Hayatım boyunca partilere gitmeme rağmen, bu gece kendimi dışlanmış biri gibi hissediyor olmam çok tuhaftı. Sanki bu büyük ve kalabalık dünyada olmamam gerekiyormuş gibiydi. Kendimi yetersiz hissetmekle ilgili bir şey değildi bu. Sadece birdenbire olmam gereken yer kendi yanımmış gibi geldi. Ya da belki tek bir özel kişinin yanı.
O pahalı mücevherleri ve elbiseleri olmasa, hepsi masum ve coşkulu birer çocuk gibiydi. Belki de para iyi harcandığında, onu kazanmak için insanda yarattığı tüm yorgunluk bir ya da iki saat için yok olabiliyordu.
Bir anda müzik kesildi ve oda simsiyah oldu. Tonozlu tavandan aşağı balonlar inmeye başladı. Hayır, balon değil baloncuklar. Garip bir malzemeden üflenmiş olan bu mükemmel küreler dönerken inci gibi parlıyordu. Birine dokunmak için uzandım ve parmağım baloncuğa değer değmez yanardöner küre patladı ve içinden bir toz çıktı. Elimde olmadan tozu solmuştum. Ne olduğunu bilmiyordum ama çevremdekiler coşkuyla baloncukları patlatıp ağızlarını açıyor ve büyük bir açgözlülükle bu tozu içlerine çekmeye çalışıyordu. Bir anda sakinleştim, sanki sıkıntılarımdan kurtulmuş gibiydim…
Son yirmi yıldaki tüm servetlerini kirli işler ve karaborsa ile edinmiş olmaları kimin umurundaydı? Bu büyük bir servetti ve yasal hale getirilmişti nasılsa. Küçük suçlular hapse girerdi, devasa suçlularsa içsel halkalara gelir ve orada yaşamaya başlardı. Özellikle de tüm o paralarını belli bir tarzda harcamayı biliyorlarsa.