• Bu kitabın Iyi anlaşılması için yazarıyla yapılan röportaj ı incelemeye koymayı uygun gördüm Herkese iyi okumalar..


    Yazar – Şair  Nesimi Aday’ın Dersim Gazetesi’nde Yazar Faik Bulut ile yaptığı ‘Horasan’dan nasıl geldik?’ kitabına ilişkin yaptığı röportajın tamamını olduğu gibi yayınlıyoruz.

    Türkiye’deki Alevilerin çoğu ve Dersimlilerin neredeyse tamamı Horasan’dan geldik derler. Bunun maddi temelleri nedir, en azından gerçek midir araştıran soran olmamıştı pek. Oysa Horasan’dan sadece gelen olmamıştı, giden de olmuştu. Hatta gidip gelen olmuştu. Uzun bir tarih aralığına tekabül eden bu göçlerin bilinen en büyüğü ise Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail savaşı sırasında cereyan etmişti.

    Yine başka bir klişe de Horasan’dan gelenlerin Orta Asyalı Türk olduğuydu. Oysa yapılan alan çalışmaları ve tarihsel kaynaklar bunun hiç böyle olmadığını gösteriyor. Horasan’dan Anadolu’ya hele Dersim ve çevresine yerleşen Alevilerin hemen tamamının aslen Kürt (Kurmanç-Kırmanc/Zaza) oldukları, dahası sadece Alevi olmadıkları, Sünni ve Şafii Kürtlerin de bu göç yollarına düşürüldüğü/düştüğü görülüyor.

     

    Araştırmacı-Yazar Faik Bulut, Horasan ve Alevilik konusunda ilk çalışmalardan biri olan ‘’Horasan Kimin Yurdu’’ isimli kitabından 20 yıl sonra ‘’Horasan’dan Nasıl Geldik?’’ isimli yeni bir araştırma-inceleme yayımladı. ‘‘Alevilerin Yol Hikâyesi’’ alt başlığıyla sunulan kitap, alan çalışmaları yapılarak hazırlanmış kapsamlı bir içerik oluşturuyor. Faik Bulut, hazırlık sürecinde bir kaç kez İran Horasan’ına seyahate çıkmış, bölgede yaşayan halkların sosyokültürel yapısına dair gözlemlerde bulunmuş ve belgeler ışığında kapsamlı bir çalışma yapmış.

    Yazar, bu seyahatlerde hem kamuoyu hem de kendisi için yeni ve ilk denebilecek bilgi ve belgelere ulaşmış. Kitabın yazılma serüveni 5 yıl sürmüş. Sonuç olarak kapsamlı ve doyurucu bir eser çıkmış. Faik Bulut, ‘’Horasan’dan Nasıl Geldik?’’bağlamında Horasan, İran, Kürdistan, Azerbaycan ve Anadolu’ya göçleri, göç süreçlerinde yaşanan sosyal değişimlerin günümüze etkilerini anlatıyor.

    Nesimi Aday:Horasan konusunda ilk kitabınız ‘‘Horasan Kimin Yurdu’’ 1998 yılında yayımlanmıştı. 20 yıl aradan sonra sizi Horasan’a yönlendiren nedir?

    Faik Bulut: İki ana neden söz konusu. İlki şu: İran’a gitmeden, alan çalışması yapmadan sadece farklı dillerde yazılmış olan çeşitli kaynaklardan yararlanarak yani masa başında hazırlamıştım Horasan Kimin Yurdu isimli kitabı. Oysa elinizdeki bu son kitabı hazırlarken,belki bine yakın kaynaktan yararlandım ve bu süre içinde Horasan’a da gittim, gözümle gördüm. Horasanlılarla konuştum.

    İkinci neden ise şudur:  Kürt kimliğinin çok tartışıldığı bir dönemde, bunu inkâr etmek isteyen resmi ya da sivil (Türkçü, Türkmenci ve kimi Alevici) kesimlerin de kulaktan dolma rivayetlere dayanarak, biraz da Kürt kimliğinin önünü kesmek için,  asıllarını Horasan’a dayandırmalarıydı. En popüler kanıtları da şuydu: “Biz Horasandan geldik!” Bu iddianın ve söylemin, çok tartışıldığını gördüm. Bu durumda  meselenin temeline, özüne esasına inmek gerektiğini düşündüm.

     
    Çünkü bu meseleTürklük, Kürtlük, Alevilik meselesi değildir. Horasan algısı, kavramı Türkiye’de o kadar tahrif edilmişki?! Oysa gerçekler, hep aynı gerçekler. Ben alt üst edilmiş, tahrif edilmiş,  saptırılmış bu gerçekleri ayağa kaldırıp, yerli yerine oturtmaya çalıştım.

    Nesimi Aday: Horasan’a kaç kez gittiniz?

    Faik Bulut: Horasan’a dört defa gittim. Esas olarak Meşhed’e gittim. Çünkü konaklanacak yerler burada daha olanaklı. Kürtlerin çoğunlukla yaşadığı Nişabur’a, Şirvan’a (Şirvan ismi Kürdistan’ın birçok yerinde var, Azerbaycan’da da var) Çınaran’a, Koçan’a, Bojnurd’a, Tus’a gittim, adım adım gezdim, sokaklarında dolaştım.

    Nesimi Aday: Horasan’ın kelime anlamı, etimolojik kökü nedir?

    Faik Bulut: Zaten Xuristan deniliyor. Xur güneşin doğduğu ufuk taraf, yani doğu demek, –istan da bir mekanı ifade eder. Güneşin doğduğu mekan denilebilir.

    Nesimi Aday: Dilleri nedir bu insanların? Kurmancî ya da Zazakî (Kırmanckî) konuşuyorlar mı hala?

    Faik Bulut: Genelde Kurmancî konuşuyorlar. Ama az da olsa Zazakî/Dımılkî konuşan var. Kendilerini Kürt kimliği üzerinden tarif ediyorlar. Alevilik üzerinden değil. Çünkü Şiileşmişler. Orada şov yapan bir sanatçıyla tanıştım. Bizim Kürtçemizi; Kurmancî ve Zazakîmizi espri konusu yaptı. Dedi ki ‘’gelmişkır, gitmiş kır diyerek Kürtçe konuştuğunuzu mu zannediyorsunuz?’’

    Nesimi Aday: Burası, Deylem bölgesini kapsıyor mu?

    Faik Bulut: Yok. Deylem ile  Mazanderan Horasan’dan ayrılar. Ancak Bu sonuncu mıntıkanın Horasan’la coğrafi komşuluğu var. İngilizce yayınlanan Encyclopedia Iranica ve Encyclopedia Britannica gibi ciddi kaynaklara bakılırsa, Deylem bölgesinde yaşayan Zazalar esas olarak Dicle-Fırat havzasından oralara gitmişler. Bunların bir kısmı (bir kolu veya bölüğü) ise, bir Bizans tarihçisine göre Hevraman bölgesinden, Musul-Kerkük civarından savaş nedeniyle daha önceleri Anadolu’ya veya yukarı Mezopotamya denilen mıntıkalara göçmüşler.

    Sözünü ettiğim ansiklopedinin İran ile ilgili olanını, İran’da İmam Rıza makamının içindeki devasa kütüphanede buldum. Daylam maddesine baktım. İngilizce şöyle yazıyor: Deylem halkının önemli kavim ve kabileleri (farklı kolları), daha önce Harput bölgesinde yani Dicle ve Fırat nehrinin arasında yaşıyormuş. Sonradan Deylemistan’a göçmüşler. İyi savaşçı olduklarından İsfahan’da hükümdarların (Selçuklu)Saray Muhafızı olarak görevlendirilmişler; bazı kolları da Anadolu üzerinden Mısır’a paralı asker sıfatıyla gitmişler.

    Demek ki Dersim ve çevresine, önceleri Fırat-Dicle havzasından göçtükleri Deylemistan’dan daha sonra tekrar gelip yerleşmişler. Bu tarihi gerçek, “Aslımız Deylemlidir, Deylemistan’dan geldik” iddiasında bulunarak kendilerini Kürt halkından ayrı tutan/farklı gösteren çevrelerin görüşlerine terstir. “Biz, Deylem’den geldik” söylemi, aslında sonu olan ama başı olmayan bir iddiadır. Bağlantılı olarak belirteyim: Hewraman İran’ın güneyindeki otantik Kürt coğrafyasıdır. Goran lehçesinin Hewramanî alt lehçesi konuşulur. Oraya giden Dersimli veya bir Zaza/Dımılî, bir kaç saat içinde o dille ilişki kurabilir, konuşabilir..

    Nesimi Aday: Horasan’ın yapısına geri dönersek; Anadolu’da yaşayan Alevilerin büyük kısmı,“Horasan’dan geldik” diyor. Son yıllara kadar da, Türk-İslamcı yazarların telkiniyle ‘’Horasan’dan geldik,o halde Türk’üz’’ diyenler vardı. Hatta Horasan’ı Orta Asya da bir yer sananlar bile var. Sizin gibi bir kaç araştırmacının yazdıklarından sonra bu anlayışın değiştiğini gözlemliyoruz. Horasan neresi, Alevilikte neden bu kadar başat bir yer tutuyor? Küçük Horasan ve Büyük Horasan neresi? Merv şehrinin önemi nedir?

    Faik Bulut: Horasan aslında, kadim Dersim gibidir. Bu da Bingöl’ü, Varto’yu, Gümüşhane’yi, Malatya, Koçgiri’yi kapsar. Bugün Tunceli vilayetini kapsasa da öyle değildir. Yunanlıların, Anadolu için “güneşin doğduğu yer demesi” (Anatolia) gibi Horasan da orada yaşayan halklara göre “güneşin doğduğu taraf” ve yerdir. Ucu bucağı olmayan; şu andaki 5-6 Türkî cumhuriyetini, Pakistan, Afganistan, Sibirya’nın güney kesimlerini kapsayan, hatta Moğolistan’ın belli bölgelerine uzanan bir coğrafya. Ama günümüzde bu büyük coğrafya, sanki sadece İmam Rıza’nın kabrinin olduğu bölgeden ibaretmiş gibi sunuluyor. Bu gayretkeşlik niye? Burada kasıt ve tahrifat var. Dolayısıyla Büyük Horasan ve Küçük Horasan diye ayırmak lazım. Büyük Horasan mevcut Türkistan’ın iki bölümünü yani Çin’de, Rusya’da olan Türkistan ve İran’ın da belli bölgelerini kapsıyor.Türk soylu kavim ve kabilelerin asıl çıkış yerleri büyük Horasan yani Türkistan güney Sibirya stepleridir.Türk boyları, MS 9. yüzyılda yaklaşık 700’lerden itibaren Küçük Horasan ve Maveraünnehir’in İran tarafına akınlar halinde gelebilmişler. Türkçü fikir erbabı, Alevilik ile Türklük kavramını aynılaştırmak ve özdeş kılabilmek maksadıyla genel Horasan kavramını, şu anda İran’daki İmam Rıza’nın ziyaretgâhınınbulunduğu Meşhed şehriyle mahsus özdeşleştiriyorlar. Oysa Meşhed, eskiden basit bir köymüş; sonradan gelişmiş. Şimdi de Horasan denen eyaletin başkenti olmuş.

    Nesimi Aday: Horasan’da yaşayanların Alevi/Kızılbaş olduğuna dair yaygın bir kanı var. Fakat obölgede Sünni Kürtler de varmış, doğru mu?

    Faik Bulut: Sünni Kürtler az kalmış. Aslında Yavuz-Şah İsmail mücadelesi döneminde iki ülkenin sınır boylarında yaşayıp İran tarafına taraftan gidenlerin çoğu Sünni Kürt aşiretlerdi. Azerbaycan-Ermenistan-Karabağ-Kızıl Kürdistan veya Kurdîstana Sor-Kars yöresinde yaşayan Şii/Kızılbaş Kürtlerin oranı dikkat çekecek kadar kalabalıkmış. Sünni Kürt aşiretler Silvan, Muş, Erzurum, Kars, Ağrı bölgesinden gönderilmişler veya kaçıp gitmişler. Tabii Malatya, Sivas, Çemişgezek, Bingöl, Harput, Maraş, Adıyaman bölgesinden gidenler yine Kızılbaş Kürtler var.

    Mevcut durumda beni en çok şaşırtan şey şu oldu: Sanıyordum ki İran’a geçip Horasan’da yaşayan herkes Kızılbaştır! Meğer öyle değilmiş; çoğu Şiileşmiş. Mesela bir eve gittim kadınları çarşaflı ve erkekleri namaz kılıyordu.“Sizi Kızılbaş biliyordum?! diye sordum. “Şiileştik, pek azımız Kızılbaş kalıverdi!” dediler.

    Nesimi Aday: İran Devleti’nin yoğun bir asimilasyon politikası güttüğünü ve oradaki Alevi toplulukları Şiileştirdiği haberleri doğru o zaman…

    Faik Bulut: Şah İsmail devrinde “Rıza Şehri” yani eşitlikçi ütopik toplum özlemiyle oraya giden Aleviler de var. Ama bu güzel düşün karşılığını orada (İran toprağında) bulamıyorlar. Tersine; Safevi Şahları, Kızılbaşlık yerine Şii inancını dayatıyorlar. Kızılbaşlar erenleri ve pirleri, buna itiraz ediyorlar. İtiraz edenlerin önde gelenlerini tasfiye ediyorlar; ya görevden azlediyorlar, ya bastırıyorlar, yahut katlediyorlar. Bir bölümü de Horasan’da sınır bekçileri olmak üzere bölgeye sürülüyor.

    Günümüzde ise İran’ın Şii inanç baskısından dolayı mevcut Aleviler,kendi inanç ve ayinlerini rahatlıkla yapamıyorlar. Cem cemaatlerini, adap erkânlarını gizli saklı yürütüyorlar. Kızılbaş kimliklerini ön plana çıkaramadıkları için de Şiileşme başlamış. Onlar, hem Şah Pehlevi döneminde hem mevcut İslami iktidara karşı Kürt kimliklerine sarılıyorlar: “Kürdüz” diyorlar.

    Öte yandan Horasan’dan gelenler sadece Alevilerdenibaret değil. Büyük Sünni Kürt aşiretleri de oralardan göçüp gelmişler. Brukan (Van), Perçıkan (Malatya-Adıyaman), Reşoyan/Rişvan, Rışwan (Adıyaman) Dırêjan (Malatya), Hesenan (Muş) gibi aşiretler buna örnektirler. Aralarındaki bazı kollar, zamanla Kızılbaş olmuşlar. Ama Sünni kalanlar çoğunlukta. Demek ki Horasan’dan hem Aleviler hem Sünniler; aynı zamanda Türk ve Kürt boyları da gelmişler. Dolayısıyla ‘Horasandan geldik, o halde Türküz’ lafının tarihi temeli yoktur.

    Nesimi Aday: Türkiye’deki bazı Kürt Alevilerin kendilerini inanç kimlikleri üzerinden ‘biz Kürt değil, Aleviyiz’ demeleri gibi mi?

    Faik Bulut: Evet, benzer şeyler. Ki Maraş’tan giden üç köy var. Hatta Ayetullah Maraşî diye ünlü bir öncülerinin adını okumuştum. Kum’da yaşıyorlar. Belli ki Sinemilli bunlar; ama orada Şiileşmişler.

    Bir de şöyle bir olgu var: Türklerin Maverrünnehir (Ceyhun-Seyhun) bölgesine inmeden çok önce Kürtler, Merv, Buhara ve Semerkant’a gitmişler. Hatta oraları denetimlerine geçirmiş; oymaklar ve yerleşim birimleri kurmuşlar. Bunların ki, 1514’teki Çaldıran Savaşından çok çok önceki tersine bir göç. Sonra Moğolların istila döneminde Türkler, Acemler ve diğer etnik topluluklarla birlikte batıya sürüklenmişler. İstila dalgası sona erince bu sefer tekrar İran ve Horasan tarafına dönmüşler ki, bu ters göçün tarihi de Çaldıran’dan öncesine denk düşüyor. Demek ki bahsettiğim bu son göçlerin Şah İsmail ve Kızılbaşlık ile herhangi bir ilgisi bulunmuyor. Kavim ve kabileler, can havliyle Moğol akınları önünden kaçıp Irak, Suriye, Kürdistan ve Anadolu’ya sığınmışlar. Mesela Sinemillier Abbasi döneminde, Ebu Müslim Horasani’yle birlikte önce Musul’a gelmişler, oradan Anadolu’ya geçmiş; Erzincan-Elazığ hattında bir müddet kaldıktan sonra Elbistan yörelerine yerleşmişler.Moğol istilasında yaşananların hemen aynısı Timur akınları sırasında gerçekleşmiş. İnsan korku belasına, Horasan ve İran yaylarından Azerbaycan, Anadolu, Kürdistan, Irak ve Suriye taraflarına kaçmışlar. 1400 yılına kadar gerek Timur ve Moğol akınları nedeniyle Anadolu’ya sürekli geliş ve gidişler var.

    Nesimi Aday: Peki, nereden çıktı bu Horasan Aleviliği, bu isim nasıl kavramsallaştı?

    Faik Bulut: Tarih, ortaçağda Horasan Aleviliği diye bir kavramdan söz etmiyor. Tasavvuf hareketinin Horasan ekolünden bahsediyor. Üstelik o bölgenin hemen tümüyle Sünni egemenliğinde olduğuna dair kayıtlar var. Evet, eskiden beri Bâtıniler ve Şiiler de oradaymışlar. Hatta Şiilerle akraba inanca sahip Zeydiler de varlarmış. Fakat onlar, egemen değiller; daha çok muhalif fırkalar, hizipler ve topluluklar halinde mevcutlarmış. Dolayısıyla şimdilerde Anadolu Aleviliği denilen kendine has, özgün bir Alevilik yokmuş ortaçağ devrindeki Horasan’da.

    Horasan Aleviliği; kanımca iki yerden: Birincisi, inanç esaslı yarı efsane yarı gerçek tarihi olaydan: M.S. 700’lerden sonra Emevi karşıtı muhaliflerin tümü Horasan’da toplanmışlardı; Abbasiler, Fatımiler, Şiiler, Zeydiler, İsmaililer ve Ehlibeyt sevdalıları (özellikle Hz. Ali’nin Fatma’dan olmayan oğlu Muhammed bin Hanefiye’nin izleyicileri sayılan Haşimiye fırkası veya hareketi) örgütlenme yapıyorlardı. Örgütleyiciler arasında Ebu Müslim Horasani ve çevresinde biriken Bâtıni, Zerdüşti/Mazdekçi ve Şamanist kümeler vardı. Muhammed peygamberin amcazadelerinden olan ve bu anlamda Hz. Ali’nin de akrabası sayılan aristokrat Abbasi sülalesinin desteğiyle, Ebu Müslim ön plana çıktı. Her şeyi eline aldı. İsyan hareketini yönetti. Ancak sanılanın tersine, Ebu Müslim’in isyanına katılanların büyük bir bölümü Arap kabileleriydi. Yani Türklerin, İranlıların ve Kürtlerin isyanın ilk döneminde büyük katılımları yoktu ve rolleri de azdı. Ebu Müslim Horasan’dan İran, Irak (özellikle Musul-Kerkük üzerinden) ve Anadolu’nun güney kesimine geldikçe Kürt, İranlı ve Türk katılımı biraz arttı. Örneğin Ebu Müslim, Emevi hükümdarına öldürücü darbeyi Nusaybin-Cizre hattında vurmuştu. Ebu Müslim Horasani ismi efsaneleşince, Horasani (Horasanlı manasında) lakabı da destanlaştı. Zafer sonrasında artık herkes kendini siyasi düzlemde Horasani yani Horasanlı sayıyordu ki, zulme karşı başkaldırının bir ifadesiydi bu.

    İkincisi de Cumhuriyet döneminin ideolojik Türk Tarih Tezi anlayışından türemiştir.O devrim önemli tarihçisi ve bu düzlemde teorisyeni sayılan Prof. M. Fuad Köprülü, “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar” isimli kitabında, halk İslam’ı denilen inancın izini sürmüş; bu arada “Horasan Erenleri” diye bir kavram öne çıkarmıştı. O kitaptaki bazı notaları eleştirdim kendi çalışmamda. Şu kadarını söyleyebilirim: “Horasan Aleviliği” diye bir ekol, bir yol, bir sürek yoktur. Esasında bugün bildiğimiz anlamıyla Horasan’da Aleviler de yoktular. O devirdeki Aleviler, daha çok, “Bâtıni, Rafızi, Şii, Zeydi, Zındık” filan gibi isimlerle adlandırıyorlardı. Hepsinin ortak özelliği Ehlibeyt sevdalısı olmaktı; bu temelde muhalefet yapabiliyorlardı. Ayrıca Horasan’da bugünkü anlamıyla tek bir Alevilik tanımı yoktu; oradaki insanları örgütleyen tek bir merkez de yoktu. Ehlibeyt ve Bâtınilik propagandası yaparak insanları örgütleyenlerin bir kısmı Mısır’dan gönderilen Fatımi Devletinin görevlileriydiler; bazıları Taberistan’dan giden Zeydi propagandacılarıydılar, kimileri İsmaili mezhebinin önderi Hasan Sabbah’a bağlılarıydılar, kimileri Şii ve bazıları da Türk kökenli halk tasavvufçusu idiler.

    Horasan’dan gelen Bâtıniler, Anadolu’da henüz Alevi ismini almamışlardı: Onlara “Zındık, Işık tayfası, Rafızi” filan deniliyordu. Şah İsmail devrinde Kızılbaş diye isimlendirildiler. 1700’lü yıllardan itibaren bugünkü adlandırmayla Alevi ismiyle anılmaya başladılar.

    O halde Anadolu’daki Alevilerin,“Horasan Aleviliği” diye bir söylemi veya kavramı benimsemelerinin iki ana nedeni daha var: Bir: Türklerin Orta Asya’dan geldikleri fikri, Batılı tarihçi ve araştırmacıların tespitidir. Doğru bir tespittir. Ancak bunu okuyan Türk teorisyen ve aydınları, köklerini keşfetmenin ve uluslaşmanın hevesiyle, Orta Asya’yı, “Ergenekon Destanı”, “Manas Destanı”, “Bozkurt efsanesi”, “Dokuz Işık” hikâyesi gibi masallarla süsleyerek Turan ve Kızıl Elma ütopyaları görmeye başladılar. Sonra da bu Turancılık akımı devreye girdi. İttihat ve Terakki’nin Horasan kavramını öne çıkarması, Balkanlar ve Arabistan gibi ülkelerin kaybedilmesinden sonrasına rastlar. Osmanlı toprakları ardı sıra elden çıkınca, ellerinde bir tek Türk ve Kürt Aleviler kalmış oldu. Anadolu’nun Sünnilerine bile güven yoktu. İttihat ve Terakki adına Alevi araştırması yapan Baha Said, Sünni tarikatlar ve Saray İslamcılığına ver yansın edip, “Alevilerin ne kadar sadık, fedakar olduklarını; Türklüğün ve Müslümanlığın özünü koruduklarını” söyleyip durur. Bu bağlamda Horasan’a işaret eder. Demek ki İttihatçılar “Madem hepimiz Orta Asya’dan ve Horasan’dan geliyoruz. Horasan kavramı üzerinde durursak, böylece Türk ve Kürtleretrafımızda toplamış oluruz” diye düşündüler. İttihat Terakki’nin dağılan Osmanlıdan sonra, kalan halkları Anadolu merkezinde toplama fikri, Cumhuriyet döneminde hem mezhepsel olarak hem de etnik olarak asimilasyona çevrildi.

    Nesimi Aday: Biraz da Dersim’i, daha eski adıyla Çemişgezek’i konuşalım. Bilinenin aksine, ters yönde göçlerin olduğundan bahsettiniz, bildiğimiz kadarıyla Çemişgezek’ten (Dersim’den) ters göç de var. Siz Horasan’a yaptığınız seyahatte Çemişgezeklilere rastladınız mı?

    Faik Bulut: Osmanlı Safevi çatışmasında, kırka yakın Türkmen Alevi ileKürt Sünni beyi, Şah İsmail’e gidiyor. Onun yanında yer alabilmek için kendi şartlarını öne sürüyorlar. Her ne oluyorsa, Şah İsmail bunların çoğunu ya hapsediyor ya da öldürüyor. Bunun üzerine aşiretler tekrar toplanıp ne yapacağını konuşuyorlar. Tam bu süreçte Çemişgezekliler peyder pey İran tarafına, Safevilerin yanına göçüyorlar. Horasan’a henüz gitmiyorlar. Bir müddet Tebriz bölgesinde kalıyorlar. Çemişgezekliler ile diğer Alevi veya Sünni inançlı Kürt aşiretlerinin Horasan’a gidişleri 1550’li yıllarda başlar ama daha çok meşhur Şah Abbas’in iskân (toprağa yerleştirme) politikası çerçevesinde yaklaşık 45 ile 60 bin hane halkından Kürtleri Özbekistan ve Türkmenistan sınırına yerleştirmesiyle başlar. Maksat bu aşiretleri, hem hükümet merkezlerinden uzaklaştırmak hem de çapulculuk yapan Sünni ve Özbek akınlarından korumaktı.

    Nesimi Aday: İdris-i Bitlisi’nin bu süreçteki rolü ve konumu nedir?

    Faik Bulut: İdris-i Bitlisi, Halvetilikbenzeri Sünni Suhreverdi tarikatı mensubudur. Sünni inançlı Akkoyunlu hükümdarının sarayında (Tebriz’de) kâtiplik yapmıştır. Başarılı biri olduğundan Şah İsmail, kendisini yanında çalıştırmak istemiş ama Bitlisi, bunu reddetmiştir. Çünkü babası, bir Safevi hükümdarı tarafından katledilmişti. Yavuz’un babası II. Bayezid daveti üzerine, İdris-i  Bitlisi Osmanlı Sarayı’na gitmiştir. Yavuz Selim tahta geçince, onu,  Doğu siyasetini (İran Şahları ve sınır Kürt Beyleri) konusunda danışman yaptı.  Evet, İdris, Yavuz’la birlikte Çaldıran seferine katıldı; savaş sonunda Osmanlı eline geçen Tebriz’de bir süre kaldı. Ulu Cami’de halka vaaz vererek Tebriz halkını Osmanlı yönetimine ısındırmış oldu. Buraya kadar İdris’in görevi, belirleyici değildir. Asıl işbirliği bu tarihten sonra başlamıştır: Şah İsmail, 1514’teki Çaldıran yenilgisinden iki yıl sonra, tekrar harekete geçmiş, kaybettiği toprakları yeniden ele geçirmek için Osmanlıya karşı büyük bir askeri hamle hazırlığı yapmıştır. Mesela bu çerçevede Diyarbakır şehrini kuşatmaya almıştır. İdris-i Bitlis’i hemen devreye girmiş; Yavuz ile bölgedeki Kürt aşiretlerinin beyleri arasında irtibat kurmuştur. Osmanlı tarafına geçmeleri için Kürt mirleri arasında propaganda yapmış; padişah tarafından kendilerine verilecek ödül vaadinin imzalı ve mühürlü senedini götürüp mirlere teslim etmiştir. Bunun üzerine Kürt aşiret reisleri ve mirleri, Osmanlı tarafını tutmaları karşılığında istenen taleplerini “Ariza” adlı bir mektupta sıralamışlar. Saray dilini ve siyasetini iyi bilen İdris-i Bitlisi, mektubu bizzat kaleme almış, kendi eliyle götürüp Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. Şöyle ki; mirlerin ve reislerin ortak mektubunu imzalayan Bitlis Hâkimi Şerefüddin Bey, Hizan Meliki Emir Davud, Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) Emiri Eyyubîlerden II. Halil, İmâdiye Hâkimi Sultan Hüseyin olmak üzere 25-30 kadar Kürt beyi (Ümerâ-yı Ekrâd yani Kürt Mirleri), özetle şunu dile getirmişler: Şah İsmail’in Kürdistan beylerine ve halkına yaptığı zulümden kurtulmak için Osmanlıyla birlikte çalışma isteği; buna karşılık devletten beklenen mükâfat yahut Kürt mirlerinin talepleri.

    İdris’in öncülüğünde yapılan bu ittifak, mühürlü imzalı bir anlaşmayla sonuçlanınca Kürt beyleri ve aşiret reisleri, Osmanlı nezdinde temsilci saydıkları İdris-i Bitlisi’nin başını çektiği 10 bin kişilik bir gönüllü ordu oluşturdular; Şah İsmail’in Diyarbakır kuşatması için gönderdiği askerlerle savaşa girdiler. Şah ordusunu bozguna uğrattılar.

    Çemişkezekliler,  son yüzyıla kadar bu isimle biliniyorlardı ve çatısı altında 5-15 kabileyi topluyordu. Tam bilemediğim bir nedenle, bu isim (Fars aksanına uygun biçimde Çemişkezeklû deniliyordu) değişmiş; yerine Zaferanlû kabile federasyonu geçmiş.

    Nesimi Aday: Zaferanlılarla görüştünüz mü?

    Faik Bulut: Onların en önemli merkezi olan Koçan’da bazı mensuplarla görüştüm. 106 kabile var Horasan’da.Sanırım Şah Abbas döneminden sonra bir idari sistem kurulmuş. Özerklik değil yerel yönetimlerde inisiyatif tanımak için orada yerleşik veya göçebe olan Kürt ezbet, boy, kabile ve aşiretlerini birkaç aşiret federasyonu çatısı altında toplamışlar. Bu idare mekanizmasına “hanlık” adı verilmiş. Buna göre toplumsal/kültürel açıdan birbirine daha yakın olan kabileler, tek federasyon altında bulunuyorlar. Her federasyon, bünyesinde irili ufaklı 5 ile 20 kabileyi barındırıyor. Bu bağlamda 5-6 önemli aşiret federasyonu var. Eskiden Çemişkezeklû diye bilinen federasyon, sonradan Zaferanlû ismiyle anılmaya başlanmış. Muhtemelen Çemişkezeklûların sosyal ve ekonomik gücü azaldığından bu isim değişikliği yaşanmıştır yahut devletin Çemişkezeklûlere karşı bir tutumu olmuştur. Çünkü Çemişkezeklûlar, Qaçar ve Pehlevi hükümdarları devrinde birkaç kez isyan edip, başka mıntıkalara sürülmüşler; kızları gelinleri esir alınarak Türkmenistan Sünnilerine cariye diye satılmıştır. Hanlık yönetimini hatırı sayılır bir şahsiyet temsil ediyormuş; o da devlet ile aşiret federasyonu arasında bir köprü işlevi görüyormuş. İslam Cumhuriyeti kurulduktan sonra, hanlık sistemi ortadan kaldırıldı. Han sıfatı taşıyan temsilcilerin de pek hükmü kalmadı.

    Nesimi Aday: Göçlerle ilgili ‘doğudan batıya olur’ şeklinde klişe bir kavram var. Sizce bu yoğun göçün nedeni nedir?

    Faik Bulut: Çoğu savaşlardan kaynaklı olsa da yaşamsal nedenler de var. Bunlar, çoğunlukla küçükbaş hayvancılığı (koyun-keçi vs) yaptıklarından yaylalara gidiyorlar. Zamanla, ihtiyaca göre daha uzak yerlere göçebiliyorlar. O yıllarda develeri ve atları varsa uzun göçlere (Moğolistan’dan Ukrayna’ya) gidiliyor. Ama koyun keçi besliyorsa,(Horasan’dan Anadolu ve Mezopotamya’ya) daha kısa göçler yapılıyor.

    Nesimi Aday: Dersim’deki Şekakiler (Şavaklar) gibi. Şekakiler iç savaştan dolayı, yani son 40 yılda Dersim’den Erzurum ve Erzincan’a göçtüler.Dolayısıyla hayvancılık yapan yarı göçer Kürt aşiretlerinin binlerce yılda nerelere göçmüş olduklarını, ne kadar dağıldıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu kitabın yazılma sürecinde Şekakilere dair yeni bilgilere ulaşabildiniz mi?

    Faik Bulut:Turistik bir gezi münasebetiyle İran’daki Hewraman, Luristan ve Kürdistan bölgelerini gezerken, şunu öğrendim: Meğer Celali denen aşiret konfederasyonu, Şikak üst konfederasyonunun bir koluymuş; bir ucu da Irak Kürt bölgesinde Gelalê veya Gilala denen mıntıkaya kadar uzanıyormuş. Şavak topluğunun da Şikakların bir kolu olması muhtemeldir. Ama kesin kayıt olmadan konuşamam. Onlar iki koldan gitmiş olabilirler: Şikakların bir kolu Dersim’e gelmişken, diğer bir kolu Musul’a kadar gitmiş. Türkçe kayıtlara yanlışlıkla Şebek diye geçen, aslından Arapça Şabak diye okunması gereken bu topluluk, Musul ile Kerkük çevresinde 40 köyden oluşuyor. Hepsi Bektaşi’dir. Kökenleri konusunda, bu topluluk içinde farklı görüşler var. Çoğu, “Kürt” olduğunu söylüyor; bazıları, soylarını Araplara ve Acemlere  bağlıyorlar  ya da Azerbaycan taraflarından geldiklerini belirtiyorlar; bir kısmı da “bağımsız bir etnik topluluk, millet olduğu” iddiasındadır. Sadece Türkiye’deki kimi Türkçü ve Alevi çevreler, Şavakların “Türk olduklarını” ileri sürüyorlar.

    Nesimi Aday: Haklısınız. Kürdistan Kültür Bakanlığı da yapan Felakettin Kakaî, bir söyleşisinde Kakaîlerin ‘Dersim’den Güney Kürdistan’a göçtüklerini’ söylemişti…

    Faik Bulut: Mümkün tabi. Aynı zamanda Kirmanşah dolayından Dersim’e de göç yaşanmış. Mesela Sivas Gürün’de Yaresan inancından olan Goranilerin olduğunu biliyorum. Tabii, yüzyıllardan bu yana asimile olmuşlar veya Kızılbaş inancını benimsemişler. Acaba Gürün ismi Goran adından mı geliyor diye düşünüyorum.Elimde belge olmadığı için sadece olasılıktan bahsediyorum.

    Nesimi Aday:Horasan’a geri dönersek; ortaçağda oradaki tasavvuf inancının Bâtınilik, Şiilik ve Alevilik Üzerindeki etkisi nedir? Hacı Bektaş Veli-Ahmed Yesevi ve Horasan Erenleri ilişkisi hakkındaki görüşünüzü merak ediyorum?

    Faik Bulut: Kazaklarla bir görüşmem olmuştu. Ahmet Yesevi’nin Türk değil Arap olduğunu söylemişlerdi. Aslında genel kanı da budur. Yesevi’nin anlayışında, bizim halk İslam’ı, popüler İslam dediğimiz tasavvufçuluk var. Onun Divan-ı Hikmet isimli derlemesini: Çerçevesi İslam olan bilgece sözler içeren bir kitap. Manas Destanı, İslam öncesi Şamanizm, Tengiricilik gibi Orta Asya inançlarının İslam anlayışıyla sentezlenmiş halidir Divan-ı Hikmet. Sözgelimi Türkî topluluklarda baskın olana Tengri (Gök Tanrı) kavramı çıkarılmış, yerine Allah inancı konulmuştur. Dış kabuğu İslam, içi hala Tengricilik’tir kitapta yazılanların.

    Ahmed Yesevi’nin Hacı Bektaş ile direkt bir alakası yoktur; aynı zamanın insanları değiller, uzun bir yaş farkı var aralarında. Dolaylı yollardan bir irtibattan, temastan ziyade bazı ayrıntılarda etkilenmeler olabilir. Mesela Hacı Bektaş’ın ondan feyz aldığı dini hocalardan biri, Hanefi mezhebine mensuptur. Fakat bu nokta, belirleyici olamaz. Çünkü İsa peygamber, Yahudiliğin bir mezhebine mensuptu; bu mezhep üzerinden bağnaz Hahamları ve Ortodoks Yahudilik inancını eleştiriyordu. Sonuçta Yahudilik’ten farklı bir din olan Hıristiyanlık ortaya çıktı. Keza Şeyh Addiy bin Musafir, başlangıçta İslam tasavvufundan etkilenmişti ama kurulmasına öncülük ettiği inanç, İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Ezdilik (Yezidilik) oldu.
    Buradan hareketle, Ahmed Yesevi ile Hacı Bektaş’ın farklı yollardan benimsedikleri inançsal öğreti, bildiğimiz anlamda tasavvuf bile değildi. Ayrıca tasavvuf akımı,  Ortodoks İslam’dan ayrışmadır; ona itirazdır. Tasavvufun bazı uç noktaları, bugünkü Bâtıniliğe, Kızılbaşlığa, Yaresanlığa, Nusayriliğe hatta Ezidiliğe kadar gidebilmiştir. Bir kolu da geleneksel pasifist tarikatçılık yoluyla Sünni mezhebininçerçevesinde kalmıştır. Bir anlamda düzen içi, sistem dışı akımların ayrışması gibidir.

    Horasan’daki tasavvuf da böyle bir şeydi. Koyu olanı da vardı,radikal Bâtıni olanı da. Aynı tasavvufçu dönüşümü, Kızılbaşların kutsal kabul ettikleri Erdebil Ocağı’nda görüyoruz. Ocak şeyhleri (Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar, vs.) başlangıçta Sünni ve Şafii inançlıydılar; Erbil’deki Sünni tarikat dergâhlarıyla yakın ilişkisi vardı. Siyasal ve toplumsal nedenlerle, Safeviye tarikatı giderek Sünnilikten koptu; Kızılbaşlık erkânını benimsedi. Şah İsmail’in ölümünden sonra Şii-Kızılbaş sentezi oluşturuldu; torunu II. İsmail Sünniliğe meyletti ama zehirlenerek öldürüldü. Son durakta Kızılbaşlık yerine resmi Şiilik kurulmuş oldu.  Onun için Ortaçağ’da Horasan’da o benimsenen Aleviliğe,bugünkü anlamıyla Alevilik diyemiyorum.

    Nesimi Aday: O vakitEhli Haqya da Yaresan diyebilirmiyiz?

    Faik Bulut: O dönem genelde kendilerini Bâtıni olarak ifade ediyorlar. Ehli Beyt fikri değil de Ehli Beyt sevdalısı denilebilir. Çok sonradan, Alevi uzmanı akademisyen İréne Mélikoff’un dediği gibi 17-18. yüzyıllarda gelindiğinde bugünkü Alevilik oluştu; sonradan Anadolu Aleviliği şeklinde kavramlaştı. Bizim kafamızdaki kalıba göre Horasan’daki Alevilik tektir. 12 İmam olayıyla beraber ortaya çıkmıştır. Oysatarihi gelişim tersini kanıtlıyor: Mısır’da devlet kuranİsmaili inancından olan Fatımiler, kendi örgütçülerini Anadolu üzerinden Horasan ve Orta Asya’ya göndermişler; Fatımilerin radikal kolu sayılan Nizari İsmaililiği yani Hasan Sabbahçılar kanalıyla önemli oranda Orta Asya’da ve Horasan’da Bâtıni akım örgütlenmiş; geliştirilip yayılmış. Üstelik Şiiliğin tutucu ve uzlaşmacı, hatta İslam içi anlayışıyla mücadele ederek bu tür faaliyetlerde bulunmuşlar. Mesela herkesin gariban tasavvufçu diye bildiği Hallac-ı Mansur, Hasan Sabbahçıların Basra’daki örgüt sorumlularının önde gelenidir. Hacı Bektaş bile, Moğol akınları önünden kaçarken sığındığı Hasan Sabbah kalelerinde radikal İsmaili öğretisinden etkilenmiş, nasibini almıştır.

    Biz sanıyorduk ki Kerbela’dan ve Necef’ten Horasan’a giden örgütlü bir  grup var. Belli bir yere kadar doğrudur; Abbasiler ile Hz. Ali’nin Fatma’dan olmayan oğlu Muhammed’in Haşim isimli evladına bağlı (Haşimiye fırkası) dava sahibi yetkin örgütçüler, Irak ve Suriye çevresindeki propagandacıları Horasan’a göndermişler; Horasan’dan hac ziyaretine veya ticaret için Arabistan yarımadasına gelen kafileler arasında örgütleme yapmışlar. Ancak tek grup, bunlar değildir. Yukarıda bahsettiğim diğer Bâtıni inanç misyonerleri, Anadolu ve Kürdistan üzerinden İran ve Orta Asya’ya gitmişler.  Bu durumda dört beş çeşit Bâtınilik’ten (yani Ön Alevilik’ten) söz edilebilir. Ama bugünküne en yakın olan, felsefi olarak alt yapısını oluşturan Fatımilerin inanç propagandacılarısayılan (Dai) lakaplı “davetçiler”dir.

    Nesimi Aday: Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu süreçteki konumu, etki ve yetki alanları nelerdir?

    Faik Bulut: Tatar istilasından kaçan Hacı Bektaş, Horasan’ın güneyindeki Kuhistan (Afganistan sınırına yakın Belucistan ve Sistan) denen dağlık bölgeye sığınıp bir süre orada kalmıştır. Keza Hacı Bektaş, bir süre için Hasan Sabbah’ın kalelerinde (birinin adı Girduh Kalesi) kalmış; İsmaili öğretiden feyz almıştır. İsmaililiği tam benimseyip benimsemediğini bilemiyoruz.

    Yetmemiş, Hacı Bektaş,  İran tarafındaki Kürdistan’a (Yaresanların olduğu bölge) geçmiş ve Anadolu’daki Kürt coğrafyasında bir süreliğine kalmıştır. Muhtemelen Malatya’nın Arguvan ve çevresi olmalıdır ki, onun talipleri, şimdilerde Hünkarlılar diye biliniyor. Demek ki Hacı Bektaş, her şeyi Orta Asya’daki Türkistan’dan almamış; yukarıda anlattığım yerleri dolaşarak çeşitli felsefi ve Bâtıni görüşlerle tanıştıktan sonra pişmiş; böylece kamil insan,”hünkar” olarak kabul görmüştür. Bütün şekillenmesi, o süreç içerisinde oluşmuş.Türkistan’dan yani Büyük Horasan’dan beri halis muhlis Alevi değildir yani. Aleviliği, muhtemelen Baba İlyas döneminde olgunlaşıp billurlaşmıştır. Onun üzerinde Baba İlyas’ın büyük etkisi de vardır. O da Ebu’l Vefa el Kurdî (yani Kürt Ebu’l Vefa) ve Dede Garkın süreğinden gelmiş; Baba İlyas’tan sonra yerine geçmiştir.

    Nesimi Aday: Mazdeklerin inanç felsefeleri ve komünal yaşayış şekilleri göz önüme alındığında, Aleviliğe etkileri büyük gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

    Faik Bulut: Mazdeklerin etkisine ilişkin iki yabancı kaynak okudum. Bu kaynaklar Türk olsa veya Kürt olsa, önyargıyla yazılmış, kendi milletlerini kayırıyorlar derdim. Bu iki kaynağa göre; Ebu Müslim Abbasiler tarafından katledildikten sonra, onun başyardımcılarından olan bir İranlı ilkçağlardaki ortakçı Mazdekçilik üzerinde bazı değişiklikler yapmış;  Horasan’daki Bâtıniakımla harmanlayıp bir sentez yapmış. O sentez, bugünkü anlamda tam Alevilik değildir ama ön Alevilik denen radikal bir koldur. Onun gerçekleştirmek istediği şey, şimdilerde komünal yaşam denen ama Batınilik ve Alevilik’teki “Rıza Şehri” (bir çeşit dünya cenneti toplumu)projesiydi.

    Alevi aydınları arasında yaygın olan şöyle yanlış bir kanaat oluşmuş:“Alevilik bir senkretik, yani bir sürü inançtan almış, harmanlamış, özümsemiş ve onlardan bir Alevi aşuresi yapmış.. Bu doğru ama yarım doğru.Farklı inançlardan birtakım öğe ve öğretiler alıp sentezlemek sadece Aleviliğe mahsus bir husus değildir. Benzer bir harmanlama ve sentez, Sünnilerde de olmuş.Özellikle Sünnilerin tasavvufi kesiminde çok olmuş. İçinde Eflatunculuk, Kabalcılık, Şamancılık, Zerdüştilik ve Polisyencilik gibi farklı dinlerdeki tasavvufçu anlayışları bulabilirsiniz. Hatta üstü kapalı doğa inançları (mesela dağ ziyaretleri, ağaçlara çaput bağlama gibi) bulabilirsiniz. Aleviler ay tutulunca, cinleri kovmak için teneke falan çalar, bu Sünnilerde de vardır. Bu, eski inançların Sünniliğe de gizlice yansımış halidir. Anadolu’da (Hatay-Tarsus-İzmir hattında) son şeklini almış Hıristiyanlık içinde eski animist ve putperest inançlar çok yaygındır. İncil’in satır aralarında bunların izini bulmak mümkün.

    Nesimi Aday: Ehli Beyt Aleviliğinin ya da Arap Aleviliğinin “Rıza Şehri” ütopyasında yeri var mı? Bir de bu komünal ütopyayı Mazdeklere bağlayabilir miyiz?

    Faik Bulut: Arap Aleviliğiyle ilişkisi yok. Diğer yandan Rıza Şehri ütopyası Mazdekçilere dayanabilir tabi. Bence Rıza Şehri’ni İslam içinde bir çerçeveye oturtan Fazilet Şehri’ni yazan Farabi’dir. Günümüzdeki Bahreyn’de İsmaili Fatımilerin radikal kolu olan Karmatiler, “Rıza Şehri” ütopyasını gerçekleştirmiş; yüz yıldan fazla yaşatmışlar. Farabi’den esinlenen Şah İsmail, Kızılbaşları ve Anadolu Alevilerini yanına çekebilmek için, “Rıza Şehri” (yani Safeviler devrindeki eşitlik ve özgürlük yurdu) fikrini ortaya atmış; bu cennetin kendi topraklarında olduğuna dair propaganda yapmıştır. “Şah’a gidelim” deyişi, biraz da bu propagandadan kaynaklanıyor…

    Nesimi Aday: Erdebil Ocağı mı bu ütopyayı güncellemiş oldu?

    Faik Bulut: Seni şaşırtacak ama Erdebil Ocağı, başlangıçta Şafi ve Sünni’dir. Hatta Şeyh Cüneyd, Şafi Kürtlerin yaşadığı Erbil’deki Sünni tarikat şeyhlerinden el almıştır. Ayrıca Erdebil Safevilerin siyasi sahneye çıkmasından önceki Azerbaycan’da, Şafilik çok üstün bir mezhepti. Moğolhanları geldikten sonra Şiilik yavaş yavaş gelişiyor. Sonraki  süreçte siyasete hızla giren Erdebil Ocağı, yine politik amaçlarla önce Şafi inancını bırakıp tasavvufa meylediyorlar; Ehlibeyt’ten yana tutum alıyor ve Kızılbaş oluyor, dört kuşak sonra da Şiileşiyor. Alevilikteki 12 İmam inancı,Şah İsmail döneminden gelir. Şah İsmail bile o dönem Kızılbaş değildir. Kendisini idam etmek üzere takip eden Akkoyunlardan kaçıyor;Hazar Denizi’nin Lahican isimli yöresinde gizleniyor; Kızılbaşlığa yakın bir felsefeyi altı sene boyunca oradaki mürşit ve pirlerden alıyor. Bir ara Bingöl’e geliyor. Gerek Türkmen gerek Kürt aşiretleri onu govend çekerek karşılıyorlar. Orada bir müddet kalıyor.Şah İsmail’in Kızılbaşlığı benimsemesi sürecinde Yaresan dediğimiz Ehli Haq inancınınetkisine değinmek lazım. Yaresan pirleri (veya sultan lakaplı din önderleri)  Şah İsmail adap erkan öğretmeleri için birkaç pir göndermişler. Bu münasebetle belirtmem gerekir: Yaresan inancının ulu önderi,  Sultan Sahak diyor ki; “ ben de güvercin donunda gidip Hacı Bektaş’ı ziyaret ettim.” Her iki olay, Ehli Haq öğretilerinin hem Kızılbaşlık hem de Alevilik üzerindeki dolaylı etkilerine ilişkin kanıt sayılabilir.

    Nesimi Aday: Hasan Sabbah ve Alamut Kalesi’nin Alevilikteki yeri etkisi nedir sizce? Ya da var mı böyle bir etki?

    Faik Bulut: Özel bir etkisi yok. Ama Fatımi davetçilerinin (Anadolu üzerinden Horasana gitmeleri) misyonunu,İsmaili önderi Hasan Sabbah devralmış. Gerek Fatımiler gerekse Hasan Sabbahçılar, Horasan’da örgütleme ve propaganda yapmışlar. Yukarıda ayrıntılarını verdik zaten. Onların en önemli şahsiyeti de Nasır-i Hüsrev’dir. O da Türkistan ve bölgesinde bir hayli çalışmış. Özbekistan ve Tacikistan gibi ülkelerde Hacı Bektaş pek bilinmez ama onun ayarındaki Nasır-i Hüsrev, hünkâr ve serçeşme olarak görülür.

    Nesimi Aday: Türk mü bunlar?

    Faik Bulut: Yok, değiller. Acemler. Hasan Sabbah’ın dip ataları Arap olabilir ama zamanla İranlılaşmışlar. İrani bir hikmet felsefesini yayıyorlar. Burada şunu söyleyeyim; Turancıların, Türkçülerin çok övündüğü Hacı Bektaş neden Türkistan, Özbekistan, Tacikistan ve çevre ülkelerde benimsenmedi; benimsenmiyor? Neden oralarda Kızılbaşlık yok denecek kadar az? Demek ki, Alevilik-Bektaşilik, öyle iddia edildiği gibi öz be öz Türk inancı değildir. Buna karşılık aynı coğrafyada Nasır-i Hüsrev ve İsmaili felsefesi benimsenmiştir.

    Nesimi Aday: Hacı Bektaş’ın bilinmemesi, tanınmaması konusunu az daha açsak mı, oralarda tanınmama sebebi ne olabilir sizce?

    Faik Bulut: Demek ki Hacı Bektaş Büyük Horasan denilen yerde bulunduğu devirde, bugünkü anlamda henüz Aleviliği benimsemiş değildi.O, yukarıda açıkladığım gibi İran’ın Kuhistan (Horasan eyaletinin güney kesimine komşu şimdiki Sistan ve Belucistan) ve Kürdistan gibi bölgelerine yaptığı yolculuk sırasında farklı Bâtıni inançlarla tanışmış, Hasan Sabbah kalelerine (Girduh Kalesi gibi) sığındığında İsmaili öğretisini almış ve nihayet Baba İlyas felsefesini benimsemiştir. Bunlardan sonra Alevi olabilmiştir.

    Nesimi Aday: Bu durumda Hacı Bektaş’ın Bektaşilik öğretisini İran ve Türkiye Kürdistan’ında yapılandırdığını söyleyebilir miyiz?

    Faik Bulut: Sana bahsettiğim bölgelerdeki yolculuğu sırasında Hacı Bektaş, mesela Anadolu’daki kadar bilge, olgun ve tanınmış bir inanç önderi, diğer bir deyimle hünkâr ve ser çeşme olmuş olsaydı; kaldığı Horasan, Kuhistan, İran Kürdistan’ı gibi bölgelerde taliplerinin, gönül erlerinin ve izleyicilerinin olması gerekirdi. Bu üç önemli bölgedeki yol ve inanç haritasına bakıyoruz; kendisinin etkilediği bir topluluk bulunmuyor; tersine, oradaki radikal Bâtıni inançtan, öğretiden ve felsefeden bizzat Hacı Bektaş etkilenmiş, olgunlaşmış ve bilgisine bilgi katmıştır. Bu sayede Hünkâr Hacı Bektaş oluvermiştir. Bu öğretiyi ta başından beri (yani Horasan’dayken) kurgulamış, kurmuş olsaydı o bölgeyi mutlaka etkilemiş olurdu. Buradan yola çıkarak şunu bile söylemek mümkün: Türkistan ve Horasan’dan yola çıkan inanç önderleri, pirler, serçeşmeler, erenler ve Türkmenler, normal göçlerle yola revan olmuşlar ama esas olarak Moğol akınları önünden kaçarak yola düşmüşlerdir. Bunların önemli bir bölümü, Hasan Sabbah’ın İran’da bulunan 40 kadar kalesinden birine veya birkaçına sığınmış; oradaki İsmaililerle tanış olmuşlardır. Aynı şekilde İran Kürt bölgesindeki Yaresan mensuplarıyla da karşılaşıp fikir alışverişinde bulunmuşlardır. Demek istediğim şudur: Sanılıyor ki topluluklar, erenler, pir ve mürşitler Horasan’da tam Aleviydiler; o halleriyle Anadolu’ya gelip yaşadılar. Bu, mantıklı değildir. Evet, insanlar Horasan’dayken Bâtıni akımlardan (ön Alevi) birini benimsiyorlardı; Ehli Beyt sevdalısıydılar ama Horasan’dan Anadolu’ya gelirken onlarca durakta konaklamış; belki aynı yerde 20-30-50 yıl kalmış, oradaki farklı inanç topluluklarıyla kaynaşmış ve daha sonra ya sürüsüne otlak bulmak için tekrar uzak diyarlara doğru yola revan olmuşlar; yine duraklamış 40-70 yıl kalmışlar. Yahut Moğol ve Timurlenk ordularının akınları karşısında Anadolu’ya, hatta Balkanlara kadar gidebilmişler. Bu sefer de oradaki farklı Bâtıni inançlarla tanışmışlardır. Alevilik, Bektaşilik ve Kızılbaşlık, bu tanışma ve kaynaşma serüveninden sonra yavaş yavaş şekillenip bugünkü halini almıştır.

    Nesimi Aday: Bugün Orta Asya dediğimiz bölgede yaşayan yoğun bir Alevi nüfusu yok? Şunun için soruyorum; Türkiye’de halen Orta Asya’dan geldik Türk’üz diyen Aleviler var. Biliyorsunuz bir kısım Kürt Aleviler de bunu söylerler. Ama o coğrafyada çok az Alevi Türk var.

    Faik Bulut: Evet, Alevi yoğunluğu yok. İsmaililer var. Ama İsmaililik İran’da yasak olduğu için gizlenmiş. Ama şimdiki Horasan’ın sınır bölgelerinde yaşayan az sayıda Kızılbaş var. Bunlar tipik Anadolu Yörükleri, Tahtacıları, Çepnileri gibi giyim kuşam olarak da bir birilerinebenziyorlar.Fakat çok küçük bir topluluk bunlar.

    Nesimi Aday: Bu topluluklara gerçek Türkmen diyebilir miyiz?

    Faik Bulut: Evet. Diyebiliriz.

    Nesimi Aday: Sizce Kürdistan’ın batı çeperinde yaşayan; yani Serhat bölgesinden alıp; Erzurum,  Gümüşhane, Erzincan, Tunceli,Malatya, Sivas, Kayseri, Maraş ve Antep’te yoğun olarak yaşayan Alevilerin Türklükle bir ilişkisi var mı?

    Faik Bulut: Hayır. Yok böyle bir şey. Bir defa Türkmen ismi bile yanlış sunuluyor. Ya da tarih sürecinde değişmişveya bir algı operasyonu olarak dolayıma sokulmuş. Bunu Claude Cahen “Osmanlılardan Önce Anadolu’’isimli kitabında anlatır. Türkmen ismini ilk kez Oğuzlar, Müslüman oldukları zaman, kendilerini Müslüman olmayan diğer Türk boylarından ayırmak için kullanmışlar. Yani Türkmen demek, “Sünni Müslüman olmuş Türk boyu” demekmiş. Dikkat edin: Oğuzlar ve Selçuklar Alevi değil,  Sünni Müslüman idiler. Türkmen sözünü bunun için icat edip kendilerine marka yapmışlar.

    O halde; Türkmen kavramı, Aleviliğe tekabül etmiyorAyrıca Osmanlı zamanında Türk kavramı yok. O kavram oluşmamış henüz. Sadece şu oymak, bu aşiret, falanca boy ismi geçer kayıtlarda. Türkmen sözcüğü Horasan ve Türkistan’da “Sünni Müslüman Türk” manasında kullanılırken, Anadolu’da anlam değişikliğine uğramış; bu kez Selçuklu ile Osmanlı’ya itiraz eden, yerleşik olmayan ve iskan (toprağa bağlı sabit yerleşim) politikasına karşı çıkan göçebe topluluklarını tarif eden bir kavram olmuş. Daha da önemlisi; madem Alevilik öz be öz Türklük idi; o zaman Alevilik-Kızılbaşlık, Horasan, Türkistan ve ardından Anadolu’daki bütün Türkboyları, oymakları ve toplulukları tarafından benimsenmedi! O tarihlerde İran’ın geneli Sünni’ydi, Şah İsmail yani Safeviler, Sünni Kürtler gibi İranlı Sünnileri de önce Kızılbaş yaptı; evlatları da her iki kesimi Şiileştirdiler.

    Nesimi Aday: Ebu Müslim Horasani’nin soy kimliğiyle ilgili bir bilgi belge var mı?

    Faik Bulut: Tartışmalıdır. Arap diyen var, Kürt diyen var, Fars diyen var. Oxford Üniversitesi’nde görevli M. A. Shaban diye bir Ortadoğulu akademisyen, “Abbasi Devrimi” başlıklı İngilizce eserinde yazmış: Ebu Müslim’e sormuşlar “Kimsin; aslın, faslın nedir?” Ancak o, bu soruyu şöyle cevaplamış: “Emevi zulmüne karşı
  • Kur’ân-ı Kerim’de Hıristiyanlık
    “Nasrânî” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de bir yerde1 geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “nasârâ” kelimesi, 14 yerde kullanılır. Hıristiyanların çoğunluğunu teşkil ettiği “ehl-i kitab” 32 yerde, yine aynı anlamda, “ûtü’l-kitab” (kendilerine Kitap verilenler) 21 yerde geçer. “İncîl” 12; “İsâ” 25 yerde, Hz. İsa’nın lakabı olan “Mesîh” de 11yerde kullanılır. Hz. İsa’nın annesi “Meryem” 34 yerde geçer.
    “Ben, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmek, size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmak üzere gönderildim. Size Rabbinizden bir âyet/mûcize getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibâdet/kulluk edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.” 2
    “De ki: ‘Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müsâvi/anlamı eşit (ve âdil) bir kelimeye gelin, (şöyle diyerek): ‘Allah’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz, kimimizi rabler edinip ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse işte o zaman deyin ki: ‘Şâhid olun, biz muhakkak müslümanlarız.” 3
    “Hiçbir beşerin, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp da (gelin) bana kul olun’ demesi mümkün değildir. Bil’akis (şöyle der:) ‘Okumakta ve öğrenmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olun.’ Ve size ‘melekleri ve peygamberleri ilâhlar/tanrılar edinin’ diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, hiç size kâfirliği emreder mi?” 4
    “Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, hak/gerçek olandan başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem’in oğlu İsa’dır, (o) Allah’ın rasûlüdür; Meryem’e ulaştırdığı (‘kün=ol’) kelimesi (nin eseri)dir. Allah tarafından (gelen) bir ruhtur. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin de ‘(İlâh) üçtür’ demeyin. Kendiniz için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. Ne Mesih ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan çekinirler. O’na kulluktan çekinip büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.” 5
    “Gerçekten ‘Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir’ diyenler, andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: ‘O halde, Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anası (Meryem’i) ve yeryüzünde bulunanların hepsini öldürmek isterse, Allah’a karşı kimin elinden bir şey gelir?” 6
    “Meryem oğlu Mesih (İsa) gerçekten Allah’tır’ diyenler, andolsun kâfir olmuşlardır. Hâlbuki Mesih (şöyle) demişti: ‘Ey İsrâiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zâlimler için yardımcılar da yoktur.” 7
    “Andolsun ‘Allah üçün üçüncüsüdür (üç tanrının biridir)’ diyenler kâfir olmuştur. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh/tanrı yoktur. Eğer diyegeldikleri (bu sözden) vazgeçmezlerse içlerinden o kâfir olanlara çok acıklı bir azap vardır.” 8
    “Meryem oğlu Mesih (İsa), ancak bir rasûldür/peygamberdir (başka bir şey değildir). Ondan önce de (birçok) peygamberler gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.” 9
    “De ki: ‘Ey ehl-i Kitap, dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan evvel gerçekten hem kendileri sapmış, hem de birçoğunu saptırmış ve (hâlâ da) dümdüz yoldan sapagelmiş bir kavmin hevâsına (ve hevesine) uymayın.” 10
    “Allah: ‘Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: ‘beni ve anamı, Allah’tan başka iki ilâh/tanrı edinin’ diye sen mi dedin?’ diye buyurduğu zaman o, şöyle dedi: ‘Hâşâ! Seni tenzih ederim, Sen yücesin; Hakkım olmayan, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, şüphesiz Sen bunu bilirsin. Benim içimdekini Sen bilirsin; ben Senin zâtında olanı bilmem. Gaybları/gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız Sensin, Sen! Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet/kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine şâhid/kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin, şâhidsin.” 11
    “Yahudiler, ‘Uzeyir Allah’ın oğludur’ dediler! Hıristiyanlar da, ‘Mesih (İsa) Allah’ın oğludur’ dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!” 12
    “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını), râhiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki hepsine de tek ilâh’a ibâdet/kulluk etmekten başka bir şey emrolunmadı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, bunların şirk/ortak koştukları şeylerden uzaktır.” 13
    “İsa açık delillerle gelince, şöyle dedi: ‘Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibâdet edin. İşte bu, doğru yoldur.’ Ama aralarından çıkan gruplar, birbirleriyle ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbı karşısında vay o zulmedenlerin haline!” 14
    “Hani Meryem oğlu İsâ, ‘Ey İsrâil oğulları! Ben size Allah’ın peygamberiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamber’i de müjdeleyici olarak geldim’ demişti.” 15
    “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na eş ya da denk değildir.”(Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendine muhtaç olan demektir.)” 16
    “Allah katında hak din İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” 17
    Ve bir hadis-i Şerif: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdükleri gibi beni övmeyin. Yalnız, ‘Allah’ın kulu ve rasûlüdür’ deyin.” 18

    1 3/Âl-i İmrân, 67
    2 3/Âl-i İmrân, 50-51

    3 3/Âl-i İmrân, 64

    4 3/Âl-i İmrân, 79-80

    5 4/Nisâ, 171-172

    6 5/Mâide, 17

    7 5/Mâide, 72

    8 5/Mâide, 73

    9 5/Mâide, 75

    10 5/Mâide, 77

    11 5/Mâide, 116-117

    12 9/Tevbe, 30

    13 9/Tevbe, 31

    14 43/Zuhruf, 63-65

    15 61/Saf, 6

    16 112/İhlâs, 1-4

    17 3/Âl-i İmrân, 19

    18 Buhârî, Enbiyâ 48; Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/23, 24, 47, 55

    Ahmed KALKAN \ Hıristiyanlık ve Yahudilik İtikad Kavramları Serisi 16 ~
  • Müşfik Kenter - Bir Garip Orhan Veli
    https://youtu.be/xGN6mF9KHRo


    O. Veli, arkadaşı Muvaffak Sami Onat'a gönderdiği mektuplardan birinde hayatını şöyle özet­ler: “1914 de doğum. 1 yaşında kurbağadan kork­tum. 2 yaşında gurbete çıktım. Yedisinde mektebe başladım. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak saldım. 13 de Oktay Rıfat'ı, 16 da Melih Cevdet'i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18 de rakıya başladım. 19 dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25 de başımdan bir oto­mobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenme­dim, şimdi askerim.”
    -Varlık Dergisi 1.1.1951-

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;

    bir hasta odasının penceresinde;

    yalnız bende değil yalnızlık hali;

    deniz de karanlık, gökyüzü de;

    bir acaip, kuşların hali.



    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;

    -akşamüstüne doğru, kış vakti-

    benim de sevdalar geçti başımdan.
    
söhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    
zamanla anlıyor insan dünyayı.



    Ölürüz diye mi üzülüyoruz?

    ne ettik, ne gördük şu fani dünyada

    kötülükten gayrı?


    Ölünce kirlerimizden temizlenir,

    ölünce biz de iyi adam oluruz;

    şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    
hepsini unuturuz.

    Orhan Veli (M. Ali Sel)
  • 20 Temmuz’dan bugüne kadar Terörle Mücadelede 403 şehit verdik
    İşte Gün gün şehitlerimiz
    20.07.2015 Adıyaman (Çatışma)
    Şehit Uzm. Onbş. Müsellim Ünal(22)Kayseri/Develi
    22.07.2015 Şanlıurfa/Ceylanpınar (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Feyyaz Yumuşak(25)Kırşehir/Kaman
    Şehit Polis Memuru Okan Açar(24)Niğde
    23.07.2015 Diyarbakır/Yenişehir (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Tansu Aydın(37)Zonguldak
    24.07.2015 Kilis/Elbeyli (Suriye Tarafı) Saldırı
    Şehit Jan.Ast.Mehmet Yalçın Nane(25)Gaziantep/Nizip
    26.07.2015 Diyarbakır/Bingöl Karayolu (Mayın)
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Mehmet Kocak(39)Yozgat
    Şehit Jan.Ast.Kıd.Bşcvş. İsmail Yavuz(37)Manisa/Salihli

    27.07.2015 İstanbul/Gazi Mahallesi (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Muhammet Fatih Sivri(24)

    28.07.2015 Muş/Malazgirt (Saldırı)
    Şehit İlçe Jan. Kom. Jan.Binbş. Arslan Kulaksız(46)Amasya/Merzifon

    28.07.2015 Hakkari/Şemdinli (Saldırı)
    Şehit Piy.Uzm. Çvş. Ziya Sarpkaya(27)Bolu/Göynük
    30.07.2015 Diyarbakır/Çınar (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Uyar(30)Manisa/Salihli
    30.07.2015 Şırnak-Akçay (Çatışma)
    Şehit Piy. Üstg. İbrahim Tanrıverdi(26)Malatya
    Şehit Piy. Kom. Er Ömer Kağan Kandemir(21)Denizli/Çivril
    Şehit Piy.Onbş. Hamza Yıldırım(23)Ankara/Bala

    31.07.2015 Adana/Pozantı (saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru İsa İpek(32)Adana/Ceyhan
    Şehit Polis Memuru Serdar Kazar(26)Bingöl/Genç
    01.08.2015 Kars/Kağızman (Mayın)
    Şehit Uzm. Cvş. Ali Gökçe(35)Osmaniye/Düziçi
    02.08.2015 Ağrı/Doğubayazıt (Saldırı çatışma)
    Şehit Jan. Er Medet Mat(22)Adıyaman/Kahta
    Şehit Jan.Er Mansur Cengiz(22)Siirt/ Şirvan
    02.08.2015 Mardin/Midyat (saldırı)
    Şehit Jan. Kom. Er Barış Akkabak(20) Antalya/Serik
    04.08.2015 Şırnak kırsalı (Mayın)
    Şehit Jan. Uzm.Çvş Mehmet Acar(36)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Jan. Er Abdulkadir Pektaş(21)İzmir/Buca

    04.08.2015 Şırnak/ Silopi (Kışlaya saldırı)
    Şehit Jan. Er Abdulhalit Araz(20)Van/Özalp
    07.08.2015Ağrı/Doğubayazıt (yol kesme çatışma)
    Şehit Uzm. Onbş. Muhammet Oruç(23)Adana/Yüregir
    07.08.2015 Şırnak/Cizre (Saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Salih Hüseyin Parça(23)Artvin/Yusufeli
    07.08.2015 Şırnak/Silopi (hendek kapatma çatışma)
    Şehit Polis Memuru Muhammet onur Demir(24)Sivas
    08.08.2015 Mardin/Midyat (Pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Abdullah Ümit Sercan(28)Antalya/Alanya
    10.08.2015 İstanbul /Sultanbeyli (saldırı çatışma)
    Şehit Polis Müdürü Beyazıt Çeken(42)Konya
    10.08.2015 Şırnak/Beytüşşebap (helikoptere saldırı)
    Şehit Jan Er Doğan Acar(21)Denizli
    10.08.2015 Şırnak/Silopi Mayın, patlayıcı)
    Şehit Özel hareket Polisi Savaş Akyol(22)Yozgat/Şefaatli
    Şehit Özel hareket Polisi Mustafa Yahya Mertcan(24)Çankırı/Eldivan
    Şehit Özel hareket Polisi Şahin Polat Aydın(22)Ankara/Güdül
    Şehit Özel hareket Polisi Resul Kayaoğlu(29)Elazığ/Kovancılar
    Şehit Polis Memuru Nurettin Ademoğlu(46)Kahramanmaraş/pazarcık (18.09.2015 tarihinde Şehit olmuştur)
    11.08.2015 Şırnak/Güçlükonak Akdizgin (karakol saldırı çatışma)
    Şehit Piy Onbş. Barış Aybek(21)Malatya/Doğanşehir
    12.08.2015 Diyarbakır/Sur (Karakola saldırı çatışma)
    Şehit Uzm.Jan. Çvş Fatih Gökşen(40)Osmaniye/Düziçi
    13.08.2015 Bingöl/Genç (patlayıcı)
    Şehit Uzm. Çvş.Veli Ateş(38)Konya/kadınhanı
    14.08.2015 Hakkari/Yüksekova (dağlıca çatışma)
    Şehit Uzm cvş İbrahim Taş(25)Şanlıurfa/Harran
    Şehit Uzm cvş Yasin Gencer(23)Tokat/Turhal -
    Şehit Ast Üstçvş. Dursun Taşdiken(27)Konya /Doğanhisar
    Şehit Uzm. Onbş. Mustafa Kemal Özata(23)Konya (28.08.2015 tarihinde şehit olmuştur)
    15.08.2015 Bingöl/Karlıova (mayın, patlayıcı)
    Şehit Jan.Ast. Muhammed Gürlek(21)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Uzm. Çvş. Haşim Dirik(40)Manisa/Sarıgöl
    Şehit Uzm. Çvş Musa Saydam(41)Kırıkkale/Balışeyh
    15.08.2015 Hakkâri/Şemdinli (hendek kapatma çatışma)
    Şehit Başkomiser Polis Ahmet Çamur(46)Trabzon/Çaykara
    16.08.2015 Kars/Kağızman kırsalı (çatışma)
    Şehit Jan. Astkıd. Başcvş Nurettin Öztürk(35)
    17.08.2015 Erzurum/Şenkaya kırsalı(çatışma)
    Şehit korucu Yakup Aktürk(42) Erzurum/Şenkaya
    18.08.2015 Diyarbakır/Bingöl karayolunda(çatışma) yol kapama
    Şehit Jan. Teğmen Ubeyd Turan(23)Tokat
    Şehit Kom.Uzm Çvş. Latif Adıgüzel(24)Nevşehir/Acıgöl
    Şehit Kom.Uzm Çvş Muhammet Tufan(35)Eskişehir/çifteler
    Şehit Jan. Ast. Kıd. Çvş. Metin Aydemir(24)Erzurum/Palandöken
    19.08.2015 Siirt/Pervari (mayın)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş Barış Akın (37)Ankara/Keçiören
    Şehit Jan Er Emre Kaan Arlı(23)Kocaeli/Derince
    Şehit Uzm. J. V. Kad. Çvş.Hakan Aktürk(37)Burdur
    Şehit Jan.Er Ömer Erüstün(20)Kahramanmaraş/Afşin
    Şehit Jan.Çvş. Bahadır Aydın(26)Bursa/Osmangazi
    Şehit Jan. Uzm.çvş. Ferdi Gerekli(40)Adana/Ceyhan
    Şehit Jan. Er Halil Barkın(21)Şırnak/Silopi
    Şehit J. Er Recep Beycur(22)Erzurum/Karaçoban
    21.08.2015 Şırnak Beytüşşebap karakola saldırı(çatışma)
    Şehit Jan.Yzb. Ali Alkan(32)Osmaniye
    23.08.2015 Diyarbakır/Kulp (HES) Saldırı (Çatışma)
    Şehit Uzm Onbş Mehmet Kara(24)Kırşehir
    23.08.2015 Mardin/Nusaybin(Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yakup Mete(20)Mardin/Nusaybin
    24.08.2015 Hakkâri/Şemdinli (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Piy.Astsb Üstçavuş Kenan Ceyan(30)Tokat/Zile
    Şehit Piy.Söz.Er Ahmet Bıçakcı(25)Kahramanmaraş/Andırın
    27.08.2015 Diyarbakır/Lice (yol güvenliği çatışma)
    Şehit Uzm Çvş Ökkeş Korkmaz(23)Kahramanmaraş
    28.08.2015 Tunceli Nazimiye(Karakola saldırı, çatışma)
    Şehit Polis Memuru Ali Rıza Güneş(35)Nevşehir/Gülşehir
    29.08.2015 Şanlıurfa hastane önünde(saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Tanju Sakarya (26)Ankara
    Şehit Polis Memuru Fatih Kılbey(45)Hatay
    30.08.2015 Şırnak/Silopi Araca (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yılmaz Dikmen(42)Kırıkkale
    30.08.2015 Diyarbakır - (çatışma) Trafik polis ekibine saldırı
    Şehit Polis Memuru Ahmet Gılıç(38)İzmir/Bergama
    Şehit Polis Memuru İlker Narin(31)Kastamonu/Taşköprü

    01.09.2015 Iğdır/Karakoyunlu (Pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Olgun Kurbanoğlu(45)Kars

    01.09.2015 Batman (Polis aracına Silahlı saldırı)
    Şehit Komiser Burhan Gatfar(38)Elazığ/Baskil
    01.09.2015 Kilis (saldırı Suriye tarafı)
    Şehit Jan.Er Yusuf Beylem(21)Şanlıurfa/Akçakale

    02.09.2015 Hakkari/Şemdinli (Çatışma)
    Şehit Piy.Söz.Er Batıkan Avcı(24)Erzurum/Narman
    03.09.2015 Mardin/Dargeçit (Mayın, patlayıcı)
    Şehit İlçe Emniyet Müdürü İbrahim Halil Aksoy(45)Antalya/Alanya
    Şehit Polis Memuru Ahmet Akalın (22)Konya/Doğanhisar
    Şehit Polis Memuru Hüseyin Baltacı(31)Diyarbakır/Çınar
    Şehit Polis Memuru Akif Hatunoğlu(29)Adana/sarıçam
    03.09.2015 Tunceli (Karakola saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Murat Savaş Kale(30)Adana/Seyhan
    05.09.2015 Şırnak Cizre(Zırhlı araca saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yunus Emre Akbaş(22)Aksaray (01.10.2015 tarihinde şehit olmuştur)
    06.09.2015 Diyarbakır sur (Hendek kapatma saldırı çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Muzaffer Can Ersoy(25)Kayseri/Bünyan
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Turanlı(30)Adana
    06.09.2015 Hakkâri Dağlıca (Mayın, Çatışma)
    Şehit Tabur Kom.Piy. Kurmay Yarbay İlker Çelikcan (39)Antalya/Manavgat
    Şehit Piy. Uzm. Çvş. Tolga Artuğ(24)Manisa/Turgutlu
    Şehit Uzm. Onb. Özgür Yatakdere(22)Manisa/Salihli
    Şehit Piy.Söz. Er Adnan Eergen(25)Muğla/Seydikemer
    Şehit Piy. Söz. Er Uğur Yıldız(28)Antalya
    Şehit Piy. Söz. Er Resul Çoşkun(23)Konya
    Şehit Piy. Söz. Onb. Fatih Duru(27)Ezine/Çanakkale
    Şehit Piy. Söz. Er Cihan Aksarı(27)Düzce
    Şehit Piy. Uzm. Çavuş Tayfur Hancer(25)Ardahan/Göle
    Şehit Top. Uzm. Çvş. Tuğrul Köseoğlu(28)Konya/Ereğli
    Şehit Piy. Er Muharrem Öksüz(20)Konya/Karatay
    Şehit Asts. Kıd. Çvş. Cemre Salih Gözen(25)Mersin/Tarsus
    Şehit Bak. Üstçvş. Okan Taşan(27)Ankara
    Şehit Bak. Uzm. Çvş. Harun Saltalı(29)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Bak. Ast. Çvş. Deniz Göçkün(23)Balıkesir
    Şehit Bak. Ast. Çvş. Mustafa Özdemir(23)Eskişehir/Odunpazarı
    08.09.2015 Iğdır/Aralık (mayın)
    Şehit Başkmoiser Mehmet Parlak(32) Kahramanmaraş/Göksun
    Şehit Polis Memuru Yusuf Yelkenci(27) Zonguldak/Kozlu
    Şehit Polis Memuru Fehmi Şahin(43) Ankara
    Şehit Polis Memuru Ali Koç(27) Ankara/Haymana
    Şehit Polis Memuru Haluk Varlı(36) Van/Gürpınar
    Şehit Polis Memuru Burak Zor(29) Samsun
    Şehit Polis Memuru Yalçın Palıt – Adana/Çukurova
    Şehit Polis Memuru Yaşar Doğançay(30)Bolu/Dörtdivan
    Şehit Polis Memuru Hasan Eser(24)Denizli
    Şehit Polis Memuru İbrahim Derindere(25)Adana
    Şehit Polis Memuru Adem Cankurtaran(30)Yozgat
    Şehit Polis Memuru Bekir Serhat Kaya(22)Kırıkkale
    Şehit Polis Memuru Nebi Gündoğan(28)Kırıkkale/Balışeyh
    08.09.2015 Tunceli (yol kesimi silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Kadir Özkara(54)Adana/Sarıçam
    08.09.2015 Mardin Dargeçit (mayın)
    Şehit Polis Memuru Ercan Hırcın(37)Karabük
    09.09.2015 Tunceli Karakola (saldırı çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Aydın Nazillioğlu(21)Balıkesir
    10.09.2015 Hatay/Reyhanlı (Suriye tarafı saldırı)
    Şehit Piy. Er Gökhan Çakır(21)İzmir/Aliağa
    13.09.2015 Diyarbakır/Silvan(hendek kapatma saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ali Öztürk(25)Diyarbakır/Çermik
    13.09.2015 Şırnak (Patlayıcı, Saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Şahin Altmış(45)Malatya
    Şehit Polis Memuru Soner Yıldırım(24)Trabzon/Tonya
    Şehit Özel harekât Polisi Ahmet Unkun(23) Kahramanmaraş/onikişubat (22.09.2015 tarihinde şehit olmuştur)

    16.09.2015 Hakkari (Mayın)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Tuhal(29)Hatay/Hassa
    Şehit Polis Memuru Serkan Çölkesen(24)Antalya/Konyaaltı
    16.09.2015 Mardin/Nusaybin (Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Çağdaş Arslan(23)Zonguldak/Çaycuma
    Şehit Komiser Yardımcısı Oktay İzgi(40)Kayseri
    Şehit Polis Memuru Sezgin Uludağ(29)Isparta
    21.09.2015 Şırnak/Silopi (Araca saldırı çatışma)
    Şehit Korucu Osman İnal - Şırnak/Silopi
    23.09.2015 Diyarbakır/Silvan (saldırı)
    Şehit Jan.Uzm.Çvş. Mehmet Ali Sarak(25)Osmaniye
    25.09.2015 Şırnak/Beytüşşebap (saldırı çatışma)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş Mehmet Ali Bozkurt(24)Adıyaman/Kahta
    Şehit Jan.Uzm. Çvş. Ali Çakar(23)Adana/Saimbeyli

    26.09.2015 Tunceli kırsalı (çatışma)
    Şehit Binbaşı Tabur Kom. Yavuz Sonat Güzel(39)Ankara
    28.09.2015 Adana/Seyhan (polis aracına saldırı)
    Şehit Polis Memuru Bircan İlhanlı(48)Adana/Kozan
    Şehit Polis Memuru Süleyman Çakır(39)Adana/Ceyhan
    29.09.2015 Batman/kozluk (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Nedim Erbay(47) Manisa/Kula
    29.09.2015 Hakkari/Şemdinli (Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Uzm Cvş İzzet Alper Taşbaş(39) Afyonkarahisar/Dinar
    Şehit Uzm. Onbş. Yunus Arda(24) Erzurum/Aziziye
    01.10.2015 Diyarbakır/Silvan (saldırı)
    Şehit Uzm Çvş Sinan Uçan(31) İzmir/Gaziemir
    Şehit Ast. Tolga Topçuoğlu(26) Malatya
    01.10.2015 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit j. Uzm. Onbş. Hakan Öcalan(26) İstanbu/Pendik
    01.10.2015 Şırnak/Beytüşşebap(Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Uzm. Cvş Hasan Büber(24) Kütahya/Tavşanlı
    05.10.2015 Hatay Amanos dağları Çatışma
    Şehit J.Er Ufuk Demirel(25) Tokat/Turhal
    08.10.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Korucu Cemaledin Yorulmaz(49) Batman/Kozluk (12.10.2015 şehit olmuştur)
    09.10.2015 Diyarbakır/Hani (Yol kesme saldırı)
    Şehit Polis Memuru Salih Eroğlu(30) Ankara/Çubuk
    10.10.2015 Diyarbakır/sur (hendek kapatma saldırı)
    Şehit Polis Memuru Cem Tayfun(23) Mersin/Erdemli
    11.10.2015 Erzurum/Şenkaya (kırsalı çatışma)
    Şehit Jan Uzm Onbş Şükrü Şahin(24) Eskişehir/Odun pazarı
    Şehit Jan Uzm Onbş DOĞAN Akgöbek(24) Hatay/Dörtyol
    12.10.2015 Şırnak Cudi (Kırsalı çatışma)
    Şehit Uzm Çvş. Oğuz İlker Tosun(28) Aksaray/Gülaçaç
    14.10.2015 Van (pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Yusuf Diri(28) Niğde/Altunhisar
    16.10.2015 Şırnak (Hendek Kapatma saldırı çatışma)
    Şehit Özel harekât Polisi Furkan Çelik(23)Sakarya/Akyazı
    17.10.2015 Hakkâri Dağlıca (çatışma)
    Şehit Tabur Kom. Tankçı Yarbay İhsan Ejdar(43)Ankara
    Şehit Üstğ. Ünal Darbogaz(29)İstanbul/Eyüp
    Şehit Jan. Ast. Üstçvş. Turgay Topsakaloğlu(34)Eskişehir/Odun pazarı
    Şehit As.Kd. Cavuş Samet Çakır(28) Trabzon
    18.10.2015 Tunceli/Pülümür (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Jan. Astskıd cvş Mehmet Şimşek(26)Afyonkarahisar/çay
    Şehit Ast. Kıd. Çvş. Onur Sönmez(26)Kayseri
    26.10.2015 Diyarbakır/Kaya pınar (Hücre evi baskını çatışma)
    Şehit Polis Memuru Gökhan Çakıcı(22)Çorum/Dodurga
    Şehit Polis Memuru Sadık Özkan(25)Adana/Saimbeyli
    04.11.2015 Hakkari/Yüksekova (çatışma)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Sadık Aparangil(35)Sinop/Boyabat
    Şehit Piy Uzm.Cvş. Caner Çelik(30)Ardahan/Hanak
    05.11.2015 Diyarbakır/Silvan (Saldırı)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Nemci Çakır(40)Trabzon/of
    05.11.2015 Diyarbakır/Dicle (çatışma)
    Şehit Uzm. Cvş. Beytullah Tercan(30) Malatya/Kuluncak

    05.11.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Kom.Yrd. Enis Kırımlı(26) Ankara(23 Kasım 2015 tarihinde şehit olmuştur)
    07.11.2015 Şırnak/Uludere (mayın)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Uğur Akyer(24) Bartın/kozcağız
    10.11.2015 Hakkâri/Yüksekova (mayın patlayıcı)
    Şehit İstk. Asts. üstcvş. Erdem Ertan(26) Ankara
    Şehit Özel harekât Polisi Mustafa Yavaş(42) Kocaeli/gölcük(01.12.2015 tarihinde şehit olmuştur)

    10.11.2015 Şırnak/Silopi (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Hilmi Bardakçı(41) Adana/Yüreğir
    Şehit Polis Memuru Hasan Aslan(34) Gaziantep
    Şehit Polis Memuru Sabri Altınbaş(33) Düzce/kaynaşlı

    11.11.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Teğmen Altuğ Pek(24) Muğla/Menteşe
    11.11.2015 Diyarbakır/Silvan (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Arif Demir(26) Konya/meram

    13.11.2015 Van/Erciş (çatışma)
    Şehit Jan. Asts. Ahmet Çelik(38) Balıkesir/Burhaniye
    13.11.2015 Diyarbakır/Lice (mayın, patlayıcı)
    Şehit Uzm. Onbş. İbrahim Bağcı(23) Kahramanmaraş/Türkoğlu
    13.11.2015 Diyarbakır/Lice (mayın)
    Şehit Uzm.Çvş. Selim Vural(25) Tekirdağ/Malkara
    23.11.2015 Şanlıurfa/Siverek (saldırı)
    Şehit Polis Memuru Serdar Toprak(31) Malatya/Doğanşehir
    24.11.2015 Şırnak/Cizre (saldırı çatışma)
    Şehit Komiser Umut Tuncay(27) Ankara
    28.11.2015 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Polis Memuru Cengiz Erdur(47) Elazığ
    Şehit Polis Memuru Ahmet Çiftaslan(41) Kahramanmaraş/ Dulkadiroğlu
    30.11.2015 Mardin/Derik (saldırı çatışma)
    Şehit Uzm. Cvş. Sezer Aydemir(24) Elazığ
    02.12.2015 Mardin/Artuklu – (patlayıcı infilak)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş.Ergün Karaca(40) Adana/Kozan

    05.12.2015 Diyarbakır/Sur (kurşunlu cami saldırı)
    Şehit Özel Harekât polisi Mustafa Katırlı(24) Kahramanmaraş/Pazarcık
    05.12.2015 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Uzm.Jan. Halil Karakuşoğlu(39) Gaziantep/Nizip
    Şehit Astsubay M. Burak Demirci(24) Osmaniye/Düziçi
    08.12.2015 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Memuru Mesut Demirkan(38) Çorum
    09.12.2015 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Polis Bomba imha uzm. Haydar Çetin(32) Ankara/sincan
    15.12.2015 Diyarbakır/Silvan (mayın)
    Şehit Özel Hareket Şube müdürü Ahmet Kabukçu(48) Ankara
    Şehit Polis Memuru Mustafa Nohut(47) Kırıkkale
    Şehit Polis Memuru Nuri Yazanel(38) Kayseri
    17.12.2015 Şırnak Cizre (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Atilla Güneş(45) Tokat/Pazar (22 Aralık 2015 tarihinde şehit olmuştur.)
    18.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş. Serkan Has(25) Osmaniye
    19.12.2015 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Jan. Özel Harekat Uzm.Cvş. Yaşar Yeniören(27) İstanbul/maltepe
    20.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Erdoğan Kaya(25) Manisa/Saruhanlı
    Şehit Jan. Ast. kıdcvş. Sıddık Uluocak(46) Sivas/Koyunhisar (24.12.2015 tarihinde şehit olmuştur.)
    21.12.2015 Bitlis (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Samet Pişkin(25) Tokat/Niksar

    21.12.2015 Diyarbakır/Sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş Birkan Gündüz(25) Giresun/Şebinkarahisar
    22.12.2015 Bitlis/Hizan (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Eren Kılıç(25) Ankara
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. İslam Çakar(25) Zonguldak/kilimli
    22.12.2015 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Gökhan Ünaldı(25) Kırşehir/Mucur
    23.12.2015 Diyarbakır/sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Serdar Denizer(27) Manisa/Akhisar

    25.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Ufuk Fesli(23) Adana/Seyhan
    28.12.2015 Şırnak/Cizre (patlayıcı)
    Şehit Piy.Uzm Onbş. Faruk Gezen(25) Balıkesir/Dursunbey
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Kadir Kayveni(26) Erzurum/Aşkale
    Şehit Piy.Er Gürkan Neçatı Yenikapı(21) İzmir
    28.12.2015/Şırnak/Silopi (çatışma)
    Şehit Jan. Ast. Üstcvş. Kenan Yıldız(33) Adana/Yüreğir
    31.12.2015 Şırnak/Cizre saldırı (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Erol Aktürk(43) İzmir

    01.01.2016 Diyarbakır/Sur (patlayıcı infilak)
    Şehit Özel Harekât Polisi Kenan Ardıç(28) Sivas
    Şehit Özel Harekât Polisi Orhan Dilekçi(47) Erzurum/Uzundere

    01.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Asb.Kıd.Cvş. Abdulkadir Öner(27) Adıyaman/Besni
    04.01.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Musa Yüce(32) Kayseri/Bünyan

    04.01.2016 Diyarbakır sur (patlayıcı)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş. Kenan Karabacaklı(29) Aydın/Karacasu
    04.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Nuh Özdemir(26) Ordu/akkuş
    05.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Korucu Mehmet Aygün(53) Diyarbakır/eğil
    06.01.2016 Şırnak /merkez (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Ramazan Emet(28) Afyonkarahisar/Bolvadin
    08.01.2016 Şırnak/Cizre saldırı (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Ümit İnan(23) Kocaeli/Gebze
    08.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş. Tolğa Sağlam(30) Aydın

    10.01.2016 Van/Edremit (hücre evi çatışma)
    Şehit Polis Özel harekât Polisi Önder Ertaş(41) İstanbul/Esenler
    10.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Buhari Ağçelik(28) Malatya/Yazıhan
    10.01.2016 Diyarbakır/sur çatışma
    Şehit Jan.Ast.kıdcvş. Metin Kıldış(29) Hatay/İskenderun
    11.01.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş Nazmi Ayyıldız(25) Diyarbakır/Bağlar
    12.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ayhan Demirel(44) Aksaray/Sarıyahşi
    13.01.2016 Diyarbakır/Çınar (bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Şenol Çiftçi(28) Hatay/Antakya

    15.01.2016 Siirt/Merkez (hücre evi çatışma)
    Şehit özel harekât polisi Yalçın Yamaner(39) Ordu
    16.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Uzm.Cvş. Uğur Şahin(37) Kırşehir/Kaman
    16.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ali Bulduk(35) Adana/kozan
    17.01.2016 Diyarbakır/sur saldırı
    Şehit Jan Uzm.Cvş. Uğur Şahin(29) Adana/Ceyhan
    18.01.2016 Şırnak/idil (zırhlı araca patlayıcı)
    Şehit Özel Harekat Polisi Ersin Yıldırım(24) Gaziantep/Şahinbey

    18.01.2016 Şırnak/idil (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Gültekin Tırpan(26) Amasya
    Şehit Polis Memuru Mahmut Bilgin(23) Ankara/Beypazarı
    Şehit Polis Memuru Mustafa Yaşar(36) Çorum/Ortaköy

    18.01.2016 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ali can Öztürk(25) Karabük

    19.01.2016 Diyarbakır/sur (roketatarlı saldırı)
    Şehit Piy. Uzm. Cvş. Fazlı Altuntaş(36) Sivas/Gemerek
    19.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit özel harekât polisi Ömür Erbay(29) Bayburt
    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Ali Şahin(26) Manisa/Turgutlu

    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı roketatar)
    Şehit Uzm.Cvş Adem Aktaş(25) Kahramanmaraş/Elbistan (30 ocak’ta şehit olmuştur.)
    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş Caner Vural(24) İstanbul/Pendik
    22.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Bayram Özdere(44) Kocaeli/Gölcük
    23.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı çatışma)
    Şehit Üsteğmen Uğur Taşçı(24) İstanbul/Sarıyer

    27.01.2016 Diyarbakır-sur (çatışma)
    Şehit Jan. Yüzbaşı Yiğitcan Çiğa(33) Mersin/mezgitli
    Şehit Piy. Astsubay Üstcvş. Özgür Erdoğan(34) Sivas/Divriği
    Şehit Uzm.Cvş. Osman Ateş(27) Tokat/Pazar
    Şehit Komiser Yrd. Zekeriya Bilgen(43) Balıkesir/susurluk
    Şehit Özel Harekât Polisi Mehmet Bora Tayfur(31) Ankara
    29.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.uzm.Cvş. Yusuf Haldun Uslu(27) Eskişehir/Odunpazarı
    Şehit Uzm.Cvş. Enver Buğur(24) Adana (12.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    29.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Jan. Özel harekât Ast. başcvş. Tamer Meriç(36) Erzincan
    30.01.2016 Şırnak/Merkez (saldırı)
    Şehit korucu Murat Sevim(44) Şırnak

    30.01.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Jan.Özel Harekat Uzm.Cvş Selçuk Paker(25) Ankara
    31.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit jan.astkıd.cvş. Ahmet Semerci(29) Balıkesir/Sındırgı

    31.01.2016 Diyarbakır/Sur – (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Nebi Arslan(24) Konya/Akşehir (04.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    31.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ömer Güney (25) Sivas
    Şehit Özel Harekat Polisi Taner Cinpolat(27) Gaziantep/Şahinbey
    01.02.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Jan.Astsubay kdı.cvş Nusret Atmaca(36) Yozgat/sorgun
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Bekir Şimşek(25) Yozgat
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Sercan Bulak(27) Ankara
    01.02.2016 Diyarbakır/sur – (saldırı, çatışma)
    Şehit Jan.Teğmen Recep Erdoğan (25) Gümüşhane
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Hüseyin Şerbetci(27) Hatay/Antakya
    Şehit Piy Uzm.Cvş. Hasan Talay(27) Balıkesir/Bigadiç(09.02.2016 tarihinde şehit olmuştur.)

    01.02.2016 Şırnak/İdil (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Tayfun Yüce(25) Adana/Ceyhan (09.02.2016 tarihinde şehit olmuştur.)
    03.02.2016 Diyarbakır/sur - (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.cvş Göksal cin(24) Zonguldak

    03.02.2016 Diyarbakır/sur – (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Recep Aslan(28) Mersin
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Büyükpoyraz(53) Ankara

    04.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekat Polisi Uğur Kutku(26) Gaziantep
    05.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel harekât Polisi Kemal Yılmaz(41) Konya (12.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    05.02.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı, çatışma)
    Şehit Asttcvş. Bomba imha uzm. Ünal Bıçakçı(24) Trabzon
    05.02.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Teğmen Şehit Abdulselam Özatak(24) Hakkari
    08.02.2016 Hakkâri/Yüksekova (silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Abdulkadir Oğuz(26) Şanlıurfa

    08.02.2016 Diyarbakır/Sur (Saldırı)
    Şehit Uzm.Cvş. Yetkin Ersan - Hatay/Payas (23.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    09.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Osman Yurt(44) Sivas
    Şehit Piy.Er Vedat Dolançay(21) Van/saray
    09.02.2016 Şırnak/idil (Suriye sınırı çatışma)
    Şehit Piy.Er. Arif Subaşıoğlu(21) Kocaeli/Gölcük
    09.02.2016 Diyarbakır/sur çatışma
    Şehit Dnz. Yüzbaşı Fatih Yaşar(36) Konya/Seydişehir
    09.02.2016 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı, çatışma)
    Şehit özel harekât Polisi Mehmet Güngördü(32) Kayseri/Yeşilhisar
    10.02.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Uzm.jan.Cvş Osman Öz(37) Afyonkarahisar/Evciler
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Yusuf Alsancak(30) Kırıkkale
    Şehit Jan.Uzm.Onbş. Kadir Genç(26) Adana/Seyhan
    17.02.2016 Diyarbakır/Sur (Çatışma)
    Şehit Jan. Astsubay Üstçavuş Seçkin Çil(29) Ankara/Etimesgut
    Şehit Astsubay Mehmet Ali Dinç(23) Malatya
    17.02.2016 Ankara (Bombalı saldırı)
    Şehit Astsubay Hav.Kd. Bçvş. Recep Gülen(45) Amasya
    Şehit Hava Ast.kıd.cvş. Erkan Tümer(44) Uşak/Banaz
    Şehit Astsubay Kd. Bçvş. Ertan Akgül(39) Ankara
    Şehit Ast. Bscvş. Mehmet Kutlu(33) Balıkesir/Bandırma
    Şehit Bscvş. Eren Ördek(35) İzmir/Buca
    Şehit Kıd. Ast. Cüneyt Sertel - Ankara/Haymana
    Şehit Astsubay İbrahim Baran(42) Ankara
    Şehit Astsubay Uğur Fatih Özdemir(36) Erzincan
    Şehit Hav. Asts. Mehmet Koray Pınar(27) Bursa
    Şehit Muh. Asts. Kıd. Çavuş Feyyaz İlhan(25) Bursa/Mudanya
    Şehit Hava Asb.Bşcvş. Mehmet Yener(38) Gaziantep/İslahiye
    Şehit ulaş. Er Ali Öztaş(28) Adana/Çukurova
    18.02.2016 Diyarbakır/Lice (patlayıcı)
    Şehit Jan.Ast.Bşcvş. Halit Zilani Çelik(37) İzmir
    Şehit Jan.Er Kadir Görgülü(21) Adana
    Şehit Jan.Er Recep Bodur(21) Amasya
    Şehit Jan.Er Fatih Yeniay(24) Adana
    Şehit Jan.Er Mustafa Bilgili(21) Amasya/Suluova
    Şehit Jan.Er Mustafa Nerkis(21) Kütahya/Simav
    Şehit Jan.Er Oğuz Arslan(23) Aydın/Söke (21.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    18.02.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Veysi Kakı(26) Mersin/Toroslar
    Şehit Uzm.Cvş. Burak Güneş(23) İstanbul/Pendik
    18.02.2016 Diyarbakır/sur (Silahlı Saldırı)
    Şehit Uzman Çvş. Vedat Öz(24) Manisa (10 Mart 2016 tarihinde şehit olmuştur)
    19.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Mücahit Soydemir(30) Osmaniye
    şehit Özel Harekât Polisi Ömer Faruk Sayıl(27) Kahramanmaraş/Dulkadiroğlu
    Şehit Uzm. Çavuş Sercan Yılmaz(25) Adana
    Şehit Uzm.Onbş. Osman Kaya(24) Van/Erciş
    19.02.2016 Diyarbakır/Sur – (Bina, Patlayıcı)
    Şehit Asb. Kd.Çvş. Doğukan Tazegül(24) Ankara
    Şehit J.Asb. Üçvş. Hüseyin Gümüş(32) Ordu
    Şehit P.Ütğm. Enes Demir(26) Ankara
    21.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit, J.Uzman Çavuş Serdar Akın(31) Muş/Varto
    Şehit Uzm Çvş Coşkun Karabulut(26) Konya/Akşehir
    21.02.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Uzm Çvş Mustafa can Kalfe(23) Kahramanmaraş/Afşin
    23.02.2016 Diyarbakır/Sur (Çatışma)
    Şehit Uzm.cvş. Selçuk Dost(29) Adıyaman/Besni
    24.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş. Osman Kablan(41) Kırıkkale
    Şehit Jan. Uzm.Cvş.Mustafa Hakan Kaçar(26) Afyonkarahisar/Hocalar
    25.02.2016 Diyarbakır/sur (silahlı saldırı)
    Şehit Piy. Astsubay Üstçavuş Burhan Kaplan(31) Kayseri/Melikgazi
    25.02.2016 Şırnak/Merkez (silahlı saldırı)
    Şehit Jan.Asb.Ömer Koca(27) Mersin/Akdeniz
    28.02.2016 Mardin/Nusaybin (roketatar saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Çetin(25) Konya/Ilgın
    29.02.2016 Diyarbakır/Sur (Silahlı saldırı)
    Şehit Ast.kd. cvş. Can Çalışkan(25) Ankara/Polatlı
    02.03.2016 Mardin/Dargeçit (çatışma)
    Şehit Üsteğmen Emrah Şahin(38) Mersin/Akdeniz
    Şehit jan.Uzm.Onş. Muhammet Karadal(22) Gaziantep
    Şehit astsubay çavuş Abdil kadir Çelik(34) Manisa/Gördes

    03.03.2016/ Diyarbakır/sur (Çatışma)
    Şehit Uzman Çavuş Fatih Efiloğlu(25) Ordu/Ünye
    04.03.2016 Mardin/Nusaybin (Bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ercan Günay(45) Adana/Kozan
    Şehit Polis Memuru Murat Dündar(35) Diyarbakır/Çüngüş
    04.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Jan. üsteğmen Mehmet Çiftçi(28) Ankara/Ayaş
    Şehit Jan. Uzman Çvş. Musa Yılmaz(26) Elazığ
    06.03.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Astsubay Üstcvş. Mehmet Uygun(28) Ankara
    07.03.2016 Diyarbakır/Sur (silahlı saldırı)
    Şehit Uzman Çavuş İbrahim Tetik(27) Kütahya
    Şehit Uzman Çavuş Gürsel Demir(27) Eskişehir
    08.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Polis Özel Hareket Polisi Hakan Yılmaz(38) – Karaman
    08.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Muzaffer Tufaner(43) Yozgat/Yerköy
    13.03 2016 Ankara (bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Nevzat Alagöz(42) Iğdır
    15.0.3.2016 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Kazım Esmer(44) Antalya
    15.03.2016 Diyarbakır/Bağlar (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Ebubekir Durmuş(25) Adana/Yüreğir

    18.03.2016 Mardin Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Cebrail Aksöz(25) İzmir
    19.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzman Cvş. Bilal Kurtoğlu(37) Hatay-Reyhanlı
    Şehit Polis Özel hareket Oğuzhan Günaydın(25)(Malatya)
    Şehit Uzman Çavuş Süleyman İyikul(32)(Diyarbakır)
    20.03.2016 - Şırnak/Merkez
    Şehit J. Uzm. cvş. Cemil Turan - Bursa –Karacabey
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Emre Beker(28)(Çorum)
    Şehit Kom.yrd. Özel harekât polisi Ayhan Kıymacı(40) Hatay
    20.03.2016 Hakkâri Yüksekova (çatışma)
    Şehit Piy. Üsteğmen Erdem Keskin(36) Gümüşhane/Kelkit (28.03.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    21.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Özel Harekât Polisi Gökhan Osman Karaduman(Yozgat)- Ankara
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Gökhan Bayraktar(23)(İzmir)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Hidayet Altmış(37)(Hatay)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Emre Tunca(25)(Ankara)
    Şehit Jan. Astsubay Kıdemli Üstçavuş Halit Halal(30)(Hatay)
    22.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çavuş Raşit Atçı(28)(Kahramanmaraş)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Muammer Faruk Salgar()(Elazığ)
    Şehit özel harekat polisi Yasin Boran(23) Ankara
    Şehit Özel Harekât Polisi Murat Yatarkalkmaz(Çorum)-Ankara
    Şehit kom.yrd.Kubilay ER(Ankara)
    24.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çvş. yıldırım Oflaz (Bolu)
    Şehit Uzman cvş. Ulaş Açıkgöz(28) Çanakkale
    Şehit Jan. Astsubay Başçavuş Gökhan Bakır(37) Balıkesir
    Şehit Özel Hareket Polisi Osman Belkaya(23)(Yozgat)
    Şehit Özel Hareket Polisi Cemil Koç-İzmir-Gaziemir
    24.03.2016 Diyarbakır, Lice’de Karakola Bomba yüklü saldırı
    Şehit Jan. Astsubay Üstçavuş Halil Türkoğlu(28) Bayburt
    Şehit Jan. Astsubay Çavuş Mustafa Gökçeli(Kahramanmaraş-Andırın
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Sabri Acem(26) – Mersin-Tarsus
    25.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Jan. Uzman Çavuş Mustafa Şahin/Niğde
    Şehit GKK Abdullah Fidan(41) Şırnak
    Şehit Özel Hareket Polisi Emre Fıstıkeken(24)(Nevşehir)
    26.03.2016 Kuzey ırak Gedu Üs Bölgesi
    Şehit Topçu Üsteğmen İsmail cazgır(28) İzmir
    27.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Polis özel Harekât Coşkun Nazilli (Antalya)
    Şehit Uzm. Cvş. Vedat Aykut(28) Diyarbakır
    Şehit Jan. Yüzbaşı Halil Özdemir (Mersin)Tarsus
    Şehit Jan. Uzm. Çvş. İbrahim Etiz (Osmaniye)
    28.03.2016 Şırnak
    Şehit özel harekât polisi volkan çay(Adana) sarıçam
    31.03.2016 Hakkâri Yüksekova
    Şehit Özel Harekât İdris Bolat(23)(Amasya)
    31.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çavuş Gökhan Alıcı(Gaziantep)
    Şehit Uzm. çavuş Emre Sarıtaş - Trabzon/Maçka
    31.03.2016 Diyarbakır
    Şehit Polis Memuru Alper zor(Ankara)
    Şehit Polis Memuru Necdet Alıcı(Mersin)
    Şehit Polis Memuru Fatih Mehmet ERTUĞRUL(Osmaniye)
    Şehit Polis Memuru Mustafa Yiğitalp(Yozgat)
    Şehit Polis Memuru Serkan Talan(Hatay)
    Şehit Polis Memuru Mustafa Karakaya 27 (Erzurum) ispir
    Şehit Polis Memuru İlyas Kaygusuz(Bursa)
    02.04.2016 Şırnak Merkez
    Şehit Jandarma Uzm. Çavuş Sami Saygı(38)(Çorum)
    02.04.2016 Hakkâri Yüksekova
    Şehit Özel Harekât Komiser Yardımcısı Mustafa Sezgin(40)(Kayseri)
    02.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Jan. Astsubay çavuş Atilla Kaya Balıkesir
    Şehit Uzm. çavuş Bekir Kelleci(25)Giresun -Eynesil
    Şehit Jandarma Uzm. cvş. Aycan Özdil(22) Balıkesir - Edremit
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Mehmet Polat(26) Kayseri
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş İbrahim Akdemir- Diyarbakır
    Şehit Özel Harekât Polisi İsrafil Kargı(25)Kahramanmaraş-elbistan
    04.04.2016 Mardin Nusaybin silahlı saldırı
    Şehit Piy. Kur. Binbaşı Turgay Çelik() 39 kayseri
    Şehit Asts. üst çavuş Selçuk Karabakla(34) Nevşehir/Derinkuyu
    04.04.2016 Mardin Nusaybin (saldırı)
    Şehit G.K.K Adnan Durak(45)
    05.04.2016 Şırnak Silopi
    Şehit Özel harekât polisi Yaşar Yavaş(43) Rize/Pazar

    Diyarbakır-Bismil (silahlı saldırı)
    Şehit Uzm.J.I Kad.Çvş. Muhammed Said ÇELİK
    06.04.2016 Bitlis
    Şehit G.K.K Rıfat Kaya Bitlis
    07.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Piy. Binbaşı Ahmet Karaman (İstanbul)-pendik
    Şehit Emniyet Amiri Doğan Sakarya(45) Manisa- Salihli
    Şehit Bomba İmha uzmanı polisi Salih Taç(Malatya)
    Şehit Özel Harekât Polisi Erkan Başpehlivan
    Şehit Emniyet Amiri Zafer Kurt(Yozgat) Ankara
    09.04.2016 Mardin Nusaybin (Silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Serkan Yılmaz(25) Kahramanmaraş (10.04.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    Şehit Uzm.Cvş.Mustafa Kahraman(Çorum) Sungurlu (12.04.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    09.04.2016 Mardin Derik (Bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ahmet Benli( Hatay)
    11.04.2016 Diyarbakır/Hani (bomba yüklü araçlı saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Çvş.Halis Uysal(Mersin) Anamur
    Şehit Jan. Uzm. Onb. Sezgin Burak Cantürk(Giresun)
    12.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Piyade Astsubay Üstçavuş Tevfik Ayhan Gençleşen(Sivas)
    Şehit uzm.cvş Kadir Demiryürek(Adana) İmamoğlu
    12.04.2016 Şırnak
    Şehit uzman çavuş Cihangir Can(Mersin)
    UNUTMADIK—UNUTMAYACAGIZ
    Ruhunuz Şad, Mekânlarınız cennet olsun
  • NAMAZDA CEMAATiN FAZİLETi NERDEN GELiYOR?

    1- Namazi cemaatle kilma niyetiyle müezzine icabet etmek.
    2- Vaktin evvelinde, erkenden gitmek.
    3- Sukunetle mescide yürümek.
    4- Mescide dua ederek girmek.
    5- Girince tahiyyetü'l-mescid namazi kilmak (Hanefilerde sünnetler
    bunun yerini tutar).
    6- Cemaati beklemek.
    7- Meleklerin, musalli icin rahmet dualari ve istigfarlari,
    8- Meleklerin musalli lehine şehadetleri.
    9- ikamete icabet.
    10- ikamet sirasında kaçtıgı içın şeytandan selamette kalmak.
    11- imamin iftitah tekbirini bekleyerek durmak veya imami hangi
    halde bulduysa hemen dahil olmak.
    12- imamin ifitah tekbirine yetişmek.
    13- Safarin duzeltilip, aradaki açikliklarin giderilmesi.
    14- imam semi'allahu li-men hamideh deyince ona (Rabbena ve
    leke'l-hamd diyerek) cevap vermek.
    15- Umumiyetle sehivden emniyette kalmak ve hata halinde imamin,
    tesbih veya açma (feth) yoluyla uyarilmasi.
    16- Munferid kilanı meşgul eden birçok şeyden uzak kalarak huşuya
    kavusma.
    17-Daha düzgun bir kiyafette olmak.
    18- Meleklerin kanatlariyla kuşatmasi.
    19- Kiraatin guzelleşmesi ve namazin erkan ve adabinin ogrenilmesi
    antrenmanı. (Cemaate gitmekle bunlar hasil olur.)
    20- islam'in muhim bir şiarini izhar etmek.
    21- ibadet için toplanmaya şeytan burnunun surtulmesi, kulluga

    boyun egme, tembelin gayrete gelmesi vardir.
    22- Munafıklara has bir sıfattan ve "namazi terketti" şeklinde,
    hakkinda duşulecek bir suizandan selamet bulmak (uzakta kalmak).
    23- imamin selamina mukabele.
    24- Zikir ve dua için teşkil edilen cemaatten ve kamillerin bereketinin
    nakislara sirayetinden istifade.
    25- Komşular arasinda ulfet ve kaynaşma nizaminı kurulmasi ve
    namaz vakitlerinde dayanısma husulu."
    Bu yirmibeş hasletten her biri hakkında hadislerde ya bir emir, ya
    bir teşvik gelmiştir. Geriye kalan iki haslet de cehri namazlarla ilgilidir.
    "1- imam okurken susup dinlemek.
    2- imam (Fatiha'yi okuyup vela'd-Dallin deyince meleklerin "amin"
    ine tevafuk etmek maksadiyla amin demektir. Böylece, yirmiyedinin cehri
    namazla ilgili oldugu goruşü tereccuh eder (ustünlük kazanır)."
  • DİNDE VAR OLDUĞU ZANNEDİLEN ama KUR'AN'DA olmayan birtakım YOKLAR..
    1- Onun Bunun Şefaati yok..
    2- Mehdi yok..
    3- Kabir azabı yok..
    4- Miracda Oldu diye anlatılan O Safsatalar yok..
    5- Alın yazısı ve kadercilik yok..(Kader demedim)
    6- Recm adı altnda Ölüm cezası yok..
    7- Namaz kılmayan mürteddir yok...
    8- Mezhepler yok..
    9- Altın/İpek erkeğe haramdır, yok..
    10- Bir şeyhe veya tarikata bağlanma yok..
    11- Kıyamet alametleri yok..
    12- Erkek/Kadın sünnet olma yok..
    13- Hayızlı/lohusa kadınlara ibadet yasağı yok..
    14- Kuran’ı anlamadan Sadece sevap düşüncesiyle ve Sadece Arapçasından okumak yok..
    15- Ölüye Kur'an okumak yok..(Yasin 36/70)
    16- Erkeğin üstünlüğü, kadının erkeğe itaati yok..
    17- Evliya (Allah dostu adı altında), keramet sahibi yok..
    18- Mevlid diye bir şiiri Din diye satmak yok..
    19- Anlamını dahi bilmediğiniz Salavat diye bir Hikaye yok..
    20- Sünnet Namazları yok..
    21- Arapça dua etme ve Arapça namaz kılma zorunluluğu yok..
    22- Muska/Büyü/Nazarlık yok..
    23- Cuma namazı sadece erkeğe farzdır yok..
    24- Cariyelik yok..
    25- Kadının uğursuzluğu, cenazeden uzak tutulması yok..
    26- Para/maaş ile namaz kıldırmak yok..
    27- Haremlik/Selamlık şartı yok..
    28- Kadının sesi haramdır yok..
    29- Kutsal günler adı altında 1 Gecelik Günah çıkarma Ayinleri olan Kandiller yok..
    30- Cincilere Okuyup üfletmek yok..
    31- Kur'an'daki Namahrem ölçüsü haricindeki diğer uydurmalar yok..
    32- Sırat Köprüsü yok..
    33- Kuran’dan başka dinin kaynağı yok..
    34- Kadını dövme yetkisi yok..
    35- Dua ederken el açma zorunluluğu yok.
    36- Teravih namazı yok..
    37- Sağ el/ayak şartı yok..
    38- Hac’da sadece hayvan kurban etme şartı yok..
    39- Boşanma yetkisinin yalnızca erkeğe ait olması yok..
    40- Ölüye telkin ve ıskat yok..
    41- Takva kıyafeti (sakal, cübbe, sarık vs.) yok..(Hz Peygamberi öldürmeye çalışanlarda Sakallı Sarıklıydı)
    42- Sorgulamadan Herhangi bir fikre tabii olmak yok..
    43- 32 farz ile sınırlandırılmış Bir Liste yok..
    44- Kuranda 6666 ayet yok..
    45-Çocuk yaşta evlilik yok...
    46-Namus/zinada kadın erkek farkı yok...
    47- Keffaret adı altında 61 gün oruç tutma cezası yok..
    48- Türbede dilek dilemek yok..(5/90)
    49-Tasavvuf adı altında Fırka Fırka bölünmelere yol açan oluşumların İslamda yeri yok..
    50- ettehiyyetü duası yok
    51-Kuran anlaşılması zor bir kitaptır diye uydurma sözlere inanmak yok..

    Kim KUR'AN tek başına Anlaşılmaz derse onun başka bir Günah işemesine gerek yok..Bu Sözü söyleyene bu Günah yeter..

    ALLAH, Hurafelerden uzak Resullahın tebliğ ettiği halis KUR'AN Dinine dönmemizi nasip etsin inşallah..
  • Kor ateşi tutanlar.
    Ahir zaman da dinine sahip çıkmak kor ateşi elde tutmak kadar zordur)
    36 nasihatle mutlu ve gönlün ferah olarak yaşarsın.
    1) Güne sabah namazı ve sabah zikirleri ile başla. Allah'a tevekkül et ki kalb ferahlığı, kolaylık ve kurtuluş seni alsın.
    2) İstiğfara devam et. Çünkü o bütün günahları siler ve rızkı getirir.
    3) Duayı kesme çünkü o kurtuluş ipidir.
    4) Unutma! Konuşmalarını melekler kaydediyor.
    5) Hayra yor. Her ne kadar fırtınanın merkezinde bile olsan.
    6) Parmakların güzelliği tesbihleri saymakladır
    7) Dertler sana yöneldiğinde kederlerin çoğaldığında 'La İlahe illallah' de
    8) Mal ile fakirin duasını miskinin sevgisini satın al
    9) Huşu ve korku dolu bir secde altın yerden daha faziletlidir
    10) Kelimeyi konuşmadan önce düşün! Çünkü bazı kelimeler katildir.
    11) Mazlumun davetine, mahrumun göz yaşına dikkat et.
    12) Kitapları, gazeteleri ve dergileri okumadan önce Kur'an'ı oku.
    13) Ailenin istikamet üzere olmasına sebep ol.
    14) İbadet için nefsinle Cihad et. Muhakkak ki nefis kötülüğü emreder.
    15) Anne babanın avuç içini öp. Rızaya ulaşırsın.
    16) Senin eski elbiselerin fakirin katında yenidir.
    17) Kızma, nefret etme.  Allah'ın ulaşmayı emrettiği şeyi kesme. Hayat düşündüğünden daha kısa.
    18) Güçlülerin en güçlüsü ve zenginlerin en zengini seninledir. O muhakkak ki Allah c.c dur.  Güven ve müjdele
    19) Cevap kapısını (dua) günahla kapatma
    20) Sabır ve namaz: dertlere, musibetlere ve sorumluluklarına yardım edenlerin en hayırlısıdır.
    21) Su-i Zandan kaçın ki rahat edesin huzur bulasın
    22) Bütün dertlerin sebebi Allah'tan yüz çevirmektendir. Ona yönel.
    23) Senle beraber kabre girecek bir namaz kıl
    24) Birinin gıybet ettiğini duyarsan ona Allah'tan korkmasını söyle
    25) Mülk süresini okumaya devam etmen seni kurtarır.
    26) Mahrum o dur ki korku ve gözü yaşlı namaz kılmaktan mahrum olandır.
    27) Günahtan cahil olan insanların peşinden gitme
    28) Muhabbetin Allah ve Rasulüne olsun. İnsanlara güzel ahlak ile muamele et
    29) Seni gıybet edenlere musamaha göster.  Muhakkak o seni güzelliğe ulaştırmıştır.
    30) Namaz, zikir ve Kuran tilaveti senin yüzünde nur,  kalbinde inşirah ve amellerine muvaffak olmanı sağlar.
    31) kim ateşin hararetini hatırlarsa günahların sebeplerine de sabr eder.
    32) Gece sürekli değildir. Dertler geçer. Sıkıntılar  bir çıkışa, Zorluklar rahatlığa çevrilir.
    33) o şöyle dedi bu böyle dedi kelimelerini terket. Dağ gibi sorumlulukların varken.
    34) Huşu ile namaz kıl seni bekleyen  işin namazdan önemli değildir.
    35) Mushafı baş üstünde tut. Bir tek ayet okuman  dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.
    36) Hayat güzeldir ondan daha güzeli senin iman üzere olmandır.
    Ölen kişi neden sadaka için geri döndürülmeyi ister . Ayeti Kerimede buyrulduğu gibi 'Rabbim, beni yakin bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydim'. Ölü: 'ben umre yapayım, namaz kılayım veya oruç tutayım' demedi de sadaka için izin istedi.
    İlim ehli bu durumu şöyle izah etmiştir : ölü kimsenin sadaka için izin istemesi öldükten sonra sadakanın ne derece mühim olduğunu görmesinden dolayıdır... Sadakayı çoğaltan bir kimse kıyamette sadakasının gölgesinde gölgelenir. (günün dehşetinden onu korur)

    Şu an yapacağın mühim sadaka bu risaleyi sadaka niyetiyle yaymandır. Çünkü kim burdaki bir madde ile amel ederse ve insanlara nasihat ederse seninde bu hayırdan payın vardır.
    Bunu kafanda beyninde saklama umulur ki bilinçli yönelen bir kalbe ulaştırırsın.