Sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir. Şimdi kahkahaların yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
Başka nasıl olabilir ki? Keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk açarsa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur.
... Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın göreceksiniz; sizi şimdi sevindiren, bir zamanlar üzenden başkası değildir.
Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın göreceksiniz, aslında, bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız.
Kimileriniz "Sevinç kederden büyüktür" derken, kimileriniz de "Hayır, büyük olan kederdir" diyor. Oysa ben size diyorum ki, ikisi birbirinden ayrılmaz. Sevinç ve keder birlikte gelir ;biri sofranıza sizinle otururken, unutmayın, diğeri yatağınızda uyumaktadır.
Ve sen, ey engin deniz, uyku bilmez ana,
Irmaklar ve akarsular için sensin yegâne huzur ve özgürlük.
Bu akarsu son bir kez daha kıvrılacak, bu çayırda son bir çağıltı daha.
Derken geleceğim sana, uçsuz bucaksız bir damla katılacak uçsuz bucaksız bir okyanusa.
Ancak daha fazla oyalanamam. Bütün varlıkları kendisine çağıran deniz çağırıyor beni, yola koyulmalıyım.
Çünkü kalmak, gecede yanıp tükenirken saatler, donmak ve billurlaşmak, bir kalıbın içine hapsolmak demek.