Eren

Eren
@1erenn
2001
4 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
PERŞEMBE YAZILARI - 3
Perşembe Yazıları - 3 - Bu hafta da geçen haftaki kitapları okumaya devam ettim. İnsan birden fazla kitabı beraber okuyunca bitiremiyor. Artarda bitirmenin hazzı için sabrediyoruz diyelim. Perşembeniz mübarek olsun. Başlayalım… - Yavaşlık ve teenni kelimeleri nasıl bir çağrışım yapıyor? Mesela bir kimse için o işini teenni ile yapıyor demekle o işini yavaş yapıyor demek aynı şey mi? Bana teenni kelimesi müspet bir mana gibi gelirken yavaş kelimesi menfi bir mana gibi geliyor. Aynı kadim ve eski kelimeleri gibi… Neyse hayırlısı olsun :D - İsmet Özel'den şöyle bir alıntı bırakayım: "Müsamaha - Hoşgörü - Tolerans hangisini kullanıyoruz? Müsamaha ve hoşgörü aynı çevrede yaşayan insanların birbirlerine karşı gösterebilecekleri bir şeydir. Peki Türkiye gibi tarihinde bir kültürel parçalanma yaşamış bir ülkede müsamaha ve hoşgörü kavramını kullanmak ne kadar makul? Bizim dünyamızda müsamaha bir kabahati bağışlanacak hafiflikte sayıp hoşgörme, bazı yanlış davranışlara gözyumma, bir suçluya karşı şiddet göstermeyip aldırış etmeme anlamları taşıyor. Yani bir bakıma bizim dünyamızda hoşgörü, bir otoritenin kusurlu olanı keyfi olarak rahat bırakmasıdır. Otorite sahibi canı istemezse müsamaha göstermez, hoşgörmez. Tolerans ise tahammül etmek, katlanmak, kaldırabilmek manasına geliyor. Bir bakıma otoritenin sistem içi olmayan bir şeye karşı gösterdiği yumuşaklık anlamına geliyor. Bu minvalde açıklamaları yaptıktan sonra İsmet Özel şunu söylüyor: "Eğer kuvvetleri denk iki unsur arasında gösterilmesi hoşgörüden bahsediyorsak, onlardan âlicenaplık değil, her ikisinden de yanlış kabul ettiği bir hususlarda anlaşmalarını istiyoruz demektir. Aksi halde birbirine müsamaha gösteren insanlar her ikisinin de gücünün üstünde bir otoritenin zoruyla iyi geçinme mecburiyeti altındadırlar.
Edebiyat
Eren
Reis Allah kalemine kuvvet versin bana oradan 61. hadisi göndersen
Reklam
Perşembe Yazıları - 2
• Bu hafta İsmet Özel'in "İrtica Elden Gidiyor", Ömer Faruk Korkmaz'ın "Şehit Bayram Hoca", Alvarlı Muhammed Lutfi Efe'nin "Divanı", Siyer Yayınlarının "Tekerrürden Tefekküre Tarih" kitaplarına göz attım. Bunun yanında derslerde ilgimi çeken notlar ve meselelerden de bir kaçını sizinle paylaştım. Haydi Başlayalım 😄 • İrtica Elden Gidiyor'dan…   • Yazı çok uzamasın diye bu hafta İsmet Özel'den alıntı yapmayacaktım ancak yine İsmet Özelci tarafım baskın geldi. (:D) Hazret yine bir gerçeğe parmak basıyor ve şöyle diyor: "İnsanlar içinde yaşadığımız medeniyetin çarkları dönsün diye eğitime tabi tutuluyorlar ve yine insanlar yaşadığımız medeniyet hayatiyetini devam ettirsin diye gerçek bilgilerden uzak tutuluyorlar." - Siyer Yayınlarının hazırladığı "Tekerrürden Tefekküre Tarih" kitabının bir makalesinde tarih anlayışlarından bahsederken "romantik tarih anlayışı" diye bir anlayıştan bahsediyordu. Zahmet edip ne olduğuna bakarsanız (evet ufak tarizler :D) İsmet Abi'nin bu sözü size kendini biraz daha açacaktır. • Derslerden Bir Kaç Alıntı…   • İmam Nevevi'nin "Erbain" adlı kitabını İbn Recep el-Hanbelî'nin şerhi "Camiu'l-Ulum Ve'l-Hikem" ile beraber okuyoruz. "Helaller ve haramlar bellidir. Bunların arasında şüpheliler vardır. İnsanların çoğu bunları bilmezler. Kim bu şüphelilerden kaçınırsa dinini ve karakterini korumuş olur." Hadisinin şerhinde İbn Recep el-Hanbeli şöyle bir rivayet getiriyor: "Kalp organların komutanıdır. Diğer organlar ise kalbin askerleridir. Ona itaat eder ve dediklerini dinlerler. Eğer komutan sağlam olursa ordu da sağlam olur. Eğer komutan bozuk olursa ordu da onunla beraber bozulur." (Cami'ul-ulum ve'l Hikem/210) -" Komutana sahip çıkalım! Komutan düşerse ordu düşer!" (Evet, Slogan :D) • Geçenlerde hocam bir kelime tahlili yaptı, çarpıldım.
Edebiyat
Eren
yine döktürmüşsün reis emeğine sağlık bana 147. hadisi gönderir misin?
PERŞEMBE YAZILARI - Sabırla Okuyalım :D
- PERŞEMBE YAZILARI - Yazılarda genellikle rahmetli Mehmed Şevket Eygi'nin madde madde yazma metodunu kullanacağım. Profesyonellik gütmediğim zaten malumunuz. Acemiliğin verdiği ruha talibiz. Haydi başlayalım.. Geçen haftadan beri Taha Kılınç'ın "Bir Rüya'yı Hatırlar Gibi", Ömer Faruk Korkmaz'ın "Şehit Bayram Hoca", Ataullah el-İskenderî'nin "Gelin Tacı" kitaplarına göz attım. Bunun yanında talebe-hoca ilişkilerine dair bazı Arapça kitapları okuma fırsatı buldum. Son olarak da gezerken, arkadaşlarımla sohbet ederken ortaya çıkan fikirler oluyor. Bunları sizinle başlıklar halinde paylaşayım.. • Bir Rüyayı Hatırlar Gibi - Taha Kılınç • Dinlerin yaşadığımız hayata büyük bir etkilerinin olduğu gerçeğini bir kısmımız fark ederken bir kısmımız fark etmez. Bu dinin artık yaşanan hayata yerleşmesidir. Gelenekselleşen şeyler de genellikle fark edilmemeye yüz tutar. Bizim ülkemizde en seküler insanların bile Allah'ın izniyle, Maşallah gibi kavramlarını kullanması buna örnek olarak verilebilir. Taha Kılınç'ın "Bir Rüyayı Hatırlar Gibi" adlı kitabını okurken bu konuya dair çok hoş bir bölüme denk geldim ve bunu sizinle paylaşmak istedim: "Şam'da denk geldiğim hafif trafik kazalarında, bazı şoförlerin arabalarından bile inmeye gerek duymadan, karşılıklı şelamlaşıp yola devam ettiklerine şahit oldum. Taraflardan biri sinirlenecek olursa, etraftan birisi mutlaka "Salli ale'n-Nebi!" diyerek duruma müdahale ediyordu zaten. Bir Şamlı için, Hz. Peygamber'e salavat getirmek, gün içinde en çok yapılan işlerden biri olabilir." Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem) hayata bu kadar dahil olması çok hoş. Bunu yayalım :D • Hak-Batıl mücadelesi asla bitmeyecek. Bu Sünnetullah'a dayanarak bazı şeyleri okuyup, görüp kin biriktiririm. İçimden hesaplaşacağız derim. Size de tavsiye ederim.
Edebiyat
Eren
Emeğine, yüreğine sağlık reis. Ben oradan 99. hadisi rica etsem