İstanbul, milyonlarca insanın umut ve ekmek kapısıydı. İnsanlar umutla ekmek kazanıyorlardı ancak hiç kimse kalıcı değildi. Büyük bir felaket anında hemen hemen herkesin kaçacak bir memleketi vardı. İstanbul'u sahiplenenler ya çok zenginlerdi ya da çok fukara.
Bazen sıfır noktasına dönmeyi arzuluyordu. Sıfırı özlediği için değil, sıfıra ihtiyacı olduğu için. Çünkü sayı doğrusunda sıfır, eksiden her zaman daha fazlaydı.