Giz, bir alıntı ekledi.
15 dk.

Her büyük adam çarmıhta can vermez. Talih gülümser bazılarına: Kendileri kelle keserler.

Bu Ülke, Cemil MeriçBu Ülke, Cemil Meriç
Monna Rosa, Otuz Beş Yaş'ı inceledi.
16 dk. · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bir kere misafire çıkmış adın
İstesen de istemesen de gideceksin

Kısa bir süreliğine konuk olduğum bu kitapta benim de yolculuğum buraya kadarmış. Bana müsaade sevgili Cahit abicim istemeyerek de olsa gidiyorum, misafirim nihayetinde.


...


Henüz liseye gidiyordum, şuan tam olarak aklımda değil kaçıncı sınıf olduğum, bir gün edebiyat dersinin birinde sayfayı boydan boya kaplamış bir şiir, bir siir ki Allah'ım bir insanın üzerinde böyle tesir eder. O gün o derste tekrar tekrar okunmakla kalmamış gün boyu zihnimin içinde kilitlenip kalmıştı siirin mısraları.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lâzım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;

 Gözlerimin baktığı her yerde sanki kitabın sayfası duruyordu. Geçen her gün bu şiirin etkisinden çıkamamıştım. Tabi insan düşünüyor neden böyle bir tesir etti, bir şey mi hatıra getirdi acaba?
Evet o günler fikrimden çıkmayan bir kişi vardı, bana sanki onu anlatıyordu dizeleri.

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini...
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Bir gün gidip kitabını bulup tüm şiirlerini okumak geldi aklıma. Kitabı karıştırırken otuz beş yaş şiirini gördüm. Henüz otuzlu yaşlarında olan  canım anneme bu şiiri okumuştum o kadar beğenmiş olacak ki ömrü hayatında eline kitap almamış annem bu şiiri ezberlemek istemişti. Beraber oturup ezberlemiştik.


Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Bu şiir onun çileli hayatına değinmiş olcak. "Benim mi Allahim bu çizgili yüz" derdim, o hemen "Ya gözler altındaki mor halkalar" derdi.Yaklaşık iki hafta önce aldığım kitapların arasından bu kitap çıkınca annemle yüzümüzde bir tebessüm oluştu. Yine mi dedi, evet annecim tekrar okumak istiyorum dedim.

Son olarak bu güzel sitede tanıştığım benim için gerçekten önemli bir dost ,sırdaş bazen bir yol gösterici tam bir incelik, naiflik örneği olan sevgili Kübra ile aynı anda okumaya başladık hem de birbirimizden habersiz. Görüyorsunuz işte bende bir çok  güzel hatırası olan bu kitabı inceleme konusunda kendimi yeterli bulmasam da bu kitap hakkında birşeyler yazmadan geçemezdim.


Cahit Sıtkı.

'Sanat için sanat' ilkesine bağlı olarak şiirler yazmıştır . Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır ve gercekten de  her iki türlü de çok güzel siirler yazmistir Açık ve sade bir üslubu vardır. Durup düşünmüyorsun acaba ne demek istiyor diye .Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere,kapalı anlatıma  başvurmuştur. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir.
Bu onu anlatan akademik cümleler bir de benim onda gördüklerim var. Bu güzel şair, sadece ölümü ve yaşama sevincini anlatmıyor; kaygıyı, umudu, denizi, gökyüzünü, kuşları, ağaçları...


Kitabı okurken kimi zaman Cahit Sıtkı bana yanlız olmadığımı söyledi, bir arkadaş gibi öğüt verdi. Yanlızlıktan şikayet ederken aşağıdaki şiiri bana bir ilaç gibi geldi:

Can yoldaşın olmazsa olmasın,
Yalnızım diye hayıflanmayasın.
Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi;
Bir anne şefkatine müsavi;
Üç adım ötede deniz;
Dosttur ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara;
Ağaç yaprak verir sır vermez rüzgâra.
Ve kış yaz
Dalda kuş eksik olmaz.
Dağ başında duman..


Belki ölümü en güzel otuz beş yaş şiirinde anlatmış olsa da bu şiirde ölümü kendi nezdinde basitleştirmiş, ki ben nedense ölüm konusunu işlediği bu şiiri daha çok beğendim.

Selâ verildiğine göre
Câmi-i kebîr minaresinde,
Günlerden Cuma olmadığı halde,
 Muhakkak ölü var mahallede.
 İşte!
Olup olacağımız bu cenaze;
Geçiyor caddeden vakur ve sâde,
Dalgalar misâli omuzlar üzerinde

İnsanı en iyi kendisini bilir, o kendisini de anlatıyor bir şiirinde:

Ben aşk adamıyım,
Sevmeye geldim insanları,
Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye;
Hesapsız, karşılıksız,
Ayrılık gayrılık gözetmeden.
 Gün gelip gidersem şayet,
Öyle severekten gideceğim ki,

Kimi zamanda onun kaygılarına tanık oldum:

Ben ölürsem ölürüm, bir şey değil;
Ne olursa garip eşyama olur.
Bir hayır sahibi çıkar mı dersin,
Mektuplarımı iade edecek?
Ya kitaplarım, ya şiir defterim?
Yanarım bakkal eline düşerse.
Kim bilir bu döşekte kimler yatar,
Hangi rüyaları örter bu yorgan!
El sırtında böyle zarif duramaz,
Ismarlamadır elbisem, pardösüm;
Her ayağa göre değil kunduram;
Bu kravat ben bağladıkça güzeldir;
Bu şapkayı kimse böyle giyemez.

Cahit Sıtkı sıcacık bir şair, bu kitabı onun bütün şiirlerini içinde bulunduruyor ben beğenerek okudum umarım siz de beğenirsiniz,
Sevgilerle kalın.

Ahmed Arif
Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi?

R.T, bir alıntı ekledi.
29 dk.

Emir can, bence borcunu ödemenin, gerçek kefaretin yolu da budur: Pişmanlığı iyiliğe dönüştürmek, şerden hayır çıkartmak.

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 358 - Everest (cep) Yayınları)Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 358 - Everest (cep) Yayınları)

Can Yücel
“Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni”

Gökçen Kız, bir alıntı ekledi.
35 dk.

Terketmedi...
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif
Sultan, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"...bak, dinle beni.
sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben.
hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim.
ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim.
sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim.
sana sundugum tek gerçeklik savaşım.
ve sağlıklı olmak, gücünün yettigi kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir.
ben yalan seyleri vadetmem hiç.
kusursuz güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır.
üstelik böyle bir dünya cok can sıkıcı bir yer olur!"

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne GreenbergSana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg
Ulaş Can, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek bir hayat yoldaşlığı için yegane olmazsa olmaz şudur: Anlamak ve anlaşılmak.

Rüya Ağacı, Ulaş Can (Sayfa 197)Rüya Ağacı, Ulaş Can (Sayfa 197)
Metin toprakçı, İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
50 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

İlk başta bana biraz sıkıcı gelse de daha sonra bitirmek için can attığım bir kitap oldu. İnsanın duygu ve düşünceleri karşısında her zaman içindeki kötü bir fısıltının esiri olduğunu çok güzel anlatmış.

Ali Lidar
Ben ona biriktirdiğim her şeyi sundum; zamanı, kitaplardan süzdüklerimi, yazabildiğim ve yazabileceğim her şeyi.. o ise günlük hayatın sıradan beklentilerine o kadar alıştırmıştı ki kendini, başka türlü bir sevme şekline ihtimal bile vermiyordu.. olmadı, olamazdı da.. benim yanımda, uçmak için can atan bir kedi yavrusu gibi takıldı bir süre.. uçabilmek için gereken arzu ve iyi niyete de sahipti aslında.. ama, kanatları yoktu.