Feminist görüşe göre pornografi, zorla cinselliğin bir çeşidi, cinsel politikanın bir uygulması, bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği kurumudur. Tecavüz ve fuhuşla birlikte ve onlara katkıda bulunarak eril üstünlüğün cinselliğini kurumsallaştırır. Eril cinsellik de, egemenlik ve bastırılmışlığın erotikleştirilmesi ile dişi ve erilin toplumsal oluşumunu birbiri içinde eritip kaynaştırmaktadır. Toplumsal cinsiyet cinseldir. Pornografi bu cinselliğin anlamını oluşturur. Erkekler kadınlara, onları nasıl görüyorlarsa öyle davranırlar. İşte pornografi erkeklerin gözüyle oluşturulan kadındır. Erkeklerin kadınlar üzerindeki iktidarı erkekler kadınları nasıl görüyorlarsa, kadınların öyle olması gerektiği anlamına gelir. Pornografi bu "nasıl"ın cevabıdır.
Eril cinselliğin kadınlara yönelik şiddetle harekete geçtiği ve önemli bir ölçüde de kadınlara şiddet göstererek kendini ifade ettiği açıktır. Eğer şiddet, insanlıktan çıkarma sürecinin en başarılı ucu, nesneleştirme de en az belirgin olan ucu olarak görülürse, akla gelen soru, -bu sürecin sürekliliğinin dinamiği olan- hiyerarşinin eril cinselliğin var olması için şart olup olmadığıdır. Eğer öyleyse ve toplumsal cinsiyetin bir hiyerarşi olduğu düşünülüyorsa, belki de cinsiyetler erkek tahrik olabilsin diye eşitsizdir. Başka bir deyişle, belki de toplumsal cinsiyetin bir toplumsal hiyerarşi olarak korunması gerekir ki, erkekler sertleşme sağlayabilsin; veya belki de erkeğin kadını altta tutma çabasının sebebi, biraz da kendini (penisini) yukarıda tutabilmek. Eşitliğin cinsel çekiciliği olmadığı anlaşılıyor; bazılarının feminizmi kısırlaştırıcı bulması da herhalde bu yüzden.
Eril egemenlik sadece belki de tarihin en yaygın ve inatçı iktidar sistemi olduğundan değil, ama metafizik olarak da neredeyse mükemmel olduğu için feminizmin hedefidir. Eril iktidarın bakış açısı, bakış açısız olmanın ölçütüdür; özel ve tekil yanı, evrenselliğin anlamı olmuştur. Gücünü onaylayarak, yetkisini olaylara katılarak, üstünlüğünü düzenin paradigması oluşturarak, denetimini yasallağı tanımlayarak sürdürür. Buna karşılık, feminizm kadının sessizliğinin sesi, erotikleştirilmiş ama cinsellikten uzaklaşmış kimliğinin cinselliği, "eksik"liğin doluluğu, önemsizliğin ve dışlanmışlığın önemi, mahremiyetin herkese açık doğası ve kadının yokluğunun varlığı olmayı üstlenmektedir. Bu yaklaşım, sınırları aşmaktan daha karmaşık, değer naklinden daha dönüştürücü, kendisine yöneltilen dirençten daha derin, olumsuzluğun yadsımasından daha olumludur. Ne materyalisttir, ne idealist. Yalnızca feministtir.