Bir yaşam düşünün. Evlerinizdeki pencerelerin perdesi yok her şeyi şeffaf yaşıyorsunuz. Herkesle aynı saatte kalkıp, aynı saatte işe gidip aynı saatte uyuyorsunuz. İçinde yaşadığınız sistemin kalıpları var ve o kalıpları o kadar benimsemişsiniz ki kalıpları yıkamıyor hatta yıkmayı geçin o kalıpları sorgulayamıyor, sorguladığınızda ise kendinizi suçlu hissediyorsunuz. Bu kitap böyle bir sistemin içinde yaşayan, sistemi sorgulamaya başlayan ve sorguladıkça kendini suçlu hisseden bir baş mühendisin yazılarından oluşuyor.
Sistemin en acı yönü ise insanların hayal etmelerini engellemek için ameliyatların hazırlanması. Düsünmek yok, hayal etmek yok ve bunların akabinde boş mutluluk vaadi var.
Kitap isyancı bir grubun varlığından da bahsediyor. Bu grup ise gerçek mutluluğun özgürleşerek elde edilebileceğini inanıyor ve bunun için canlarını bile ortaya koyuyorlar.
Birçok gerçeğin ele alındığı ütopik bir eser. İyi okumalar