İnsan; yaşamanın, insan olarak yaşamanın, insan olarak var kılınmış olmanın sevincini öyle köklü bir yerden hissetmeli ki, o, facialar ve felaketler içinde bile evrene gülümseyen gözlerle bakmayı terk etmesin. Ölüm anında bile hayatını heba edilmiş bir hayat saymasın. Ayrılıktan duyduğu hüzünle, kavuşmayla eriştiği neşve, her ikisi de ona sevincin tecellileri olarak görünsün.
Bizzat kendimizden başlayarak; eşyaya, oradan davranış kalıplarımıza yüklediğimiz üst anlamlar, yüceltmeler, insan kafasının putlaştırmaya olan eğilimini göstermeye yeter.