Duygusal özgürlük adını verdiğim üçüncü aşamada, başkalarının ihtiyaçlarına korku, suçluluk veya utanç duygularından değil, şefkatten kaynaklanan karşılıklar veririz. Bu nedenle, davranışlarımız bizim için olduğu kadar, gösterdiğimiz çabayı kabul edenler için de doyurucu olur. Başkalarının duygularının değil, kendi niyet ve eylemlerimizin tüm sorumluluğunu üstleniriz. Bu aşamada, kendi ihtiyaçlarımızı başkaları pahasına karşılayamayacağımızın bilincinde oluruz. Duygusal özgürlük, ihtiyaçlarımızı netlikle ortaya koyarken, başkalarının ihtiyaçlarının karşılanmasını aynı derecede önemsediğimizi ifade etmeyi de içerir.
Duygularımızı ifade ederken belirsiz ve genel sözcükler yerine belirli duygulara gönderme yapan sözcükler kullanmak yararlı olur. Örneğin, "Ben bununla ilgili iyi hissediyorum," dediğimiz de iyi sözcüğü mutlu, heyecanlı, rahat veya başka pek çok duygu anlamına gelebilir.
İyi ve kötü gibi sözcükler, aslında bizi dinleyen kişinin ne hissettiğimizle ilgili kolayca bağlantı kurabilmesini engeller.