Türkiye'de Türk halkının kurtulması ve gelecekte elde edeceği ilerlemelerin ve gelişmelerin meydana gelmesi ancak bir koşula bağlıdır; bu koşul da, tek adam saltanatının memleketimize bir daha geri dönememesidir.
Tek adam saltanatını geri getirmeye çalışanların Hıyânet-i Vataniye Kanunu'na [Vatan Hayınlığı Yasası'na] çarptırılması için yapılan kaanun maddesi bu isteği sağladı...
Bir ülkede saray egemense, ulus egemen olamaz; ulus tam olarak egemenliğini kullanmak isterse, artık saray kalamaz. Özellikle, bir ülkede, sarayın gelenekleri ulusal geleneklerin büsbütün karşıtı ise, bu iki türlü egemenlik birlikte kalamaz.
"Roman, tarihten daha doğru bir tarihtir" demişler. Bence, roman müşahhas(somut) bir sosyolojidir; sosyolojinin en derin meselelerini romanlar halletmektedir. Bu zamanda, sosyolog olmayan bir yazıcı(yazar) iyi bir romancı olamaz. İyi bir romancı olabilmek için memleketimizin sosyolojisini, milletimizin ve asrımızın psikolojilerini tetkik etmiş olmak lâzımdır.
Artık hayat için bunca kırgınlık yetişir,
sıkıntı ile yoruldum, dinlenmek istiyorum;
artık vücudu boş, gönlü boş, hayâli boş (bir insanım),
dünyada şimdi ben dahi bir fazla ağırlığım.
Evim var, arabam var, para kazanıyorum, bol bol boş zamanım var, internete bağlıyım, sık sık sinemaya gidiyorum, falan... Ama geceleri yalnız uyuyorum. Bu da hiçbir şeyim yok demektir.