Neden beni bu kadar seviyor? Üstelik de beni tamamen, bütün küçük zaaflarımla, berbat ihtiraslarımla anlayan biricik kadın... Kötülük gerçekten de çekici mi bu kadar?
"Fikirler organik varlıklardır," demişti biri. Bunlar daha doğuştan bir biçim verirler insana ve bu biçim eylemdir. Kafasında daha çok fikir doğan, diğerlerinden daha çok şey başarır. İşte bu yüzden memuriyet masasına mahkûm bir dahi de tıpkı bünyesi son derece sağlıklı bir insanın oturmuş ve itidalli bir hayata rağmen beyin kanamasından ölmesi gibi ölmek ya da aklını yitirmek zorundadır. Tutkular, gelişmelerinin ilk aşamasındaki fikirlerden başka bir şey değildir. Yüreğin gençliğine aittirler ve bütün hayatları boyunca onların heyecanlarına kapılacaklarını sananlar aptaldır. Birçok sakin ırmak da gürültülü şelalelerden başlar ama hiçbiri ta denize kadar çılgınca, kayaları aşarak köpük köpük akmaz.
... Benim en büyük hazzım ise çevremdeki herkesi iradem altında toplamak; kendime yönelik bir sevgi, sadakat ve korku uyandırmak - iktidarın ilk işareti ve en büyük zaferi bu değil midir? Herhangi biri için ıstırap ve mutluluk nedeni olmak -hem de buna hiç hakkımız yokken- gururumuzun en tatlı gıdası bu değil midir? Peki mutluluk nedir? Tatmin olmuş bir gurur. Kendimi yeryüzündeki her şeyden daha iyi, daha kudretli saysaydım mutlu olurdum. Eğer beni sevselerdi kendimde aşkın sonsuz pınarlarını bulurdum. Kötülük, kötülük doğuruyor. İlk ıstırap, başkasına işkence etmenin hazzını tanıtıyor. Kötülük fikri, insan onu harekete geçirmek istemezse kafasına giremez.