#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
💯 Hâdiseyi duyan halk, telaşla ve süratle İbrâhim’in başına üşüştüler. Neden böyle yaptığını sordular.
94
İbrâhim onlara şöyle çıkıştı: “Yoksa siz ellerinizle yonttuğunuz, kendilerini korumaktan âciz bu heykellere mi tapıyorsunuz?”
95
“Oysa sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratan Allah’tır.”
96
Onlar ise: “İbrâhim için büyük bir fırın yapıp odunları tutuşturun ve onu alevlerin içine atın” dediler.
97
Böylece ona tuzak kurmaya yeltendiler. Fakat biz heveslerini kursaklarında bırakıp onları perişan ve zelil duruma düşürdük.
98
#Tefsir: 📖
Enbiyâ sûresinin 59-71. âyetlerinde daha geniş anlatıldığına göre, bayram şenliğinden dönen halk putların paramparça edilmiş olduğunu görünce, bunu yapanın kim olduğunu araştırdılar. Sonunda o kişinin, putları diline dolayan ve zaman zaman onlara düşmanlığını ilan eden Hz. İbrâhim olabileceğini düşünüp koşarak ona vardılar. Niçin böyle yaptığını sordular. İbrâhim (a.s.) bunun sebebini şöyle açıkladı:
❀ Taptığınız bu putlar, yaratıcı, kudret sahibi, emredici bir özelliğe sahip değildir. Bunlar bizzat kendi ellerinizle yonttuğunuz, yapıp diktiğiniz cansız nesnelerdir. Akıllı ve şerefli varlıklar olan siz insanların bunlara tapmasını doğru bulmadım. Sizi bu zilletten kurtarmak için böyle yaptım.
❀ Sizi de, yaptığınız şeyleri de, dolayısıyla yonttuğunuz bu putların taş, tahta, çivi, harç gibi malzemelerini de yaratan Allah Teâlâ’dır. Sizin putları terk edip gerçek yaratıcıya yönelebilmeniz ve sadece O’na kulluk edebilmeniz için böyle yaptım.
Putperest halk, putlarını kırmakla Hz. İbrâhim’in kendilerine yaptığı iyiliğin kıymetini anlayabilecek bir firâsete sahip değillerdi. Onu cezalandırmaya karar verdiler. Büyük bir fırın yaptılar. İçine odunları doldurup ateş yaktılar. İbrâhim’i alevlerle yanan o
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
(#Hz_ibrahim ) Sonra bir bayram gecesi yıldızlara şöyle göz attı:
88
“Gerçekten ben hastayım” dedi.
89
Halk, kendilerine bulaşır korkusuyla onu bırakıp arkalarını döndüler ve gittiler.
90
İbrâhim fırsatı değerlendirip çaktırmadan putların yanına sokuldu. Önlerine konmuş yemeklerin öylece durduğunu görünce: “Yesenize, niye yemiyorsunuz?” diye sordu.
91
“Neyiniz var sizin, niçin konuşmuyorsunuz?”
92
Bunun üzerine yanlarına iyice sokulup bütün kuvvetiyle putlara vurmaya başladı, böylece hepsini kırıp geçirdi.
93
#Tefsir: 📖
Bir bayram gecesi halkın eğlenmek üzere şehrin dışına gidecek olması, beklediği fırsat için güzel bir kapı araladı. Ailesi, kendileri ile beraber gelmesi için İbrâhim’e teklifte bulundularsa da, İbrâhim, kavminin âdeti olduğu üzere şöyle yıldızlara bakıp, sanki onlardan elde ettiği bir bilgiye dayanıyormuşçasına “gerçekten ben hastayım, herhalde sizinle beraber gelemeyeceğim” demişti. Hatta o dönemde bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık olan vebâya tutulduğunu söylemişti. Böyle olunca, hastalığın kendilerine de bulaşmasından korkan putperest halk onu terk edip kaçmışlardı. Şehirde yalnız kalan İbrâhim (a.s.), gizlice putların yanına sokuldu, onların yemeyen ve konuşamayan zavallı yaratıklar olduklarıyla alay etti ve eline geçirdiği balta ile hepsini kırıp parçaladı. (bk. Enbiyâ 21/57-58)
Fazla zaman geçmeden olayın haberi her tarafa yayıldı:
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
➡️ İbrâhim de, Nûh’un izinden gidenlerdendi.
83
O, her türlü mânevî hastalıklardan uzak, tertemiz ve bir kalple Rabbine yönelmişti.
84
Hani o, babasına ve halkına şöyle sormuştu: “Nedir bu taptığınız şeyler?”
85
“Sırf bir yalan ve iftirâ olsun diye mi Allah’tan başka ilâhlar peşindesiniz?”
86
“Peki, başkasına taptığınız halde, huzuruna vardığınızda Âlemlerin Rabbinin size nasıl davranacağıyla ilgili düşünceniz nedir?”
87
#Tefsir: 📖
Hz. İbrâhim, Nûh (a.s.)’dan sonra tevhid dinini tebliğ ederek onun yolundan yürüyen bir peygamberdir. Diğer peygamberler de böyledir. İbrâhim (a.s.)’ın sözün başında hemen dikkat çekilen hususiyeti “selim bir kalp” ile Rabbine yönelen bir kul olmasıdır. “Selim kalp”, hülâsa olarak, inkâr, küfür ve şirk gibi yanlış itikatlardan; kibir, gurur, haset, kin, öfke, riya, cimrilik gibi ahlâkî hastalıklardan ve nefsanî aşırılıklardan kurtulmuş; ruhun tekâmül ve terakkisini sağlayacak sâlih amellerin ve güzel davranışların kaynağı, güzel hasletlerle tezyîn olunmuş manevî şahsiyeti ifade eder. İşte Hz. İbrâhim böyle bir üstün şahsiyete sahip olduğundan, kendisine tâbi olanlarla birlikte müslümanlar için “güzel bir numûne” olarak gösterilmiştir. (bk. Mümtehene 60/4)
İbrâhim (a.s.) babasına ve kavmine putperestliğin mânasız, gereksiz ve mesnetsiz sapık bir inanç olduğunu aklî ve mantıkî delillerle ısrarla izah etmeye çalışır. Âlemlerin Rabbi olan Allah varken öyle uydurma tanrılara tapmanın doğru olmadığını söyler. Fakat onları bir türlü iknâ edemez ve söz dinletemez. (bk. En‘âm 6/74-81; Meryem 19/42-47) Bunun üzerine, iyice kronik hâle gelmiş bu probleme farklı bir çözüm üretmek gerektiği üzerinde düşünür. Zihninde bir plan kurarak onu uygulamak için fırsat kollar: