Bir gün insanın İslâm'ı tanımasına engel olan küfür perdelerinin yırtılması, İslâm'ın; emperyalizmin merceğinden aksettirildiği şekliyle değil Cenâb-ı Allah'ın elçilerine vahyettiği şekliyle tanınması ve yaşanması sömürünün sonu olacaktır.
Kominizmin de, faşizmin de, nasyonalizmin de, emperyalizmin de, kapitalizmin de, kısacası kul aklından çıkma ne kadar izm'le biten uyduruk görüş varsa hepsinin köküne kibrit suyu dökmek için Müslüman olmak yeterlidir.
Oysa, tarih boyunca dönem dönem, bunalıma düşen, zulümde azgınlaşan insanlık ancak Peygamberler eliyle gerçek devrimi, asıl ifadesiyle "inkılâb"ı tanımışlardır. İslâm inkılâbını göz önüne alalım: İslâm'dan önceki toplumla İslâm'dan sonraki toplum arasında insana bakış, karşılıklı ilişkiler, sahip olunan değer ölçüleri, ahlâk manzumesi arasında en küçük bir benzerlik görülemez. İnsan ve toplum kökten ve bütünüyle değişmiştir. Kelimenin tam anlamıyla bir "inkılâp" olmuştur. Fakat bu muazzam "devrim" gerçekleşirken telef olan insan sayısının, Batı devrimleriyle kıyas edildiğinde, yok denecek kadar az olduğu görülür.