Malum,hayallerin de yaşaması gerekir!Biliyor musunuz,bir zamanlar tek başıma mutlu olabildiğim yerleri anımsamaktan,oraları zaman zaman ziyaret etmekten çok hoşlanırım;bir daha geri gelmeyecek geçmişi aynı şekilde bugün de kurmayı pek severim ve bur silüet gibi,işsiz ve hedefsiz,sıkıntı ve üzüntüyle Petersburg sokaklarında,caddelerinde dolanırım.Ama ne anılar!Mesela anımsıyorum da bundan tam bir yıl önce,tam bu zamanda ve tam bu saatte,bu kaldırımda aynı şimdiki gibi yalnız ve sıkıntıyla dolanıyordum!O zaman hayallerim pek içi karartıcıydı,gerçi ondan önce de daha iyi sayılmazdı, ama yaşamak sanki daha bir kolay ve huzurluydu;başıma üşüşen o kara dumanlar yoktu,o vicdan azapları,gece gündüz yakanı bırakmayan o karanlık,kasvetli pişmanlıklar yoktu.Tabii o zaman soruyorsun kendine:Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp, " Yıllar nasıl da uçup gidiyor!" diyorsun.Yine soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yılları yaşadın mı yaşamadın mı? Bak dostum,diyorsun kendine,bak artık toprak soğumaya başladı. Birakç yıl daha geçecek ve sonra koltuk değneklerine dayanmış titreyen ihtiyarlık, ondan sonrayasa sefalet ve terk edilmiş gelecek. O düşler dünyası beyazla örtülecek,donacak,hayallerin solacak ve sararmış yapraklar gibi düşüp gidecek...Ah Nastyenka! Yalnız kalmak,tamamen tek başına kalmak ve hayıflanacak bir şey bile bulamamak ne kadar boğucu... hiçbir şeye benzemez,hiçbir şeye... Çünkü elinden kayıp gidenler,bütün o yitirdiklerin aslında bir hiçlikten ibaret,saçma,yusyuvarlak bir sıfır,yalnızca ve yalnızca kafandaki hayaller!