Derdin şarkıysa, buyur söyle. Ama şunu bil ki, ellerine tek yön bilet tutuşturulmuş olanlar o şarkıyı asla senin gibi söylemezler. Bileti tek yön olanların ayakkabı topukları, bezelye büyüklüğündeki bir çakıl taşına bile basıldığında hissedecek kadar ince olur. Artık yürümek değil, gidiş-dönüşlü yolculukların blues'unu söylemek isterler. Tek yön biletli yolculuklar, dünle bugünün, bugünle yarının arasındaki bağları koparır, hayatı paramparça ederler... Hüzünlü tek yön bilet şarkıları mırıldananlar, ancak gidiş-dönüş biletlerini çoktan cebine koymuş olanlardır. İşte bu yüzden, 'aman dönüş biletlerimizi kaybetmeyelim, çaldırmayalım' diye; canhıraş hâlde, hisse senetleri alır, hayat sigortası yaptırır, bağlı oldukları sendikalarda farklı, iş yerlerinde üstlerine karşı farklı telden çalarlar. Küvet giderlerinden, tuvalet deliklerinden tırmanarak çıkan tek yön biletlilerin inatçı yardım çığlıklarını duymamak için ya televizyonun sesini açar ya da hemen tek yön biletlinin blues'unu mırıldanmaya başlarlar. Mahkûm edilenler, gidiş-dönüşlü blues'ları söylüyorlarsa bunda şaşılacak ne var.
... Fakat hâlâ anlamakta zorlanıyordu. Şu Sai Nehri'ne kadını bu kadar bağlayan neydi? 'Memleket Sevgisi' ve yükümlülük dediği şeyler, eğer arkanda bıraktığında onlarla beraber kaybedecek bir şeylerin varsa, ancak o zaman anlam kazanmıyor muydu? Kadının kaybedecek nesi vardı ki?