Bu kitap hayatımın kitabıydı. Tam 17 yılda yazılan insanı içine çeken derin bir eser olduğunu söylemeliyim. Jan Valjean aç ailesini doyurmak için ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekmeye mahkum edilmiştir. Kaçma girişiminde bulunduğu için de mahkumiyet süresi on dokuz seneye çıkarılır 1815'te serbest bırakılır. Hapisten cıkınca mahkum olduğunu gösteren belde yüzünden herkes ona kötü davranır. Bir piskopos onu evine alır, o ise evin gümüş takımlarını çalarken yakalanır. Piskopos şikayetçi olmaz, üstelik ona iki de gümüş şamdan hediye eder. Onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister.
Bu son olay Jan Valjean için bir dönüm noktası olur. Madeleine adıyla iş hayatına atılır, zengin olur ve belediye başkanı seçilir. Fantin adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadını polis şefi Javert'in elinden kurtarır. Javert birdenbire ortaya cıkan kısa sürede zengin olan ve herkesin "Baba" dediği Madeleine'in kim olduğunu merak eder araştırmaya başlar. "Ölmek birşey değil yaşamamak korkunç"