İnsanın duanın eşiğinde boyun bükmesi, avuçlarına yüreğinin çırpınışlarını dökmesi, şimdi olduğu yerin olması gerektiği yerden çok daha dar olduğunu fark etmesine bağlı. “Göğsümü genişlet” diye dua etmemizi öğreten Rabbimiz, elbette ki göğsümüzün genişleyemeyeceği, hayallerimizin kanatlarını alabildiğine açamayacağı, kalbimizin tam doymayacağı bir yerde, yani dünyada, yani “aşağı/yer”de olduğumuzu bildiriyor, bildiğini bilmemizi istiyor. Gurbeti gurbet bilmek sıla hatırınadır.