"Sanki dünya silinmişti ya da ben başka bir dünyaya ışınlanmıştım. Karşımdaki yüz, ilahi bir ışıkla ay dınlanmıştı. Güzellik falan değildi bu, çok daha fazla bir şeydi. Hiçbir dilde bunu anlatacak bir kavram, bir kelime olduğunu sanmıyorum. Sanki gökyüzünden Borisov'a bir ışık huzmesi içinde indirilmişti. Yüzü güneşle değil de, içindeki bir ışık kaynağıyla aydınlanıyor gibiydi."
“ Aşk dediğin şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."
"İnsanlar delidir!" dedim. "Neyi niçin yaptıklarını bilmezler. Beyinlerinde bir diktatör vardır, onları hormonları yönetir ama bunun farkında olmazlar, kendi iradeleriyle davrandıklarını sanırlar.