Özgürce yaşamaya başladığından beri, Abel bazen kendine, “Ne için?” diye sorardı. Yanıt her zaman aynı ve en rahatlatıcısı olurdu: “Hiçbir şey için.” Bu soruya kafası takılırsa, “Hiçbir şey için değil. Düşünmeye değmez,” derdi. “Kendimi akışa bıraktım. Bu bir yere varacaktır.”
“Bunun”, yaşamının bir yere varmadığını açıkça görüyordu, sadece izlemek için altın biriktiren cimriler gibi hareket ediyordu. Onun durumunda biriktirilen altın değil, yaşam tarzının sağladığı tek fayda olan daha fazla deneyimdi. Deneyim de, tıpkı yerinden kımıldatılmayan altın gibi, kullanılmayınca yararsızdı kuşkusuz: Üretmiyordu, sonuç getirmiyordu, faydasızdı. Bir insanın pul biriktirir gibi deneyim biriktirmesinin hiçbir değeri yoktu.