Uzun İhsan Efendi abi, madem düşlerinle dizayn ediyorsun cümle olayı ya da insanı Bünyamin’e neden o kadar gaddar davrandın. Onunla ilgili biraz daha yumuşak düşünseydin iyiydi.
Garibanı yüzünden ettiğin yetmedi bir de Aglaya’ya hasret bıraktın.
Yıllar önce Dönüşüm’deki o yumuşak inişten(!) sonra bu romanın bana yaşattığı hissiyat; insanın kendisini havasız, basık ve sıcak bir odaya kapatmasıyla aynı.Üstelik nefes almak için bir pencere arama çabalarınız da nafile bir uğraştan fazlası değil, pencereler ya ulaşamayacağınız kadar yüksekte, ya da yorucu bir dekor içinde kaybolup gitmekte.
Toplumun ona ayırdığı tüm rolleri layıkıyla yerine getiren müşfik karakterimiz Josep K. otuzuncu yaşını onu hayli şaşırtan tatsız bir sürprizle karşılar; Tutuklanmıştır! Yalnız ortada ne bir iddianame vardır, ne de bir mahkeme.İdrak sınırlarını zorlayan bu haberi ona bir sabah ‘bunaltıcı düşlerden uyandığında’ odasında gördüğü pejmürde kılıklı iki yabancı verir.Josep için hazırlanan kahvaltıyı yemekte bir beis görmeyen bu arsız ikili onun haklı merakını gidermek adına sordukları tüm soruları cevapsız bırakırlar.Gerçeklik algısı alt üst olan Josep K. düşünmeden edemez; Huzur ve barışın hüküm sürdüğü bir hukuk devletinde bunlar nasıl yaşanır?
Baskın, sevgisiz bir baba ile pasif bir annenin büyüttüğü özgüvensiz bir çocuk Kafka.(Ana karakter Josep K.’nın Kafka olduğu bana kalırsa kuşku götürmez bir gerçek.) Prag doğumlu bir Yahudi olması, onu yaşadığı toplumda ‘ötekinin de ötekisi’ olduğu bir dışlanmışlıkla kuşatacak, içinden atamadığı bu yabancılık hissi eserlerine yön veren başlıca unsur olacaktır.İçinde asla duyamadığı o aidiyet hissi, varoluşsal korkuyla birleştiğinde kaleminden çıkan her öykü, ölümünden sonra tüm Avrupa’ya cehennemi yaşatacak faşizmin kehaneti olacaktır.Öyle ya, kendini tutuklama haberini veren nöbetçilere bunun sebebini sorduğunda, aslında onların da bu durumdan haberdar olmadıklarını anlar.Onlar sadece vazifelerini yerine getiren devlet memurlarıdır. #153385565 Bu cevap bana