Burak Kaya

Burak Kaya
@1burakkaya
Sivas'ta yaşlanmak isteyen Sivaslı bir birey. Kalabalığı severek yalnızlıklar ardına sığınmış bir insancık.
4/10
·112 syf.··
2026 9. kitabı
Çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Okudum bitti. Kesinlikle okunmalı mı? Bence hayır. Dünyanın en kötüsü mü? Bence hayır. Elinizde varsa bir saatlik bir kitap. Pek bir şey kattığı da söylenemez. Zaman geçirmelikti benim için.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026779 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Yazar resmen her şeyi didik didik araştırmış. Birkaç kurgu karakter ve ilişki dışında okuduğumuz neredeyse her şey, o sözlüğe girmeyen kelimeler bile tamamen gerçekmiş. Kitabın bu kadar gerçeği yansıtması insanı acayip içine çekiyor. Karakterlerden Esme’nin babasını, Lizzie’yi ve Gareth’ı çok sevdim. Hele babasıyla o Scriptorium'daki halleri, Lizzie’nin o sarsılmaz dostluğu, Gareth’ın naifliği çok güzeldi. Ama Bill tam bir şerefsiz, okurken insanın sinirini bozuyor resmen. Esme’nin yaşadığı onca şeye rağmen kelimelerin peşini bırakmaması, o tutkusu beni çok etkiledi. Zaten kendisi de diyor, "Ben sözlüğün cariyesiyim" diye... Hakikaten daha çocukken o masanın altına düşen kelimeleri toplarken ruhunu o sözlüğe teslim etmiş. Tarihin, dildeki o kadın emeğinin nasıl görünmez kılındığını Esme’nin gözünden okumak çok sarsıcıydı. Kelimelerin gücünü ve arkasındaki o gerçek hikayeyi çok zarif işlemiş yazar. Kesinlikle bittikten sonra bile insanı uzun süre etkisinde bırakan, çok özel bir kitap.
Kayıp Kelimeler SözlüğüPip Williams · Serenad Yayınları · 2022659 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
İlk defa bir kitabı uzun uzun incelemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Hikayesinden tut kurgusuna, çevirisinden tut okunabilirliğine öylesine güzel bir eser ki etkisinden kolay kolay kurtulamam. Okuyun, okutun.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,596 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitabı okurken kendimi bir romanın dünyasında değil de bir kadının mahrem günlüğünün sayfaları arasında dolaşıyor gibi hissettim. Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, o bitmek bilmeyen hüzün bulutuydu. Karakterin en mutlu göründüğü anlarda bile bir şekilde gerçekten mutlu olamayacağını, o içsel sızının hep orada bir yerde beklediğini hissetmek beni çok etkiledi. Okuma süreci benim için tamamen bir empati yolculuğuna dönüştü: Karakterin sevdiği herkesi onunla birlikte sevdim, nefret ettiklerine onunla birlikte diş biledim. Bir noktadan sonra bu bağlılık bende büyük bir geçmişle hesaplaşma arzusu doğurdu; onu bu duruma sürükleyenlere karşı bir ses, bir itiraz bekledim. Ama hayat her zaman istediğimiz gibi ilerlemiyor; her kitap mutlu sonla bitmek zorunda değil, çünkü mutlu sonlar çoğunlukla masallara mahsus. Kitapta tek bir cümlenin altını çizme gereği duymadım. Çünkü bu eser tek bir "an"dan ya da vurucu bir cümleden fazlası; bir bütün olarak değerlendirilmeyi hak eden koca bir yaşanmışlık. Dilinin akıcılığı ve kitabın fazla uzun olmaması kısa sürede bitirmek konusunda çok yardımcı oldu. Güzel ve hüzünlü bir deneyimdi.
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20242,014 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 00:00
Romanı bitirdiğimde hissettiğim tek şey derin bir yorgunluk oldu. Kitap boyunca sanki herkes el ele vermiş de ana karakteri kandıralım demişler gibi bir hava vardı. Adam tek başına devasa bir oyunun içinde kalmış, herkes yardım eder gibi yapıyor ama aslında kimse yanında değil. O "sahte şefkat" ve herkesin birer figüran gibi davrandığı o boğucu atmosfer insanı gerçekten nefessiz bırakıyor. Hastanedeki yüz tanıma sistemlerini, hata veren kartları ve o katı kuralları gördükçe gözümde George Orwell’in 1984’ü canlandı. Ancak burada denetim sadece kameralarla değil, insanların yalanlarıyla ve sistemin soğukluğuyla sağlanıyor. Neyin gerçek neyin sahte olduğunu bir noktadan sonra ben bile anlayamadım. Karakterle empati kurduğunuz an üzerinize bir ağırlık çöküyor. Adam her şeyin farkında ama elinden hiçbir şey gelmiyor; bu çaresizlik delirmekten çok daha ağır. Güvenin kırıntısının bile olmadığı, her gülümsemenin arkasında bir manipülasyonun yattığı bu boğuk ve yalan dolu atmosfer, insanı bir labirentin içine hapsediyor. Kendi gerçeğine tutunmaya çalışan yalnız bir adamın, sistemin çarkları arasında nasıl bir gölgeye dönüştüğünü okumak gerçekten sarsıcıydı.
KlinikPavol Rankov · Dedalus Kitap · 2026661 okunma