Kasabayı yöneten, siyasi, ahlāki, iktisadi açıdan yöneten adamlar o kadar uzun süredir devam ediyorlardı ki bu işe, kendi usulleri iyice yerleşmişti. Belediye meclis başkanı, belediye meclisi, yargıçlar, polis ebediydi. Belediye meclis başkanı kasabaya alet edevat satıyor, yargıçlar trafik cezalarını siliyordu ve bunu o kadar uzun zamandır yapıyorlardı ki, yasadışı bir faaliyet olduğunu hatırlamıyorlardı bile, oysa en azından kitaplar yasadışı sayıldığını soyluyordu. Normal insanlar olarak bu hareketlerini katiyen ahlakdışı bulmuyorlardı. Bütün insanlar ahlaklıdır. Yalnızca komşuları ahlaksızdır.
İnsan denen şey, sayaçlardan, kadranlardan ve kayıt makinelerinden oluşan bu kütle ne kadar ürkütücü bir mahluk, bunların yalnızca birkaçını okuyabiliyoruz ve onları da belki yanlış okuyoruzdur.
Zincirler ve kölelik pahasına satın alınacak kadar değerli midir hayat, o kadar tatlı mıdır barış? Yüce Tanrım, sen bizi bu kaderden koru! Başkalarının izleyeceği yolu bilemem ama bana gelince, ya özgürlük ya ölüm!