Ama, ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat, ne zaman gün göreceğiz? Nutuklardaki sözlere göre her şey yakında düzelecek, çok iyi olacakmış. Hadi ben yanılıyorum diyelim, dilerim ki yanılmış olayım. Ama biliyorum ki başkaları da benim gibi düşünüyor, bunu da biliyorum ve bunda yanılmıyorum."
Şimdi Tanabay, başını kaldırmadan, gözü kapalı olarak dinliyordu onu. Gözü kapalı ama her şeyi görerek: Yıllar yılı sıcak demeden, soğuk demeden her işte çalışıp yıpranmış ellerini, ağarmış saçlarını, boynundaki, ağzının kenarındaki, gözlerinin çevresindeki kırışıkları... Sonra o kırışıklar arasında kaybolup giden gençliğini, genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı, kendi gençliğini, birlikte gezip tozdukları o güzel günleri... Her şey, her şey gözlerinin önündeydi.