“Piraye’nin omzunda huzuru bulan bir adamdı Nazım…
Ama bazı sevdalar vardır; insanın kalbinden değil, zamanından eksilir.
Piraye’ye sarılırken gözlerini kapatırdı belki,
ama aklının en sessiz yerinde Vera’nın saçları dolaşırdı.
Piraye, onun yorgunluğunu seven kadındı.
Vera ise içinden hiç çıkmayan şiiri…
Bir adam düşün;
elleri başka bir kadının ellerindeyken bile
saatinin kayışında başka bir ismi taşıyacak kadar yaralı.
Nazım, Piraye’ye gerçekten aşıktı belki…
Ama insan bazen en çok sevdiği kişiyi değil,
içinde yarım kalan kişiyi ömür boyu unutamazdı.
Ve o gece,
Piraye başını Nazım’ın omzuna yasladığında
dünya onları aşk sanıyordu.
Oysa Nazım’ın bileğinde küçücük bir sır vardı:
‘Vera.’”