" Demek ki bu hayatta mucizeler mümkündü. Yüzüne mutlu bir gülümseme yayıldı.
Allah'ın artık kendisini sevdiğini düşündü. Kurban olduğu Allah artık onu; kız olarak doğduğundan beri aşağılanan,
hakaret gören, kirlenmiş, aciz kulunu sevmeye başlamıştı.
MERYEM'İN İÇİ MİNNETLE VE HİÇBİR ÖZEL NEDENE İHTİYAÇ DUYMAYAN BİR MUTLULUK HİSSİYLE DOLDU..."
[ " Profesör, "Peki savaşlar, kırımlar da mı oyun sizce?" diye soruyordu.
"Evet, hepsi bir oyun!"
"Kitle katliamları, dünya savaşları, atom!"
-"Kozmos açısından bakarsanız tabii ki bir oyun; çocuk oyunu. Hatta o bile değil.Geçenlerde Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getiren Kardak Krizi'ni hatırlayın mesela. Eğer işe iki tarafın orduları açısından bakarsanız savaş mantıklı geliyor ama bir de o ıssız adada yaşamakta olan keçilerin açısından bakın. Gümbürdeyen hücumbotları denize salınan mazotlarla binlerce yıllık sükuneti bozan adamlar geliyor. Ellerindeki mavi bezi oraya dikip gidiyorlar.Sonra yine gümbürtülü motorlarla başka adamlar geliyor, onlar da mavi bezi söküp yerine kırmızı bez dikip gidiyorlar.
Bütün bunlar bir oyun değil de ne? İnsanlar memeli hayvan türüne giriyor ama kendilerini başka bir sey yapmaya çalışıyorlar. Oysa hiçbir hayvan biyolojik kurallarının dışında
yaşayamaz. Eşek eşek gibi yaşamalı, kaplan kaplan gibi, yılan yılan gibi, insan da insan gibi. Ama insanoğlu kendisinde
başka güçler vehmediyor. Değişmeye, baska bir şey olmaya, doğasını zorlamaya çalışıyor, işte mutsuzluğun ve savaşların kaynağı bu.
KISACASI AZİZİM ,İNSAN İNSAN OLARAK YAŞAMALI, EŞEK EŞEK OLARAK. " ]
"Özgür bir adamdı artık o; hiçbir kurala bağlı değildi, insanlar için konan bütün kurallardan istifa etmiş, tek başına kalmayı ve kendi metanoyasını aramayı seçmişti . İçten içe başardığı işle gururlanıyordu . Herkesin aklından geçirip de kimsenin yapamadığı bir şeydi bu ama kendisi özgürdü artık; tepesinde uçan ve masadan bir şey kapmaya çalışan martı kadar özgür. Ege Denizi'nin ortasında tek başına, bilinmezlerle dolu hayatının getireceği maceralara kadeh kaldırıyordu. Yine kitap kurdu yanı depreşti ve elindeki kadehe bakarak, "Ey şişelenmiş şiir!"dedi. Baudelaire'e de bir selam yollamıştı. SONUNDA KADERİNİ DEĞİŞTİRMİŞTİ İŞTE..."
"Büyükler ,alçağa öğretmeyin buyurmuşlar,çünkü alçak senden dostluk görse de sana düşman olurmuş.Kurt yavrusu insanın yanında da büyüse sonunda kurt olur.Sen bunca bildiğinle hikmeti ziyan etmedesin.HİKMET, LAYIK OLMAYANA VERİLİRSE HİKMETE ZULMEDİLMİŞ SAYILIR..."