"Siddhartha," dedi, "niçin bekliyorsun?"
"Niçin olduğunu biliyorsun."
"Hep böyle durup bekleyecek misin sabah olana kadar, öğle olana kadar, akşam olana kadar?"
"Hep böyle durup bekleyeceğim." "Yorulacaksın, Siddhartha."
"Yorulacağım."
"Uyuyakalacaksın, Siddhartha."
"Uyumayacağım."
"Öleceksin, Siddhartha."
"Öleceğim."
Atman kendi içinde değil miydi onun, o gerçek, o ilk pınar akmıyor muydu?
Onu bulmak gerekiyor, kendi Ben'inde bu asıl pınarı bulmak, onu bulup özümlemek gerekiyordu!
Başka türlüsü aramaktı yalnız, dolambaçlı yoldu, yolunu şaşırmaktı.