Bismillah.
Çağımızdaki şüpheler çoğu insanı ele geçirmeye devam ediyor fakat bu şüpheler geçmişten beri süregelen şüphelerdir. Ve bunun yanı sıra bu şüphelere cevap veren biri çok alim, birçok kitap var. Yani müellifin de dediği gibi bir şüphenin var olması ve bizim o şüpheye dair bir cevabımızın, bilgimizin olmaması ortaya atılan şüphenin cevabının olmadığını ve de doğru olduğunu göstermez
Yapmamız gereken şey şüpheyi gidermek için çabalamaktır. Fakat unutulmamalıdır ki insan aklı sınırlıdır ve her şeyin, her hükmün ardındaki hikmeti aramak ve şüpheci davranmak anlamsızdır. Bizlerin aklı da ilmi de sınırlıdır. Biz bize bildirildiği ölçüde ilim sahibiyiz. Bazı hususların ardındaki hikmetin bize bildirilmemiş olması o hususun hikmetsiz olduğu manasına gelmez. İşte tam burada devreye "Allah her işinde Hikmet sahibidir" inancı girmelidir.
Ve son olarak müellifin kitapta süre gelen şüphelere cevaplar vererek bu şüphelerle ilgili cevapları ayrıntılı bir şekilde incelemek isteyenlere eserler vs önermeyi de ihmal etmemesi çok hoşuma gitti.
İmam Şatibi şöyle der:" Allah, insan aklına kendine aşamayacağı bir sınır koydu. İstenilen her şeyi idrak etmenin bir yolunu vermedi."
Aklın bir sınırının olduğunu kabul etmek onun önemini küçümsemek anlamına gelmez. Tam aksine hak ettiği yere koymaktır bu. Aklımızın sınırlarını aşan bazı gaybî meseleleri de cevaplandırdığımız çıkış noktası burasıdır.
Allah'ın indirdiği ve müdafaa etmeyi emrettiği din için savaşmak ile sahte ideolojiler, çarpık inançlar ve muharref dinler için savaşmayı bir tutmak zulümdür.
Adduddin el-Îcî, Adabu'l Bahs isimli kitabında şöyle diyor:"Rivayet içerikli bir söz söylediğinde sıhhatini ispat etmen, iddia sahibiysen iddiana delil bulman gerekir."