Yüksel 7307, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
4 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kürk Mantolu Madonna’yı okuduktan sonra herkes kendini buluyor. Kimisi Raif karakteri, kimisi ise Kürk Mantolu Madonna (Maria Puder), kimisi Hamdi Bey kimisi anlatıcı ama mutlaka birini görüyor. Bende kendimi gördüm, hemde çok benzettim...

berna noviç, Antonius ve Kleopatra'yı inceledi.
6 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap o dönemde ki çoğu insana göre Shakespeare'in everesti olarak bilinir ve bence de 4 büyük eserinden önce gelen muhteşem bir eserdir.
Kleopatra ve Antonius'un aşkını anlatır. Aslında konusunu çok sıradan bulabilirsiniz ,nitekim öyle de ama kitabin sonlarina doğru kitap alevlenir ; ilişkinin karmaşıklığı, sevginin var olup olmadığı , birbirine tamamen zıt olan doğu batı ülkelerine (yani roma ve mısır'ın) rağmen yaşanmak istenen aşkı , siyaseti , aşkın mahvoluşuluğu anlatır.
Romeo ve Juliet gibi sadece aşk odaklı bir eser de değildir.
Peki kitap sonunda ağlar mıyım ? Diye soracak olursanız ; evet ağlarsınız

berna noviç, Şu Çılgın Türkler'i inceledi.
19 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitap için ne söylemeliyim açıkçası emin değilim . Güzel desem az kalacak , muhteşem desem yetersiz ..
Her türk'ün okuması gereken efsanevi bir kitap.
Genelde kurtuluş savaşı anlatılır , her uç sayfa da bir ağlamak garantidir,kitabı bitirdikten sonra tekrar okumak isteyebilirsiniz ama kitap fazlaca kalın olduğundan tekrar düşünün derim. :))

Anıl Haco, Nezanin'i inceledi.
20 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Nezanîn" (Bilmemek)... Başta, kitabın ismi pek bir dikkatimi çekmişti! Nezanîn... Kunder'nın kitabına Kürtçe başlık verilmesi/vermesi açıkcası hoşuma gitmişti, gururlanmıştım. Sürükleyici ve de kısa bir kitap. Öneriyorum

berna noviç, Olasılıksız'ı inceledi.
22 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bilindiği üzere bir ara çok popüler olan,başlığının okunması zor , içeriği geniş yelpazeli harika eser. Pokerden tutun da felsefeye kadar aradığınız herşeyin harmanlanmış olduğu bir kitap.
Okumaya başladıktan sonra bir bakmışsın bitivermiş dediğimiz kitaplardan ,keyifli okumalar

Kitabın açılış cümlelerini okuduktan sonra tahayyül ettiklerimi yazıyorum sadece, kitabı bitirmedim, hatta kitap hakkında pek bir bilgim yok, bu yazdıklarım yaşadıklarımdır.

Antalya’da büyüyüp, Eskişehir’de okuduktan sonra, yıllardır almak için uğraştığım diplomayı sonunda elde etmiş, sadece bir ay işsiz kaldıktan sonra atanmıştım. Erzurum ilinin Horasan ilçesinin Gerek Köyü’ydü burası. İsmine bu kadar tezatlık oluşturan başka bir yer var mıdır acaba şu yeryüzünde diye düşünüyorum, daha sonrasında neden böyle düşündüğümü anlayacaksınız.

Tek başımaydım Erzurum’a gittiğimde, bu aynı zamanda Doğu’ya da ilk gidişimdi. Doğu’yu haberlerden biliyordum. Genelde etrafımdaki kişiler, buraları terörizm, yeşil kart ve çocuk sayısından mütevellit gördükleri için zihnimdeki doğu tasviri gördüklerimle uyuşmamıştı. Yoksulluk, tozlu yollar ve tezek kokan caddelerden ibaretti doğu, bir de ucu bucağı gözükmeyen ekilmemiş tarlalardan. Küçücük bir öğretmenevi vardır - bilmiyorum hala küçük mü - Horasan’ın. Çalışanları oldukça sıcak kanlıdır, hemen alışırsınız. Odanızda kalanlar da genelde - öğretmen olmayan kişiler de öğretmenevinde kalabiliyor çünkü - öğretmendir. Herkesin derdi aynıdır. Sabah kalk, banyo yap, takım elbiseni giyin ve köyün yolunu tut. Sıcak bir çorba ya da çay en büyük hayalindir, üniversitedeyken insanı sıkan, saçma işler erişilmesi güç bir olgudur, ya da dersi ekip öğlene kadar uyumanız bile küçük birer hayaldir artık.

İlk zamanlar bu öğretmenevinde kalmadım. Ali Müdür, köyde lojman var hocam demişti çünkü. Lojman ferahtır, en azından okulun yakınındadır diyerek gitmiştim köye. Beklediğim şey şuydu; Doğu’nun mistik havası eşliğinde, buğday ya da herhangi bir tarla ürünü kokulu yollarda, daha öncesinde yaşamadığım duyguları tadarak köye ulaşabilmek. Gerçekte yaşadığım ise şuydu; geçimini öğretmenlerden sağlayan taksi şoförünün kullandığı taksinin sarsıntısından ve etrafta başı boş uçuşan toz zerreciklerinden dolayı bulanık bir şekilde gördüğüm çamur renginde, uçsuz bucaksız tarlalar ve yine tarlalar ve lanet olası tarlalar…

Köye ne zaman geleceğiz acaba derken ön koltukta oturan müdür ilk defa ağzını açarak, geldik, işte köyün okulu şurası öğretmenim demişti. Eliyle gösterdiği yerde okula benzer herhangi bir şey görememiş ama bunu belli etmeden, güzelmiş dedikten sonra çantamı sırtlanmıştım. Eve yürüyerek gitmiştik çünkü taksi evin önüne kadar arabayı sürememişti. Girdiğimiz ev, birbirinin aynısı, zamanında devlet tarafından inşa edilmiş evlerden biriydi ama hala hangisiydi bilmiyorum. Küçükken beyaz kağıda çizdiğimiz aynı renkli ve modelli evlere benziyordu bu ev. İçerisine girdiğimde karşılaştığım manzara da şuydu; karşıda saz ve kürk asılı bir duvar, sağ tarafımda yeni bir televizyon - çünkü köydeki öğretmenlerin tek eğlenceleri, doğu temalı dizileri içerisinde bulundukları durumla mukayese ederek, kendilerince çıkarımlarda bulunmaktı - sol tarafta ve karşı tarafta iki çekyat ve yerdeki çamur tabakayı kapatmaya yarayan eski bir halı. O an hayatımın en büyük değişimini yaşamıştım, yaşam standardı meslek sahibi olduktan sonra bu kadar düşen başka bir meslek gurubu var mıdır acaba diye düşünmüştüm. Öğretmenliğin zor olduğunu, önemli olan şeyin böyle bir evde yaşayıp, günde bir tezek getirme zorunluluğu bulunan, yeşil sümüklü çocukları eğitmek olduğunu öğreneceğim zamana en büyük alt yapıyı o dakikada hazırlamıştım. Odada bulunan öğretmen arkadaşların hoş geldin kardeş derken suratlarındaki ifadeyi hiç unutmayacağım. Evet burası Gerek ama dünyanın en gereksiz yeridir derkenki ifadelerini de… Gördün işte onca sene yaşadığın sıkıntıların mükafatını, gel şimdi matematikte öğrenmek zorunda olduğun logaritmayı bu küçücük odada uygula da görelim senin boyunu der gibi bakmıştı Kenan. Ali müdür, lan oğlum gel korkma benim dördüncü yılım, bak sapasağlamım der gibi bakmıştı. Zübeyir’in bakışını tarif edecek yetiye daha erişemedim.

İlk anda ıslak olduğunu düşündüğüm çekyata oturduktan beş dakika sonra duyabildim etrafımdaki sesleri. Ben bir duş alayım demiştim de herkes şöyle birbirine bakmıştı. Duş alacakmış beyefendi, haftada bir, iki buçuk saatte ısıttığımız suyu, tek deliği bulunan, kara sıvalı, bir metrekarelik odada üzerimize döktüğümüz kahverengi suyun varlığına duş mu demek istiyor acaba diye düşünmüşlerdir büyük ihtimalle. Sonra susmuştum ve televizyondaki doğu temalı diziyi izlemiştim.

Sonrasında olanları ise kitabı bitirince anlatırım.

Volkan Akbaba, İlber Ortaylı Seyahatnamesi'ni inceledi.
27 dk. · Kitabı okudu · 7 günde · 9/10 puan

İlber Ortaylı'dan okuduğum ilk kitap. Daha önce bir çok tarih programını izlemiştim. Gerçekten ülkemizin yetiştirdiği en önemli entelektüellerinden biridir İlber Hoca. Bu kitabında yıllar boyu gezdiği ülkelere ait gözlemlerini bizlere sunmuş. Hemen hemen her sayfasında arastirma isteği uyandırıyor. Keyifle okudum.