Yeni bir Homeros'un ya da Shakespeare'in, Mozart'ın ya da Goethe'nin doğacağı düşünülebilir mi? Doğacak olsa bile, toplum böyle birine gereksinme duyacak mıdır? Gerçeklikle başa çıkamayan insanların gerçekliğin yerine koydukları tılsımlı bir "son çare" değil midir sanat? Eylem yerine düşü, varlık yerine gölgeyi, Juna tanrıça yerine bir bulutu benimsemeye hazır bir kafa edilginliğini öngörmez mi?
Her iki yandaki insanların bir boşluk içinde konuşmayıp birbirlerinin sorunlarını, amaçlarını ve isteklerini anlamalarını sağlamak çağdaş edebiyat ve sanatın en büyük görevlerinden biri olmuştur.
Nerede o öğüt verebilecek insan,
Öğretmeyi sevip de, bilgiyle övünmeyen?…
Beğenisi, Tanrı’dan hemkesin, hem sınırsız,
Yalnız kitaptan değil, insandan da anlayan;
Sazı sözü yerinde, büyüklük taslamayan,
Övmekten çekinmeyen, ölçüyü kaçırmadan?