Müslümanın çabası, bugün, mevcut kurumları İslâm'a göre nasıl biçimlendireceği üzerinde değil, kendisinin, mevcut dünyada ne gibi bir konumda yer alabileceği noktasında toplanmalıdır.
Çünkü İslâm, salt zihnî bir olgudan ibaret değildir. Zihnin her türlü şirkten, gizli küfür bulaşıklarından arındırılması, kısacası "kelime-i şehadet"in kavranılması ve tasdik edilmesi insanı Müslüman yapmaya yeterliyse de, "Müslümanca bir hayat tarzı"nı yaşayabilmek için şehadet kelimesinin getirdiği sonuçlara uymak gerekmektedir.bunun adına amel deniliyorsa, böyle bir amelin içinde olup olmadığını kişi kendine sormalıdır.
Kirine, kalabalığına ve karmaşasına hiç takılmadan, loş sokaklarında kaybolmak, anıt eserlerine dalıp gitmek ve halkın gündelik temposuna şahitlik etmek, bunları yaparken de siyasetin insan yaşamını nasıl şekillendirdiği hakkında uzun uzun düşünmek... Kahire, bu kıvamı tutturabilenlere inanılmaz hikâyeler fısıldayan bir şehir.