Çocukken birbirimizde gece yatısına çok kalmışlığımız vardır, yalnız biz değil gelen misafirler de yüklükten çıkarılıp yere serilen yataklarda uyurdu. O evlerin, eşyanın özel kokusu, geçmişten gelen ve sadakatsizliğimi ayıplayan bir uyarı mesajı gibi tekrar "önceki ben" e uçurdu beni. Gıcırdayan ahşap merdiven, sık sık kesilen elektrik yüzünden hep el altında tutulan gaz lambasının titrek alevi, namaz kılarken sırtına atladığım şefkatli babaannemin, " Semi allahu limen hamideh" diye sesini yükseltmesi, pembe pembe köpüren reçel kaynatıldığı günlerde eve yayılan hoş koku ve bütün bunları nasıl da unutmuşum sorusunun yarattığı tedirgin edici yabancılaşma duygusu...