#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
❌ Onlardan önce gelip geçmiş toplumların çoğu da aynı şekilde doğru yoldan sapmıştı.
71
Biz, onlara da içlerinden uyarıcı peygamberler göndermiştik.
72
Şimdi bak, o uyarılanların sonu nasıl oldu?
73
Ancak Allah’ın ihlâsa erdirdiği samimi kullar başka!
74
#Tefsir: 📖 📖
Önceki toplumların pek çoğu da, aynen müşrikler gibi, peygamberlerin uyarılarına kulak asmamış ve helak edilmişlerdi. İçlerinden ancak, yine Cenâb-ı Hakk’ın nusret ve tevfikiyle, ihlas ve samimiyetle kulluk edenler kurtulmuşlardı. Şimdi buradan itibaren bu hususa daha önce güzerân eden bir kısım peygamberlerin hayatından misaller verilmektedir:
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
💢Çünkü onlar atalarını yanlış yol üzerinde buldular.
69
Ne var ki, kendileri de onların izlerinde koşmaya can atıyorlar.
70
#Tefsir: 📖 📖
Müşrikleri böyle feci bir âkıbete sürükleyen sebep, babalarını sapık bir yolda buldukları halde, bunun doğru mu yanlış mı olduğunu düşünmeden, canla başla onların izlerini takip etmeleridir. Halbuki Peygamberimiz (a.s.), onlara yanlış yolda olduklarını ısrarla hatırlatmakta, böyle devam ettikleri takdirde âkıbetlerinin hiç de iyi olmayacağı konusunda onları uyarmaktaydı. O halde insan, aklını kullanarak doğruyu bulmalı, bunun için mutlaka vahyin sesine kulak vermeli; birisine olan sevgi, saygı ve bağlılığı, kendisini körü körüne yanlış bir yola sevk edip de âhiretini mahvetmemelidir.
Şunu da unutmamak gerekir ki, gerçeği kabullenme konusunda müşriklerin sergilediği bu olumsuz tavır daha önce yaşanmamış bir şey değildi:
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
💯 Allah buyurur: Şimdi iyi düşünün! Cennette böyle bir kabul ve ağırlanma mı daha iyidir, yoksa cehennemlikleri bekleyen zâkkûm ağacı mı?
62
Biz onu zâlimler için bir imtihan ve azap sebebi kıldık.
63
O, kızgın alevli cehennemin tâ dibinde bitip çıkan bir ağaçtır.
64
Meyveleri, şeytanların başları gibi korkunç ve tiksindiricidir
65
Cehennemlikler bundan yer ve karınlarını tıka basa bununla doldururlar.
66
Bu yedikleri üzerine onlara, içine irin ve kusmuk karıştırılmış kaynar sudan bir içecek vardır.
67
Sonra onların dönecekleri yer yine cehennemdir.
68
#Tefsir: 📖 📖
اَلزَّقُّومُ (zakkûm), Tihâme bölgesinde yetişen küçük yapraklı, meyvası acı, kötü kokan bir ağacın adıdır. Ondan çıkan sıvı bedene bulaşması halinde deriyi tahriş eder. Cehennemin tâ dibinden bitip çıkacak bu ağacın meyveleri sanki şeytanların başları gibi olacaktır. “Şeytan başı” ifadesi, zakkum ağacının meyvelerinin gerçekten çok çirkin, son derece iğrenç ve kötü olduğunu anlatır. Nitekim dilimizde temiz ve nûrânî bir insan meleğe, güzel bir kadın periye, çirkin bir kadın da cadıya benzetilir. İşte cehennemlikler istemeyerek de olsa bu ağacın meyvelerinden yer, karınlarını bununla tıka basa doldururlar. Yerken dikenli o yiyecekler boğazlarına takılınca geçirmek için içecek bir şeye ihtiyaç duyarlar. Kendilerine irin ve kusmuk karıştırılmış son derece kaynar sudan içecek verilir. Onu içince de bağırsakları yanar, lime lime olup arkalarından dökülür. (bk. Muhammed 47/15) Yemeklerini böyle âfiyetle (!) yiyip sularını içtikten sonra daha büyük bir azaba tâbi tutulmak üzere tekrar cehennemdeki yerlerine döndürülürler.
63. âyette geçen اَلْفِتْنَةُ (fitne) kelimesi “imtihan” anlamına da gelir. Zakkum ağacının zâlimler için imtihan kılınması ile alakalı şöyle bir rivayet
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
💖 Sonra cennetteki arkadaşlarına dönerek şöyle devam eder: “Artık bir daha ölmeyeceğiz, değil mi?”
58
“Dünyadan ayrılırken tattığımız o ilk ölümümüzden başka? Azaba da uğratılmayacağız, değil mi?”
59
“Şüphesiz en büyük başarı ve kurtuluş işte budur!”
60
“Çalışacak olanlar, işte böyle bir başarıya ulaşmak için çalışsınlar!”
61
#Tefsir: 📖 📖
Cennetlikler, bir şüpheden hareketle değil, orada artık bir daha ölümün olmadığını; dünya ve âhiret azaplarından hiçbirinin artık kendilerine ulaşmayacağını öğrenince duydukları şaşkınlık ve o büyük mutluluk sebebiyle “Bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Bize bir azap bulaşmayacak, değil mi” diyeceklerdir. Bu ifadeler, onların eriştikleri huzur ve mutluluğun derecesini göstermektedir.
Dünyada önümüze hedef olarak koyduğumuz bir takım başarı ölçülerimiz olabilir. Onları başardıkça da sevinebiliriz. Bir okul bitirmek, bir kitap yazmak, bir rütbeye erişmek, uluslararası bir ödül kazanmak, iyi bir ticaret yapıp büyük kârlar elde etmek, ev almak, araba almak vs. bu fani başarılara birer misaldir. Fakat Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesi ve burada sunulan dehşetli âhiret manzarasının delâletiyle, en büyük başarının cennete ve rızây-ı Bârî’ye erişmek olduğu anlaşılır. Dünyadaki meşrû say ü gayretimizi ihmal etmemekle beraber, kendisinde çalışma ve bir şeyi başarma azmi olanların esas âhiret başarısı için çalışmaları, hatta dünyadaki tüm meşguliyetlerini de bu istikâmete yönlendirmeleri istenir. Çünkü böyle yapmakla kurtulacağı cehennem azabı ile elde edeceği cennet nimetlerini kıyaslamak bile zordur:
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️
💥“Yanıma gelir, iğneli iğneli: «Sen de mi» derdi, «yeniden dirileceğimize inanıyorsun?»”
52
“«Biz ölüp de toprak ve çürümüş kemik yığınına dönüştükten sonra, yani biz o halde iken mi diriltilip hesaba çekileceğiz?» diyerek âhireti inkâr ederdi.”
53
Sonra: “O zâlimin şimdi ne halde olduğunu görmek ister misiniz?” der.
54
Derken bakar da, onu kızgın alevli cehennemin tam ortasında görür.
55
Ona şöyle seslenir: “Allah’a yemin olsun ki, neredeyse beni de içine düştüğün o helâke sürükleyecektin.”
56
“Eğer Rabbimin lutf u inâyeti yetişmeseydi, şimdi ben de elbette eli kolu bağlanıp cehenneme atılanlardan olacaktım.”
57
#Tefsir: 📖 📖
Cennet ehli bir taraftan verilen güzel nimetlerle mütelezziz olurlarken, bir taraftan da kendi aralarında sohbet edecek, dünya günlerini hatırlayıp oradan kalan hatıraların muhabbetini yapacaklardır. Burada anlatıldığına göre, bir sohbet esnâsında cennetliklerden birinin aklına dünyadayken öldükten sonra dirilmeye, hesap ve cezaya inanmayan bir yakını gelir. Arkadaşlarıyla birlikte onun durumunu merak edip giderler. Onun çılgın cehennem ateşinin ortasına atıldığını görürler. İman edip cehennemden kurtuldukları ve cennete eriştikleri için Allah’a şükrederler. Bu manzara, âhirete inanmayanlara gittikleri yanlış yoldan dönmeleri için bir uyarı, mü’minlere de bir müjdedir.
İbn Mesud (r.a.) der ki: “Cennet ile cehennem arasında pencerecikler vardır. Mü’min dünyada iken düşmanı olan birini görmek istediği zaman bu pencereciklerin birinden bakar.” (Zemahşerî, el-Keşşâf, V, 113)
Sonra cennetliklerin kendi aralarındaki sohbet şöyle hitama erdirilir: