Bir sahur vakti yıktıkları yeri bu kez "cehenneme çevireceğiz" sözleriyle kalleşçe ve kahpece ve yine bir ateşkesi delerek bombalamaya başladılar.
Bugün herhangi birimizin başına gelse yürek çatlatacak manzaraları yalnızca uzaktan izleyerek ve boş bir esinti olarak "ne yapabiliriz?" soruları geçerken zihnimizden, göğe bakıp ebabillerin yolunu gözlemekten başka bir yol bulamayışın kahrı içindeyiz.
19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkes öngörüldüğü gibi yine bir masal peşinde giden eli kanlı siyonistler tarafından 18 Mart günü bozulmuş ve geçen 17 günde 1163 kardeşimiz Şehit düşerken çok daha fazlası yaralanmıştır. Yaklaşık 500 gündür tüm dünyanın gözü önünde 50 binden fazla kardeşimiz katledilmiştir ki zihnimizde kalan resimlerin çoğu, kimi parçalanmış kimi yanmış kim ezilmiş bebek ve çocuk yüzlerine aittir.
Başta ülkemiz lideri olmak üzere tüm dünyada, boş kınama mesajlarını ve söylenen eylemsiz sözleri duymazsak, herkesin gerçekleşen katliama karşı putlar gibi faydasız bir tavır takındığı; geçici olduğunu bildiğimiz bu dünyada olmasa bile elbette hak mizanda hesabı sorulacak bir durumdur. Zulme karşı dilinize kilit vurursanız şeytan olmadığınıza yönelik savunma da veremezsiniz.
Acı olan şu ki; bunlar yazılırken dahi okul, hastane, ibadethane ayırt edilmeksizin bombalanarak kardeşlerimizin katli ve acı çığlıkları devam etmektedir.
Ne yazılan satırlar ne düzenlenen konferanslar ne de yürüyüşler şu ana kadar siyonistlere maddi külfet dışında bir zarar verememiştir.
Kendilerine bir miras masalı uydurup "Ancak tanrınız Rabbin mirası olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız. Tanrınız Rabbin size buyurduğu gibi, onları tümüyle yok edeceksiniz. (Tesniye/ Yasanın Tekrarı 20/ 16, 17)" buyruğuyla hareket eden, kendileri dışında