Herkes akıllı, herkes bilge ve herkes her şeyi biliyor. Fakat onlara, "Neden kötü şartlarda yaşıyorsunuz? Neden hayati kurgulayan sanatkârlar, hayatın mimarları olmak istemiyorsunuz?" Sorularını yönelttiğimiz zaman hepsi birdenbire tecrübesiz çocuklara dönüşüyor.
Insanlar kıskançlık, öfke ve tatminsizlikle dolu bir ortamda doğup büyüyor. Ülkedeki toplumsal hayatın düzeni onları daha da kaba ve kızgın bir hale getiriyor. Ancak bu sorunların çözümü hakkında hiç kimse düşünmüyor. Hiç kimse de bir şey yapmıyor.
Öğrencilerinize yüksek okulların diploma basan imalathaneler değil canlı mumlar üreten fabrikalar, ülkenin zihinsel ve manevi aydınlanmasının merkez istasyonu olduğunu söyleyin.