Paylaşımlar yaşantıdan, zihindeki kurgulardan ve etraftaki hayatlardan ilhamını alıyorr. aşık ya da platonik değilim yanii.
abiii keşke aşık olsaydık olabilseydik
Her toplumun en hassas kurumları olan bu müesseseleri yöneticilerimiz ya ihmal etti ya da yabancılara teslim etti.Yabancıların para ve kadro tahsis etmek suretiyle program ve ideolojilerini de empoze ettikleri okullar Müslümanlar bir yana, milliyetçi dahi yetiştiremedi. Buralarda bizim müstakbel münevverlerimize itaatkârlık, teslimiyet, yabancıların güç ve zenginliklerine hayranlık gibi "erdemler" zerk edildi.
...Aslında bakılırsa bu alacakaranlık kalplerimizdeki kararmayla başlamıştır esasında başımıza her ne musibet geldiyse ya da hâlihazırda ne geliyorsa, sadece kendi içimizde olanların yaptıkları yüzündendir. Çünkü biz Müslümanlar olarak boyunduruk altına alınamayız, cehalete mahkum edilemeyiz ve birbirimize yabancılaştıramayız. Bunlar ancak İslam'dan dönmemiz halinde mümkün olur. İlk kez Uhud'da ve en son Sina'da yaşadığımız tüm mağlubiyetler aynı şekilde bu yaklaşımı doğrular mahiyettedir.
Diğer taraftan İslam'ın ilahiyatçıların elinde kapalı bir kitap olarak kaldığını düşünmek yanlış olur. İlahiyatçılık giderek bilime kapalı mistisizme açık hale gelmiştir. Böylece ilahiyatçılık İslami ilimlere büsbütün yabancı ve mantığa mügayir çoğu şeyin ve hatta hurafe olduğu apaçık belli şeylerin bile bu kitaba girmesine izin verilmiştir.
İnsanın kökeni ve vazife-i asliyesi hakkındaki esas gerçeklerin tekrarı ve tasdikini ortaya koyuyor olsa da İslam'ın yaklaşımında bütünüyle yeni bir şey vardır ve bu da inancın bilimle, ahlakın siyasetle ve idealin menfaatle bütünleştirilmesine karşılık gelir. Biri dış ve diğeri de içsel olmak üzere iki dünya olduğunu kabul eden İslam insanın bu iki dünya arasındaki uçurum üzerindeki köprü olduğunu öğretir. Bu bütünlüğün dışına çıkıldığında din geri kalmışlığı (her türlü aktif/üretken ve hayatı reddetmeyi) ve bilim de ateizmi getirir.