Bu toplum güdülmeyi hak ediyor. Neden mi? Eh 100 yıl evvelin kalıntıları devam ediyor. Asla değişmeyecek
Şükrü Erbaş Duygularımıza Tercüman Olmuş!!!
“Bay Kemal”, “Bay bay Kemal” Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim. Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile. Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle "evinize" girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç! 13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız? Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz? Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var? İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz? Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz? Siz, yaşınız gereği ’68 kuşağı’ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın, Deniz-Yusuf-Hüseyin’i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç! Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız? İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor. Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz. Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
merhabalar son zamanlarda rs'de olduğum için ve yaz geldiği için (özgürlük) okuma listesi gibi birşey yapmaya karar verdim. hiç bir yıl yazı bu kadar özlememiştim. aslında en sevmediğim mevsim
Bir Gün Hepimiz Hatıra Olacağız
100 yıl sonra ne biz kalacağız, ne adımızı bilenler. Emekle kurduğumuz evlerde başkaları yaşayacak, bir servete mal olan arabalar başka ellere geçecek. Bizim olan her şey bir gün sahipsiz olacak. Torunlarımız bile adımızı zor hatırlayacak; bir fotoğraf, solmuş bir hikaye... Sonra o da sessizce kaybolacak. İşte tam da bu yüzden, daha fazlasına koşmak ruhumu yoran bir acele. Asıl kayıp; sarılmayı ertelemek, sevmeyi sonraya bırakmak, hayatı sonraya havale etmek. Kur'an ne güzel uyarır: 'Dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.' (Âl-i İmrân, 185) Gerçek zenginlik çok şeye sahip olmak değil, az şeyle derin yaşamak. Bir yürüyüş, samimi bir dua, çocuğunun saçına kondurulan bir öpücük... Çünkü geriye kalan mal değil, izdir. Ve insan, ardında bıraktığı sevgi kadar yaşar.
Önerdiğiniz dizi veya filme uyarlanan kitaplar var mı? Hem filmi hem kitabı güzel olan? Benim bu tarz şeyler dikkatimi çekiyor, merak ediyorum. Ve kısaca izlediklerimi puanlama kararı aldım...
Film
İnsan tanesinin ömrü..
Elbette bir insan, 100 yıl da yeterdi bir insana, konuşabilselerdi...
Duygu ve Düşünce