Bir zamanlar her şeyin yaratıcısı olan toprak (ve kadın bedeni) sonradan yalnızca erkeğin “can veren tohumu”nu taşımaya yarayan bir araca dönüştürülüdü.
“Bütün dinsel sistem ,kadınların yaşamı yaratma ve sürdürme gücünün ayrıntılı bir inkârı ve üstünün örtülmesi,aynı zamanda bu gücünün gaspetilmesi,kanalize ve kontrol edilmesi çabası olarak yorumlanabilir”
Çünkü hem kadın ve erkek ,hem de dişil beden ve eril zihin olarak onulmaz bir biçimde kutuplaşıp parçalanmış olan insanın,ne kendisine ,ne de doğaya yabancılaşmaması mümkündür .