"Bir insanın canı çok yandığı zaman deli olmak ister. Canın ne kadar, nasıl yandığını görmek için ruh sağlığını bozmak ister. Canını yakanın canını yakmak için kafayı yemek ister. Sen beni deli farz et. Sen beni ölü farz et. Sen beni geçmişin vebali farz et sen beni bu dünyada göreceğin son kişi farz et."
Kulaçlar atıyordum benliğimden uzaklaşmak için. Ne kadar dirensem de ruh halimi diriltmek için attığım her kulaç sonrası daha bir dalıyordum içime. Titreyerek duygularımın esiri olmuştum. Canımın yanışlarını artık bir kenara bırakıp benliğimle birlikte yanan canları düşünüyordum. Geçmişim beni ne çok ben olmaktan uzaklaştırmış. Ben ne çok acımasız olmuştum her şeye. Affet beni geçmişim, affet beni oğlum, affet beni sevgili eşim.
Vakit anlamsızdı gerçi benim dünyamda. Onlar dışarıdaki mahkumlar için önemliydi. Benim özgürlüğüm de saatin önemi yoktu. Başkaları için yok sayılan ama benim için kocaman olan o dünyada. Varlığına sadece benim inandığım başka hiç kimsenin inanmadığı tek yer orası.