Armstrong:Bizler Batı’da, asırlar boyunca Muhammed’i asık suratlı acımasız bir savaşçı, duyarsız bir politikacı olarak gördük. Oysa son derece nazik ve duyarlı bir adamdı. Örneğin, hayvanları çok seviyordu ve bir defasında elbisesinin eteği üzerinde uyuyan bir kediyi uyandırmaya kıyamadığı için eteğini kestiği söylenir. Bir toplumun sınavlarından birinin ,hayvanlara karşı davranışı olduğuna inanılır.Bütün dinler, doğaya karşı saygılı olmayı, doğayı sevmeyi teşvik eder. Hz. Muhammed de Müslümanlara bunu öğretiyordu. Cahiliye döneminde Araplar, hayvanlara çok kötü davranıyorlardı. Hayvanlar canlıyken yemek için koca parçalar hâlinde etlerini kesiyor, develerin boyunlarına işkence verici tasmalar takıyorlardı. Muhammed, acı verici işaretleme yöntemlerini ve organize hayvan dövüşlerini yasakladı. Söylendiğine göre bir defasında, susamış köpeğe su veren adamın cennete, kedisini açlıktan öldüren bir kadının cehenneme gittiğini söyleyen bir hikâye anlatmıştı
Emile Dermenghem: "Robertson, Şarlken'in Tarihi adlı eserinde şöyle diyor: 'Dünya tarihinde, yalnızca Muhammed'e tabi olanların kendileri, insanları İslam'a davet ederken büyük bir tatlılık güzellik ve müsamahayla davet etmişlerdir. Onların dışında hiç kimse böyle güzel bir davette bulunabilmiş değildir.'
"Bugün hiç kimse, Hz. Peygamber’in samimiyetine inanmamazlık edemez. Ve onun samimiyetinden asla şüphe edilmesi mümkün değildir. Onun özü ve sözü, kesinlikle doğru idi. Bütün hayatı, birkaç zelle hariç, kendi risaletine olan itikadi bağlılığı ve bu risaleti ağır bir yük gibi, ama kahramanca ve fedakârca omuzlarına alıp taşıdığını, bu ağırlığın altında daima sıkıntılar çektiğini göstermektedir."