yani koşacağı parası olduğundan her an her şeyi deneyebilme lüksüne sahip olmak 2. Şu Japon ablaların videoları var köylerinde iplerini bile kendileri yapıyorlar çok güzel his veriyor ama devamlı yaşamak istemem arada bi gidip gelebilecek öyle yerlere
1000Kitap

GönlümMüzehherlenNeOlur

@kitaplarinfisildaigi21
·
2 şeye imreniyorum ya aslında birine imreniyorum ama birini de kusa süreliğine denemek istiyorum devamlı olsa sıkıldım çünküm …
1000Kitap
Selâm Olsun Aşık Veysel 'e
1. Bölüm — Aşık Veysel “Toprağın Dilini Bilen Adam” Bir bozkır sabahında doğdu sesin, Anadolu sardı seni bağrına. Gözlerin görmese de dünya denen resmi, Kalbin baktı insanın yarınına. Bir saz aldın sustun önce, Sonra dağlar konuştu telinden. Her mısrada bir ömür saklıydı, Her söz aktı tertemiz gönlünden. Dost dedin, yol dedin, kara toprak, İnsanı anlattın insanca. Koca dünya kördü belki sana, Sen gördün herkesi en açıkça. Bir ozan değildin yalnızca sen, Bir milletin vicdanıydın aslında. Adın kaldı türkülerin içinde, Yarınlara uzanan duanda. Kısa Öykü: “Sazdaki Işık” Köy sessizdi. Rüzgâr, kuru otların arasından geçerken bir adam avlunun köşesinde sazını usulca eline aldı. Gözleri dünyayı görmüyordu belki… Ama insanların görmediği şeyleri o hissediyordu. Bir çocuk yaklaştı ve sordu: “Hiç görmeden nasıl bu kadar güzel anlatıyorsun dünyayı?” Adam gülümsedi. Parmaklarını sazın tellerine dokundurdu. “Evlat…” dedi. “Göz bazen bakar ama görmez. İnsan, kalbi kadar görür.” Ve o gün Anadolu bir türkü daha öğrendi. Yıllar sonra insanlar o türküyü dinlediğinde yalnız bir ozanı değil, hayatı anlamayı öğrendi.
İnsan ve Duygular
İllüzyon çağında kuklacılık ve kuklalar...
Bir düşünürün söyle bir sözü kalmış hatırımda, mealen diyordu ki:"...eski zamanlarda kuklacı da kukla da, kuklanın ipi de görünürdü seyirciye...", peki ya şimdi, kukla ortada ipi de görünmüyor kuklacı da...hatta kukla kendini öylesine kaptırmış ki, kukla olduğunu unutmuş giydirme şahsiyet kazanmış gibi...seyreden ise hiç birinin farkında değil !... Bu tespit ile giriş yaptık mevzuya, tam olarak içinde yaşadığımız "illüzyon çağının" ve modern insanın varoluşsal trajedisinin kalbine dokunuyoruz bu yazıda. Bahse konu sözün ruhundan ilham alarak, bu derin fikri ve ardındaki manzarayı şu şekilde devam ettirelim: Görünmez İplerin Çağı: Şahsiyet Sanrısı Eski zamanlarda seyirci, izlediği şeyin bir kurmaca olduğunu bilirdi. Kuklacı perdenin arkasındaydı, ipler bazen ışıkta parlardı; sahne ile hakikat arasında estetik bir mesafe vardı. Seyirci oyunu izler, hissesini alır ve evine dönerdi. Kukla da kukla olduğunu bilirdi, çünkü varlığı ancak o görünür iplerin gerilmesiyle can bulurdu. Ya şimdi? İpler o kadar inceldi, o kadar şeffaflaştı ki; artık onları görmek için göz değil, çok derin bir basiret ve şuur gerekiyor. Kuklacı sahnede değil, kuliste değil; bizzat kuklanın zihninin iç çeperlerine gizlenmiş durumda. Algoritmalarla, dayatılan modern paradigmalarla, konfor alanlarıyla ve sahte başarı illüzyonlarıyla örülmüş bu görünmez ipler, kuklaya yukarıdan aşağıya değil; içeriden dışarıya doğru hareket yaptırıyor. Kuklanın Trajedisi: "Giydirme Şahsiyet" En tehlikeli esaret, esir olduğunu bilmeyenlerin esaretidir. Bugünün insanı (modern kukla), kendisine sunulan hazır şablonları, düşünce kalıplarını, beğenileri ve hatta isyanları bile kendi hür iradesiyle seçtiğini zannediyor. Üzerine geçirilen kimliği, o "giydirme şahsiyeti" o kadar çok benimsiyor ki; aynaya baktığında bir