Paylaşımlar yaşantıdan, zihindeki kurgulardan ve etraftaki hayatlardan ilhamını alıyorr. aşık ya da platonik değilim yanii.
abiii keşke aşık olsaydık olabilseydik
...Aslında bakılırsa bu alacakaranlık kalplerimizdeki kararmayla başlamıştır esasında başımıza her ne musibet geldiyse ya da hâlihazırda ne geliyorsa, sadece kendi içimizde olanların yaptıkları yüzündendir. Çünkü biz Müslümanlar olarak boyunduruk altına alınamayız, cehalete mahkum edilemeyiz ve birbirimize yabancılaştıramayız. Bunlar ancak İslam'dan dönmemiz halinde mümkün olur. İlk kez Uhud'da ve en son Sina'da yaşadığımız tüm mağlubiyetler aynı şekilde bu yaklaşımı doğrular mahiyettedir.
Diğer taraftan İslam'ın ilahiyatçıların elinde kapalı bir kitap olarak kaldığını düşünmek yanlış olur. İlahiyatçılık giderek bilime kapalı mistisizme açık hale gelmiştir. Böylece ilahiyatçılık İslami ilimlere büsbütün yabancı ve mantığa mügayir çoğu şeyin ve hatta hurafe olduğu apaçık belli şeylerin bile bu kitaba girmesine izin verilmiştir.
İnsanın kökeni ve vazife-i asliyesi hakkındaki esas gerçeklerin tekrarı ve tasdikini ortaya koyuyor olsa da İslam'ın yaklaşımında bütünüyle yeni bir şey vardır ve bu da inancın bilimle, ahlakın siyasetle ve idealin menfaatle bütünleştirilmesine karşılık gelir. Biri dış ve diğeri de içsel olmak üzere iki dünya olduğunu kabul eden İslam insanın bu iki dünya arasındaki uçurum üzerindeki köprü olduğunu öğretir. Bu bütünlüğün dışına çıkıldığında din geri kalmışlığı (her türlü aktif/üretken ve hayatı reddetmeyi) ve bilim de ateizmi getirir.
Sadece ferdin yetiştirilmesi değil, aynı zamanda dünyaya nizam verilmesi hasebiyle ele alınan İslami yenilenme fikrine her zaman muhalif olacak iki grup mevcuttur: eski düzenin korunmasını isteyen muhafazakarlar ve yabancıların düzenini isteyen modernistler birinci grup islamı geçmişe çekerken, ikinci grupta ona başkalarına ait bir gelecek hazırlar.