Akhilleus bir teli tıngırdattı; sımsıcak, tatlı bir saflık taşıyan bir nota yükseldi titreşerek. Ozanlar bizi ziyaret ettiğinde annem iskemlesini onlara yaklaştırırdı hep, o kadar yaklaştırırdı ki babam kaşlarını çatar, hizmetkârlar fısıldaşırdı. Ozanın ellerini seyrederken gözlerinin alevlerin aydınlığında saçtığı koyu renk ışıltıları hatırladım birdenbire. Yüzündeki ifade susuzluğa benzerdi.
... Annemin liri bu diyecektim az daha.
... Benim lirim.
Bakışlarımızın kenetlendiği o saniyeler, o saniyenin yarısı kadar süreler, gün boyunca herhangi bir şey hissettiğim tek anlardı. Midemdeki ani takla, içimi kavuran öfke. Gözlerini oltadan ayıramayan bir balık gibiydim.
"Patroklos" dedim. Doğduğumda umutla dolup taşan babam, düşüncesizce vermişti bu adı bana. İsim dilimde acı bir tat bırakıyordu. "Babanın gururu" demekti.