Gözlerimi açmadan,”Aral,” diye fısıldadım boğuk bir sesle.Burnum akıyordu.
“Efendim Lina.”
“İyi ki varsın bence sen.”
“Sen de iyi ki varsın cennet çiçeği.”
“Peki ya yanılıyorsan?Ya sandığın kadar merhametli değilsem?Birini öldürdüğümü söylesem bana inanır mıydın Nos?”
“İnanırdım ve benim için Eira olmaya devam ederdin.Monterili Eira.Yön duygusu şaşırtıcı derecede iyi.Gece gökyüzü renginin asıl sahibi,beni korumak için bir canavarla savaşacak,canını riske atacak kadar yürekli ve biraz daha dinlenebileyim diye nöbet sıramın gelip gelmediği konusunda yalan söyleyecek kadar merhametli.Mükemmel bir oyuncu,idare eder bir ressam olan Eira.Sevmediğim bir özelliğin yok.”
-Sana kütüphanenin yakınındaki o arka sokakta,”Gidecek misin?” diye sorduğum günü hatırlıyor musun?
-Elbette hatırlıyorum.
-Kalbimin atışının sesini duymadığın için ne kadar şükrettim,biliyor musun?Çünkü duysaydın bana acırdın.
Sayfa 290 - Guardian Yayınları,Eira ve Nos·Kitabı okudu
Yarın bir başka macera,bir başka tehlike,bir başka uzun yol bizi bekliyordu.
“Yol sizden yana olsun.” Buradaki herkes hep bunu söylemiyor muydu?
Umarım yol,bu sefer bizden yana olurdu.
“Görmüyorsun değil mi?”
“Neyi görmüyorum Zaina?”
“Sana nasıl baktığını.Sana nasıl baktığını görmediğini mi söylüyorsun gerçekten?”
“Nos bana doğru düzgün bakmıyor bile,baktığında da sana,Marlo’ya ya da ağaçlara nasıl bakıyorsa öyle bakıyor.”
“Nos sana bakmıyor değil,çoğunlukla sana bakmamak için uğraşıyor.Sürekli seni izlememek için çaba gösteriyor.Bunu anlayabilecek kadar iyi tanıyorum onu,inan bana.”
~
“Sana baktığındaysa,gözleri parlıyor.Hem de her seferinde.Ve şunu bilmelisin,onun gözleri birer çukur gibidir.Onunla konuşurken gözlerine baktığında içinde kendi yansımanı bile göremezsin.Çünkü bakışları bulduğu her şeyi yutar,ışığı bile.Bu yüzden çoğu zaman parlamaz.”