Heyecanla İstanbul’dan karnem bekleniyor. Durumum kritik. Beş kırıkla öğretmenler kuruluna giriyorum, birinden geçirirlerse, dört dersten ikmale kalacağım. Tiyatro Kolu’nda 100. yıl dolayısıyla gösterdiğim çaba ve bir anlamda başarı göz önünde bulundurularak, öğretmenler kurulunda kollanmam gerekiyor.
Dilharap, varlıklı sayılabilecek bir ailenin kızı olan Mazlume’nin hikâyesini anlatıyor.
Mazlume kitap okuyan, entelektüel, enstrüman çalan, güzel bir genç kadın. Pek çok görücüsü geliyor ama ne o
Okuması çok zor bir kitap bu, Eichmann’ın tüm yaptıkları, o anda diğerlerinin yaptıklarıyla birlikte, çok detaylı olarak anlatılıyor. Öyle berbat bir duyguyla yüklüyor ki insanı bu satırları okumak,
15. asırda Bursa'da Molla Rüstem ölürken on dört yaşındaki oğluna 100 yıl ömür düşünmüş ve her gününe 100 florin (altın) hesap ederek 3.600.000 altın gibi muazzam bir miras bırakmıştı. Bu mirasyedi çocuk, babasından sonra ancak yedi yıl yaşadı ve bütün paralarını yedi. Yalınayak, perişan, kebapçı çırağı oldu ve sefalet içinde bir hamam külhanında öldü. Bu parayı nasıl harcadığına bir misal zikrederler:
Bir gün 100 florine bir tazı satın alır. Bir bağda bir tavşan olduğunu haber verirler, haberciye 100 florin verir, tavşanı ininden çıkaran adama da 100 florin verir, fakat tazı tavşanı tutmaz, Molla Rüstemoğlu da tazıyı bir kılıçta ikiye böler..